Reklamı Kapat

İlim, ibadet, siyaset, ticaret

İlk inen ayet “Oku, yaratan Rabbin adıyla oku” diye başlar.

Müzzemmil süresiyle gece ibadetleri emredilir.

Müddessir süresinde kıyama kalkması ve insanları uyarması, en büyük olanın Allah olduğunu söylemesi, tertemiz olması, pisliklerden uzak durması ve bunları yaparken sabırlı olması istenir.

Müzzemmil süresinin 20’inci ayetinde:

“….diğerleri Al­lah’ın lütfundan ara­mak için yeryü­zünde dolaşacak, bir diğerleri ise Allah yolunda harp ede­cek…” diyerek hem ticaret erbabına hem siyasetin kılıcı durumunda olan mücahitlere dikkat çeker Rabbimiz.

Beş vakit namazını kılan bir Müslüman, günde en az elli defa Fatiha süresi okur.

Elli defa “İyyake na’büdü/Ancak sana kulluk yaparız” derken kula kul olmayacaklarını ilan ederler.

İslam’ın emrettiği ve yasak koyduğu her şeyde kayıtsız şartsız ona bağlanacağını, ona karşı koyulan hiçbir hükmün, kanunun, değerin, kuralın geçerliliğini kabul etmeyeceğini ilan ederken kendisini de her an hazır hale getirir.

Yol olarak yalnız ve yalnız Rabbimizin bize çizdiği “Sırat-ı Müstakim” diye isimlendirdiği yolu istediğimizi bu yolun dışında hiçbir yola gitmeyeceğimizi söyleyerek siyaset yapıyoruz.

Başka yol var mı ki? Denebilir.

Bize dayatılan dünya devletlerinin kriterleri altında kırılmaya çalışılıyoruz bu günlerde.

Avrupa Kriterleri, B. Milletler Kriterleri, Rus Kriterleri, Çin Kriterleri gibi baskıcı, sömürgen kriterleri değil, bizi 365 gün 24 saat ve her saniyede her hücremizi canlı tutanın, hava verenin yolunu istiyoruz biz.

Fatiha süresinin son ayetinde “Allah’ın gazabına uğrayan Yahudilerle, sapık Hıristiyanların yolunu istemediğimizi ilan ederiz bütün dünyaya.

İşte buna hem yerel siyaset, hem uluslararası siyaset denir.

Ve her ferdin/bireyin özgür olması için bu yolu seçmesi gerekir.

Ayrıca İslam’ı çok iyi bilen Mehmet Akif Ersoy merhum, İstiklal Marşı’nda:

“Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl.” Demiş.

İstiklal, özgürlük, bağımsızlık, ancak yaratana boyun eğmekle olur.

Yarata boyun eğmeyenler bin bir türlü ….istliklere, pisliklere boyun eğme durumunda kaldılar ve biz gözlerimizle debelenmelerini ve tepelenmelerini gördük.

İstiklal Marşımızı ezberleyen herkes aslında doğru siyasetin bir ucundan tutmaya başlamış demektir.

Bugün gazete ve televizyonları dinledikten sonra gönlünüzdeki karamsarlığı gidermek için okuyuverin:

“Garb’ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar;

Benim îman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar,

“Medeniyyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar”

Avrupalı siyasiler bizimkilere soruyor:

“Sen bana namazında “Sapık Hıristiyan” diyeceksin, İstiklal Marşında “Tek dişi kalmış canavar” diyeceksin sonra da kurtlar sofrasında yer isteyeceksin” diyor.

Biz kurtlar sofrasında değil, Halil İbrahim sofrasında yer almışız.

Allah var, keder yok.

Bizim ibadetimiz siyaset, siyasetimiz ibadettir.

Bizim helal ticaretimiz, ibadettir, siyasettir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?