İslâm’da hâkimiyet anlayışı

İslâm’ın temel anlayışında, hâkimiyetin tamamen Allah (cc)’a ait olduğu merkezindedir. İnsanı ve âlemi yoktan var ederek âleme nizam veren Allah-ü Teâlâ, yeryüzünde bu nizamı devam ettirip ettirmeyeceğini sınamak için insanı (kulunu) imtihan etmektedir. İnsan, günde beş defa namazda secde ederken, aslında Allah’ın (cc) hâkimiyetine boyun eğdiğini ikrar eder. Ramazan ayında oruç tutarken Allah (cc) için aç kalır. Kazandığı malının kırkta birini zekât verirken bir taraftan kendi kazandığı mala fakirlerin de ortak olduğunu ikrar ederken diğer yandan bu malın aslında Allah’a (cc) ait olduğunu kabul etmiş olur. Yine “Mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda Cihad edin” emrine uymak da böyledir. “Şüphesiz Allah, mü’minlerin canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler…” (Tevbe, 111) emrinden sonra ayetin devamında “Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O halde yapmış olduğunuz alış verişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır” denmektedir. Bu ayetten mülhem olacak ki Üstad Necip Fazıl, Kaldırımlar şiirinde dâvâ adamını “Başını bir gayeye satmış kahraman gibi” dizeleriyle tarif etmektedir. Namaz, Oruç, Zekât ve Cihad gibi emirlerin yanında “iyiliği emredip kötülükten sakınmak, zina etmemek, içki içmemek, tartıda haksızlık yapmamak, adam öldürmemek, faiz yememek, komşuya eziyet etmemek, sihir ve büyü yapmamak, yalan söylememek, gıybet ve iftira etmemek, sui zanda bulunmamak” gibi ayet, hadis, icma ve kıyasla bizlere kadar ulaşan yüzlerce emre uymakla aslında Allah (cc)’ın hâkimiyetine ve koyduğu kurallarına boyun eğmeyi kabul etmekteyiz.

İslâm’a girişin anahtarı ve ilk maddesi “Lailahaillallah” derken Allah’tan başka ilah olmadığını yani hâkimiyetin Allah (cc)’a ait olduğunu kabul etmiş oluruz. Yine Kelime-i Tevhid’in mütemmimi “Muhammed-ürResulullah” derken de Allah’ın bize buyurduğu emirleri ancak kendisinden öğrenebileceğimizi, uygulamalarını örnek alacağımızı, Muhammed’siz bir İslâm dini olmayacağını ikrar ederiz. Kur’an-ı Kerim’de Peygamber Efendimize (sav) hitaben: “(Ve şu emri indirdik) insanlar arasında, Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmet!.. Sakın onların heva ve heveslerine uyma” (Maide, 49) ayeti ile Peygamber Efendimiz’in (sav) “Nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a yemin olsun ki, arzusunu İslâm’a tabi kılmayan kimse iman etmiş olmaz” emirleri, hüküm sahibinin kim olduğunu işaret eder. Kaldı ki, “O nefis arzusu ile konuşmaz. Onun konuşması ancak, bildirlen bir vahy iledir” (Necm, 3-4) ile Resulullah’ın Allah (cc)’ın vahyiyle hükmetmekten başka bir şey yapmadığı teyid edilir. Kur’an’daki “Şu Allah’a inanmayan; ahirete inanmayan, Allah ve Resulünün diniyle hak dinle dinlenip, Allah ve Resulünün yasakladığını yasak bilmeyen kitap ehliyle (Yahudi ve Hıristiyanlar) de savaşın. Ta ezilerek, kendi elleriyle cizye verinceye dek!..” (Tevbe, 29) ve “Yeryüzünde fitne (şirk) kalmayıp, din yalnız Allah’ın oluncaya (ondan başkasına ibadet edilmeyinceye) kadar onlarla savaşın, cihad edin. Eğer küfürden vazgeçerlerse, Allah yaptıklarını görür ve mükâfatlarını verir” (Enfal, 39) ayetiyle Müslümanlara, tüm dünyaya Allah’ın hâkimiyetini tesis hedefi gösterilir.

Üniversiteli İşçiler Sorunu

4 C, Üniversiteli işçiler ve Taşeron konusunu sürekli gündeme getirmeye çalıştık. Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklama ile 4 C ve Taşeron sorununun çözüleceğini öğrendik; konuyu gündeme getirdiğimiz için çok dua aldık hamdolsun. Ancak üniversiteli işçiler konusu, TİS ve KPDK kararlarına rağmen çözüme ulaşmadı. Tamamı üniversite mezunu, birkısmı iki üniversite bitirmiş, bir kısmı yüksek lisans ve doktora yapmış ama işçi statüsünde oldukları için tayin ve terfi hakkı olmayan “Üniversiteli İşçilerin” ilgili bakanların, Başbakan ve Cumhurbaşkanının soruna işaret etmesine, Çalışma Bakanı ve Memursen’in imzasına rağmen mağduriyetleri devam etmekte. Üniversiteli işçiler kadro değil, sadece statülerinin değiştirilmesini istiyor. İster memur işi yapsın ister yapmasın bu kişiler üniversite mezunu ve tayin, terfi ve imza hakkından mahrum. Üstelik bunlaın devlete maliyetleri yok. Üniversiteli işçiler, 4 C ve Taşeron yasasıyla birlikte çözüme kavuşturulması gerekir. İki çalışan düşünün, ikisi de üniversite mezunu, ikisi de aynı işi yapıyor. Birisi memur, diğeri işçi. Memur tayin, terfi ve imza hakkına sahipken, üniversite mezunu işçi tayin, terfi ve imza hakkından mahrum. Üstad Necip Fazıl’ın dediği gibi: “Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa”.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?