Gizle

Bizim gözümüzden Kudüs…

Filistin işgali ile ilgili tüm girişimler 1947 BM bölünme planıyla başlar. Bu işgalin geri planında karşımıza İngiltere (büyük bela) çıkmaktadır. İsrail için ilk adım 1917 yılında imzalanan ve Osmanlı’dan kopuş anlamına gelen Balfour Deklarasyonunun imzalanması ile atılmıştır. İngiliz Bakan Arthur Balfour, Siyonist lideri Lord Potshilde yazdığı resmi mektupta İngiltere’nin Filistin’de bir Yahudi devleti kurulmasını sonuna kadar destekleyeceğini ifade ediyordu.

Bu deklarasyon uyarınca yüz binlerce Yahudi İngiliz mandasındaki Filistin’e göç ettiler. Planlı Yahudi göçü ve bunun sonucunda Filistin’de Arapların 6’da 1’i kadar çoğalan Yahudilere karşı Nisan 1920’de iki büyük Filistin ayaklanması yaşandı. 1947’de İngiltere Filistin sorununun çözümünü BM’ye devretti. BM Filistin’i iki parçaya böldü. Filistin hükümeti bu bölünmeyi kabul etmese de 33 ülkenin oyuyla bu plan kabul edildi. Bir yıl sonra 14 Mayıs 1948’de İsrail bağımsızlığını ilan etti. Maalesef ilk tanıyan ülkelerden biri de biz olduk. Bu bölünme sonucunda en verimli %55’lik kısım Yahudilere tarımsal üretime elverişli olmayan %45’lik kısmı ise Müslümanlara bırakıldı. 1948 yılında Siyonistler Müslüman topraklarının %15’lik bir kısmını daha işgal ettiler. Bu işgal sırasında 1 milyon Müslüman evlerinden sürüldü. Batı Şeria, Gazze Şeridi ve komşu ülkeler Mısır ve Ürdün kamplarına yerleştiler.

5 Haziren 1967’de 6 gün savaşları başladı. Filistinlilere kalan Batı Şeria ve Gazze Şeridi de İsrail tarafından işgal edildi. Bu işgal sırasında 500 bin Müslüman evsiz ve yurtsuz kaldı. İsrail aynı zamanda Suriye’ye ait Golan tefeleri ve Mısır’a ait Sina yarımadasını da işgal etti. Daha sonra Sina yarımadasından çekildi. 6 gün savaşları sırasında İsrail Kudüs’ün tamamını da işgal etti böylece Mescidi Aksa, başta olmak üzere Müslümanların kutsal kabul ettiği yerlerin tamamını ele geçirdi. 1980 yılında ise İsrail Kudüs’deki sınırlarını genişleterek bu şehri ilhak ettiğini açıkladı.

Bugün komşu ülkelerdeki kamplarda 3 milyondan fazla Filistinli bulunmaktadır. İsrail Batı Şeria’yı da ele geçirmek için Yahudi yerleşim yerleri kurmuştur. İsrail kurduğu yerleşim yerlerini korumayı bahane ederek yüzlerce karakol ve kontrol noktası oluşturdu. Filistinliler günlük rutinlerinde bu kontrol noktalarından geçerken küçük düşürücü ve aşağılayıcı muamelelere maruz kalıyorlar. Filistinliler tabiri caizse bir açık hava hapishanesine mahkum edilmişlerdir. Bu süreç işlerken haksız olan Siyonist İsrail’in destekçileri artarken Filistinli Müslümanların yanında ise hemen hemen hiçbir Müslüman ülke yer almamaktadır.

1994’te Filistin Özgürlük Harekâtı ve İsrail Kahire’de görüştü görüşme sonunda İsrail’in Gazze’nin çoğunu ve Batı Şeria’daki Erila şehrini Filistin’e bırakması gerektiğine karar verildi. 2006-2007 yıllarında ise Hamas ve El Fetih arasında çatışmalar oldu. Bu iki gücün birbirine düşmesi İsrail’in ekmeğine yağ sürdü. İsrail yapılan hiçbir uyarıyı dinlemedi ve gizlice Batı Şeria’daki toprakları parselleyip yerleşim alanları oluşturdu. Bunca acı yaşanırken son günlerde Filistin’in tamamen yalnız kaldığını görmek ne acı…

Hâlâ halkı Müslüman olan devletler uykuda, gaflette, vurdumduymaz, aldırmaz tavırlarını sergilemeye devam etmektedirler. Dönem başkanlığını Türkiye’nin yaptığı İslam İşbirliği Teşkilatının İstanbul’da toplanması sonucunda almış olduğu karar bize göre göstermelik, kabul edilebilir olmayan zaman zaman iç politikaya malzeme olarak kullanılacak kararlardan öteye geçmemiştir.

Alınan karar Filistinlilerin lehine değilken, medyanın gücünü kullanarak lehte bir karar alınmış gibi lanse ediliyor. İİT’nin aldığı bu kararda doğu Kudüs’ün Filistin’in başkenti olmasını istemeleri bazı gözü kör ve gaflet içinde olanlar için olumlu bir durum görülebilir. Peki, Batı Kudüs’ü kime veriyoruz bu da Siyonist İsraillilere verilmiş anlamına gelmiyor mu? Aldıkları bu karar ile kendilerini kahraman ilan edenlere soruyorum bu karar Filistin’de neyi değiştirdi. Siyonist İsrail’in zulümlerini arttırmaktan başka neye yaradı. Rahmetli Erbakan hocanın dediği gibi “İsrail ancak güçten anlar.” Siz İİT ülkelerine sesleniyorum İsrail’e karşı ekonomik, siyasi ve ticari gücünüzü neden kullanmıyorsunuz? Bu durumda kim memnun kalmıştır? Tabi ki İsrail kalmıştır. Yaşananlar bunu barız olarak gösteriyor. Çünkü İsrail fiili bir durum oluşturmuş icraat yapıyor. Bizim ki ise sadece laf laf laf …

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İsrafil Bayrakçı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?