Gizle

Asker Arkadaşlarım

Askerlik hayatı, insanın unutamayacağı bir devredir. O devre ve o devredeki arkadaşlarım her zaman gözümün önündedir. Askerliğimi Burdur’da 58. Topçu Tugayında yaptım. Sevk tarihi 1 Temmuz 1982, terhis tarihi 1 Kasım 1982… Yani askerlik müddeti topu topu dört ay. Niye böyle? Üniversite mezunlarına böyle bir hak tanındı. Zaten üniversite diploması bir tek burada işe yaradı. Gerçi kendimizi yedek subaylığa göre hazırlamıştık, ancak bizim meslek için bu uzun bir zaman olacaktı. Rabbim böyle takdir eylemiş.

Bizim devrede Burdur’da üç tip asker vardı. 1) Askerliğini 18 ay er olarak yapanlar. bunlara “Mehmedcik” deniliyordu. 2) Bizim gibi üniversite mezunu olup da askerliğini dört ay yapanlar. Bize de “Mehmed Bey” deniliyordu. 3) Yurt dışında çalışıp da belli bir bedel ödeyip askerliğini 1 ay yapanlar. Bunlara da “Mehmet Ağa” deniliyordu.

Askerlik hayatı boyunca pek çok değerli arkadaşım oldu. Onları hiçbir zaman unutmadım, unutamam. En başta da Yüzbaşımız A. Yılmaz Kutulay ile Teğmen Adem Çalık’ı. Onlar için “arkadaş” tâbirinden ziyade “kumandanımız” tâbirini kullanmak daha uygun olur. Teğmen Âdem Çalık, vazifesine son derece bağlı bir asker idi. Koca tugayda en sıkı eğitimi alan bizim bölük idi. Sıkı bir eğitim devresinden geçtik, ama temel askerlik bilgilerini de öğrendik. Kendisine müteşekkiriz. Askerliğimiz başladığında Ramazan ayı idi. Burdur’un sıcakları meşhurdur. O sıcakta Allah’a şükür orucumuzu aksatmadan tuttuk. Tugay komutanımız ile diğer komutanlarımız ibadetlerimizi yerine getirmemizde bizlere çok yardımcı oldular. Allah kendilerinden râzı olsun. Namazlarımızı aksatmaksızın kılıyorduk. Eğitim alanında bir molada abdest alıyor, öbür molada cemaatle namaz kılıyorduk. Cuma namazına tugaydaki camie topluca gidiyorduk. Sahurda bizim için hem sabah kahvaltısında, hem öğle yemeğinde çıkan menü veriliyordu.

Burdur’a ilk gidişte okuyucularımdan Sabahaddin Boyacı ile görüşmüştüm. Evinin alt katını misafirhane haline getirmişti. İzin günlerinde arkadaşlarımla buraya gelir, sohbet eder, bazen çiğköfte ziyafeti verirdik.

İşte asker arkadaşlarımdan bazıları: Prof. Dr. M. Sabri Çelik, Hakkı Tanrıöver, M. Ali Yaşar, Alaaddin Alper, Selahattin Yaşar, Durmuş Ali Yıldız, Ramazan Sodan, Muhsin Duran, Cemaleddin Lafçı, Akif Peksoy, Fikret Oltulu, Battal Güçlü, İbrahim Beyaz, Cemalettin Çarboğa, Prof. Dr. Ercan Karakaş, Ömer Yavuzyiğit…

Asker arkadaşlarımdan bazıları üniversitelerinde kürsü başkanı oldu, vali, milletvekili, sivil toplum kuruluşu başkanı olanlar oldu. Onların başarılarını duydukça iftihar ettim. “Onlar benim asker arkadaşlarım” diye, kendime pay çıkardım.

Asker arkadaşlarımızla çok güzel hatıralarımız oldu. İstirahat anlarında bir demlik çay alır, yanına koyu muhabbeti katık ederdik. Atışlarda şakacı arkadaşlarımızın yaptıklarına gülerdik. Siperde numara kaldıran ekipteki bir arkadaşımız, “kim tepeme kum döktürmüyor, karavana atıyorsa, ona tam puan kaldırıyorum” deyip şaka yapardı. Savaş tatbikatında, süngü ile “Allah! Allah!” nidaları ile hücumu kalkar, birbirimizi ateşimizle korur, tatbikatı gerçek savaşmış gibi büyük bir ciddiyetle yapardık.

Takım Komutanlarımız geldiğinde, güzel bir tevafukla karşılaştım. Üniversite devresinden arkadaşım Ömer Yavuzyiğit, biraz gecikmeli mezun olmuş, dolayısıyla dört aylık kısa devre fırsatını kaçırmıştı. Kendileriyle millî Antrenörlerden Namık Ekin’in Karagümrük’teki salonda açtığı tekvando kursuna katılmıştık. Bu bakımdan spor derslerini bana yaptırırdı. Bu derslerde zorlananlardan biri de Prof. Dr. Ercan Karakaş’tı. O zaman da hayli kiloluydu. “Yahu Burhancığım, yeter!” derdi, gülüşürdük ve mola verirdik.

Bütün asker arkadaşlarımı hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Yeri gelmişken bir hissiyatımı belirteyim: Benim paralı askerliğe aklım ermez. Er kişi dediğin, bizim gibi dört ay da olsa temel askerlik bilgisini almalı arkadaş! Yoksa hayatının bir kısmı eksik kalır.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?