Gizle

Efendimiz (S.A.V)’i anarken -2

Emanet, doğruluk (sıdk), tebliğ, ismet, fetanet peygamberlerde olmazsa olmaz sıfatlardandır.

Efendimizin öteki peygamberlerden farklı özellikleri de vardır:

Son elçi, son zaman/ahir zaman elçisi, tüm insanlara gönderildi. O’na, yeryüzü mescit kılındı, ganimetler helal kılındı, bir aylık mesafeden düşmanlarına korku salması, cevamiül kelim... O’nu Rabbülalemin övmüştür. O’nun ömrüne yemin etmiştir. O(s.a.v); Rauf, Nur, Rahmetellilalemin, Ahmed, Mahmud, Muhammed, Mustafa, Habibullah, örnek insan, yüksek ahlak sahibi idi.

Rehber, önder, burhan, rauf, nur, münir, şahid, mübeşşir, nezir, müzekki, mübelliğ, mübeyyin, üsvetün hasene, muhbir-i sadık, muallim, mürebbi, hatemunnebiyyin, kalplerin güneşi, şefaatçimiz, tabib ül kulub, halifetullah, habibullah, vesile, hayrulbeşer, İbrahim (a.s) duası, İsa (a.s) müjdesi, Hatice’nin rüyası, makamı mahmut sahibi, Kevser sahibi, miraçla müşerref... “Gaye insan... Ufuk Peygamber...” idi.

Tüm peygamberler insanlara “tevhid”i getirmişler, onun anlamını anlatmışlar, ona çağırmışlar, onu hayata egemen kılmak mücadelesini vermişlerdir. La ilahe illallah... Hz. Adem (Safiyyullah), Hz. Nuh (Neciyullah), Hz. İbrahim (Halilullah), Hz. Musa (Kelimullah), Hz. İsa (Ruhullah/Kelimullah) ve peygamberler silsilesinin/zincirinin sonuncusu Hz. Muhammed Resulullah (a.s)...

Ahir zamandayız. Günümüzde tevhidin iki unsuru var: La ilahe illallah, Muhammed Resulullah. İki unsur bir bütün. İmanda bölünme olmaz. Peygambersiz dini (İslam’ı), tevhidi, Kitabı, ilahi iradeyi anlamak, bilmek mümkün değil. Bilmek, anlamak ve yaşayabilmek, uygulayabilmek özetle kulluk nedir, nasıl yapılırı biz O’ndan (s.a.v) öğrendik.

Tevhid, özetle dünyada Allahu Teâlâ’nın rızasına, emir ve yasaklarına uygun bir hayat yaşayabilmemizin, adalet ve saadetin yolunu bize gösteriyor. Kulluk/itaat yalnızca Allahu Teala’ya yapılacak ki istediğimiz saadete ulaşabilelim. Rahman ve Rahim olan Rabbimiz, tüm ihtiyaçlarımızı/ nimetlerini/kevni ayetlerini (Güneş, ay, hava, su, toprak...) bizim için yaratmış, aynı zamanda ihtiyacımız olan teşri ayetlerini (Kur’an-ı Kerim) de göndermiş ki, yeryüzünde barışa, adalete, saadete ulaşabilelim. Mesajına uyulur, sadece O’na kulluk edilirse saadet, başka yollara sapılırsa mutsuzluk. Hem dünyada, hem de ahirette... Ve saadet, ancak İslam/Allah’a kullukla mümkün. Onun için O’nun asrına “saadet asrı” denmiştir. Kur’an’ın egemen olduğu fertte, toplumda, devlette adalet ve saadet olabilir.

İslam’ın egemen olmadığı toplumlarda zulüm olur, yaşanır... Kulların yolları, düzenleri, ilkeleri, görüşleri, ideolojileriyle insanlar adalete ve saadete ulaşamazlar... Kullara kulluk, insan şerefine yakışır mı?

Peygamberler Allahu Teâlâ’nın yeryüzündeki halifeleridir. “Halifetullah” Onların sıfatlarından. Seçip, gönderen Rabbülalemin’in emir ve yasaklarını kullarına egemen kılmak/egemenliği gerçek sahibi Rabbülalemin’e vererek, Onunla insanları yönetmek (adalet) ve yeryüzünü imar etmek. Bu anlamda ahir zamanın en büyük ıslahat ve inkılapçısı Son Elçi’si (s.a.v)dir.

Hz. İbrahim (a.s) tevhidi egemen kılmak için, babasını da, putperest Nemrud’u ve kavmini de karşısına aldığından, ateşe atılarak, cihad yapmadı mı? Hz. Musa (a.s) zamanının Firavunuyla tevhid mücadelesi yapıp, sonunda Firavunu, kavmini, askerlerini hezimete uğratarak, yurtlarına mirasçı olmadı mı? Rabbinin yardımıyla...

Cehalete karşı ilmi, zorbalığa karşı hukuku, şirke karşı tevhidi, bencilliğe karşı diğerkamlığı, zulme karşı adaleti, husumete karşı sevgiyi, tefrikaya karşı vahdeti, ırkçılığa karşı kardeşliği, imtiyaza karşı eşitliği, çatışmaya karşı barışı ve birlikte yaşayabilmeyi, öc alma yerine affı, acıları ve nimetleri paylaşmayı, dayanışmayı, özetle “saadet reçetesini” sundu. Reçeteyi bizzat uyguladı.

O (s.a.v), temelinde tevhid, ahlak olan paylaşmayı, temel değerleri koruyup geliştiren, tüm yaratıklara şefkati, sosyal hayatta barışı ve paylaşmayı, hukukta eşitliği, ekonomide emeği, üretmeyi ve dengeyi alarak sömürü ve faizi yasaklayan, infakı ikame eden, hukuk ve siyasette ehliyet, istişare ve adaleti esas alan bir barış nizamı kurmuştur.

Saadet ve adalet/barış ancak Kur’an’ın hayata geçirilmesiyle sağlanabilir. Asrı saadet tam da bu demektir. Kur’an’ın egemen olduğu, yürütüldüğü hayat... İnsan fıtratına en uygun nizam İslam’dır. O, hangi yol, hangi düşünce, hangi ideoloji, hangi düzen, hangi hukuk, hangi reçete, hangi çözüm sorularının cevabını getirmiştir.

O (s.a.v) ahir zamanın en büyük ıslahatçısı, inkılapçısıydı. Tanzim edicisiydi. Saadet düzeninin, hayatın örnekliğini gösterdi. Müşrikleri fetih sonrası affederek merhamette, keremde, erdemde ne kadar yücelmiştir. Halifetullah sıfatıyla Kur’an’ı öğretti, yaşattı, uyguladı. Kur’an’la evreni, insanları, olayları doğru okumayı öğretti.

Asrı Saadet, Kur’an’ın egemen olduğu zaman. Başka şekilde, yolda, düzende saadet kurulamaz demektir. Kur’an’sız, İslam’sız saadet mümkün olmaz demektir. Zaten tüm kitaplar ve elçilerin gönderilmesi, adaleti sağlamak, insanların saadete (iki cihanda) ulaşmaları için değil midir?

Asr-ı Saadet’ten önce yeryüzünde bugünkü gibi zulüm, sömürü, çatışma; her türlü kötülük yaygındı. Allahu Teâlâ O’nun eliyle zulmü kaldırarak yerine adaleti, barışı egemen kıldı. Ahlaksızlığı erdeme, bedeviliği medeniyete, İfsadı ıslaha/imara, imtiyazı eşitliğe, kavmiyetçiliği kardeşliğe dönüştürdü.

Allahu Teala (c.c) O’nu (s.a.v) tanzim edici/düzenleyici olarak gönderdi. İnsanların saadeti için saadet yolunu/ tevhidi/tarik-i müstakimi/İSLAM’ı gönderdi ve bu saadet nizamını O’na inşa ettirdi. Vahiyle yapan, inşa eden elbette en güzelini yaptı. Bal arısı bile vahiyle hareket ederek en güzel gıdayı, en güzel evleri, en güzel çalışma ve işbölümüyle en güzel düzeni inşa etmiyor mu? Arının vahiyle ürettiği balı, insan aklıyla üretemez. Ancak reçel üretebilir.

Ekmel din ile ekmel nizam da biz insanlara Rahmetinden in’am, ihsan ve ikram edildi. Eşsiz, benzersiz, kusursuz, üstün ve mükemmel bir nizam. Eğrisi, çelişkisi, yanlışı, kusuru, eksiği, fazlası, anlamsızlığı olmayan düzen... Nizamı oluşturan tüm organlar, sistemler kendi içinde ve ötekilerle de uyumlu ve bütünlük içinde yürütülüyor.

Bu düzen ilahi (vahiy) kaynaklı olduğundan tüm beşeri olanlardan ayrı, farklı, özgün ve üstündür. Bu düzenin temelinde tevhid olup; adalet, doğruluk, merhamet ve hikmet sütunları/direkleri üzerine kuruludur. Vahiyle/ ilimle aydınlatılır, güzel ahlakla da süslenir...

O’na indirilen “Hayat Kitabı” Kur’an-ı Kerim’i yeniden “oku”maya, O’nun on dört yüzyıl önce tüm insanlığa ve müminlere mesaj yüklü “veda hutbesi”ni, yine tüm farklı kimliklerin birarada yaşayabilmelerini mümkün kılan bir “anayasa”özelliğindeki “Medine Vesikası”nı yeniden “oku”maya, “oku”tmaya ve bu belgelerle yeniden yeryüzünde barış ve adalete ulaşabilmeye ne kadar muhtacız.

O’nun bize emanet olarak bıraktığı Kur’an ve Sünnetine, “saadet reçetesi”ne tekrar dönmeliyiz. Vesselam.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?