Türkiye’nin meseleleri kime emanet?

Bismillahirrahmanirrahim

TÜRKİYE ve dünyadaki hareketliliği birlikte izliyoruz. Trump’ın “Kudüs kararı”nın yeni bir planın düğmeye basılması olduğu anlaşılıyor. Olaylar farklı görülse de, büyük oyunun Türkiye üzerinde oynandığı açık. Türkiye, hem bölgenin en güçlü ülkesi; hem de onları birleştirecek tarihi misyona sahip. Geleceğin şekillenmesinde Türkiye’nin “belirleyici” olacağını herkes biliyor. Türkiye, bu tarihi sınavını yüz akıyla vermekle yükümlü.

El ele vererek önümüzde bekleyen büyük problemlerin çözümüne odaklanmalıyız. Başkalarının planlarına “figüran” olmakla çok şey kaybettik. Türkiye “oyun kurucu” olmalı; kendine has planlarını oluşturarak uygulamaya koymalı. Bu da, “birlikte çözüm aramayı”; “birlikte uygulamayı” gerektirir.

Saadet Partisi bölgedeki sorumluluğunun farkında! Genel Başkan Karamollaoğlu 15. 12. 2017’de, Şişli’deki “Ortadoğu Konferansı”nda “boşa harcanacak 1 dakikamız bulunmadığını” vurguladı: “Bölge haritaları yeniden çiziliyor. Küresel emperyalizmin en önemli hedeflerinden birinin de Türkiye olduğu açıktır. Bölgenin ümidi olan Türkiye, bu kötü gidişatı değiştirebilecek birikim ve potansiyele sahiptir.”

Milli Görüşçüler baştan beri kutuplaştırıcı ve kamplaştırıcı üslubun ülke için tehlikesini hatırlatıyor. Bu durum, siyasilerin birlikte çözüm üretmesini engelliyor. Türkiye, sonuçta ya “tek adam” kararlarına mahkûm oluyor; ya da küresel güçlerin planlarının “figüranı”. “Tek adam”ın sıkça yanılmasının faturasını ödüyor.

Yabancıların planlarına “figüran” olan Türkiye’nin Irak, Suriye, çözüm süreci, FETÖ ile mücadele, ekonomi, eğitim gibi alanlarda başarısız olmasının sebebi bu!

BİRLİKTE ÇÖZÜM ARAYIN!

SİYASİ partilerin varlık sebebini hiç düşündünüz mü? Halkın temsilcisi olan partiler ülkenin problemlerini “birlikte” çözmekle görevlidir. Halk, onlara polemik yapma, birbiriyle kavga etme görevi vermiyor. Mizaçlarında kavga ve çatışma olanlar lütfen başka alanlar arasınlar. Kompleks mikroplarını halka bulaştırmasınlar.

TBMM’de bütçe görüşmeleri devam ediyor. Neredeyse kavgasız, polemiksiz oturum yok gibi. Halkımız soruyor: Sizin hiç mi birbirinizle ortak noktanız yok? Niçin onları konuşmuyorsunuz? Türkiye gibi tarihi bir misyona sahip bir ülkede, Hükümet ve ana muhalefet partisi yetkililerinin birbiriyle mahkemelik olması içinize siniyor mu? Kavga ve çatışmayı nereye kadar sürdüreceksiniz?

İmam Gazali der ki: “Müslümanlar, ittifak ettikleri konular dururken; ihtilaf ettikleri konuları konuşamazlar.” Saadet Partisi bu yöntemi benimsiyor. “Önce, ittifak ettiğimiz konuları karara bağlayalım; sonra farklılıklarımızı konuşuruz.” Şunu bilelim ki, ittifak ettiğimiz konular üzerinden ilerlersek; ihtilaf ettiğimiz konular ve farklılıklar gün geçtikçe azalacaktır. En azından hepimiz “insan”ız. İnsan olmaktan daha yüksek “ortak payda” biliyor musunuz?

Saadet Partisi baştan beri bunu yapmaya çalıştı. 80 milyonu kucakladı. Ülkenin sorumluluk mevkiindeki insanlarıyla ortak çalışma zeminleri aradı. Bu yöntem, özellikle siyasi rakiplerini “düşman” olarak görenlerce anlaşılamadı. Temel Bey, en son siyasilere, AK Parti’nin de içinde bulunduğu, Türkiye’nin meselelerini birlikte müzakere edebileceği bir “platform” oluşturmayı önerdi. (15.12. 2017)

GÜZEL ÖRNEKLER DE VAR

ÖZELLİKLE 2 ilde yaşanan örnekleri hatırlıyorum. İki ay kadar önce, Kayseri’de çoğunlukla farklı siyasi partilerin davet edildiği toplantıda Temel Karamollaoğlu Milli Görüş’ün çözüm önerilerini anlatmıştı. Program herkesi memnun etmiş; beraberlikten duydukları mutluluğu yaşamışlardı.

İkinci örnek, 25. 11. 2017 günü Diyarbakır’dan. Temel Karamollaoğlu’nun konferansında istisnasız bütün siyasi partilerin yöneticileri veya mensupları vardı. Tam bir kardeşlik havası oluştu. Herkes, kardeşleriyle birlikte çözüm üretmekten memnundu. Bu, Saadet Partisi’nin “doğru çizgisi” ve “kucaklayıcı özelliği”nin ürünüydü. Siyasi parti yetkililerindeki ortak kanaat, “Saadet Partisi çatısı altında Türkiye’nin meseleleri görüşülebilir” şeklindeydi.

Program sonrası görüştüğüm Saadet Partisi Diyarbakır İl Başkanı Fesih Bozan “bölgedeki terörün, sistemin getirdiği yanlışlıklardan kaynaklandığını” anlattı: “Bölgedeki tek fert bölünme istemiyor. Halkın tek istediği, ‘adalet, kardeşlik, huzur, barış, eşitlik ve işsizliğin önlenmesi’dir.”

Halkımız ve onun siyasi temsilcileri hiçbir etki altında kalmadan bir araya gelseler, Türkiye’nin meselelerini birlikte müzakere edebiliyorlar. Ne olur, ayrılık unsurlarını ortadan kaldıralım. Bir söz var: “Eğer iki Müslüman aralarında kavga ediyorsa, mutlaka aralarından bir Yahudi geçmiştir.” Değerlerimizi bilelim. Yabancıların etkisinden kurtulalım. Dünya hâkimiyeti ihtirasıyla İslam coğrafyasını kan gölüne çeviren sömürgeci güçlerin tuzağına düşmeyelim.

Bu ülke bizim! Şehitlerin emaneti. Bu ülkenin tek karışından vazgeçme yetkimiz yok. Bu insanlar bizim! 80 milyondan tek birinin kötülüğünü isteme niyetimiz olamaz. Türkiye’nin yol haritasını, Türkiye’de yaşayan insanlar belirlemelidir.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?