Şaşırmadık…

Önceki haftaki yazımızda 3 Aralık Dünya Engelliler Günü geliyor, hamasi nutukları bolca dinleyeceğiz demiştik. Dediğimiz gibi oldu; başta Başbakan olmak üzere engellilerle alakalı konuşan yetkilileri televizyonlardan izledik. Hayretle yadırgadığımız husus şu; hadi diyelim ki siyasiler siyaset uğruna politika yapıyorlar; bunu anlıyoruz. Fakat bazı engelli sivil toplum kuruluşları ve bürokratların bir kısmı neden gerçekleri çarpıtıp yapılan ufacık işleri abartarak, kamuoyuna lanse ediyor, bunu anlamamız mümkün değil.

Yaklaşık kırk beş yıldır siyaseti takip eden biriyim; fakat kendi içinde bu kadar çelişen bir iktidara daha önce rastlamadım. 15 yıldır iktidarda bulunan bu kadroların kendi içinde ne kadar çelişkiye düştüğünü birkaç örnekle anlatmak. Vaktiyle Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı ve TÜİK’in ortaklaşa yaptıkları bir araştırmada nüfusun % 12.29’unun engelli olduğu tespit edilmişti. Daha yakın bir tarihte Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yaptığı bir araştırmada ise nüfusun % 7’sinin engelli olduğu açıklandı. Aynı iktidar olmasına rağmen bu çelişki niye? Diğer taraftan Başbakan konuşmasında rakam vererek bizden önce istihdam edilen engelli sayısı 5 bin civarında iken şimdi bu sayı 50 bin civarına ulaşmıştır dedi. Tamam, bu rakamlar doğru olabilir ama iş bekleyen engelli sayısı artmış mıdır, azalmış mıdır, bir de işin bu tarafından bakmak gerekmez mi? Evet 5378 sayılı özürlüler kanununu 2005’te çıkardınız. Bizler de o günlerde bunu alkışladık ama ne var ki yürütme hiç de söylendiği gibi olmadı; yani kanun var icraat yok. Bürokrasideki engelleri aşamıyoruz. Ulaşım ve erişimdeki sıkıntılar had safhada. Bu yazdıklarımız somut örneklerdir, sorunların tamamını yazmaya kalkışırsak sayfalara sığmaz. Bundan ötürü yazımızı burada kısa kesiyor ve kendisi de bir ortopedik engelli olan okurumuz İlknur Esra Cebe’nin bizlere ulaştırdığı yazıyı aynen paylaşıyorum.

Her Şey Beyinde Başlar

Her sene 3 Aralık Engelliler Günü olarak kutlanır. Her şeyden önce, insanlar birer engelli adayı olduklarının bilincinde olmalı, duygularını ve düşüncelerini buna göre yoğurmalıdır. Ne bizler önceden bilebilirdik engelli olacağımızı, ne de sizler bilebilirsiniz olup olmayacağınızı. Her şey kaderin bir cilvesi, bu dünyada nasıl yaşanması gerekiyorsa öyle yaşanır ve nihayetinde herkes gibi göçüp gidilir. Önemli olan göçüp gitmeden kendisi, ailesi, milleti ve devleti için bir şeyler yapmış olmasıdır. Faydalı bir şeyler yapmak sadece engeli olmayan insanlara has bir özellik değildir. Öyle engelliler var ki önüne çıkan engelleri azmiyle aşan, engel tanımayan ve hedefine ulaşan inanın sağlıklı insanları ceplerinden çıkarırlar. Bana göre engelli kolu olmayan, yürüyemeyen, işitemeyen veya göremeyen değildir. Bir insan hedefine ulaşmak için çaba sarf etmiyorsa, kendine güvenmiyorsa, kendini kabullenmiyorsa ister görsün ister görmesin, kolu olsun ya da olmasın o engellidir. Ancak siz kolu olmadığı halde ayaklarıyla yemek yemeğe çalışan birine engelli diyemezsiniz. Kolu olmamasına rağmen yapmak istediği şeyi nasıl ve ne şekilde olursa olsun başarabildiği için takdir edebilirsiniz. Ey kendilerine engelli diye hitap edilen kardeşlerim! Her şey beyinde başlar ve beyinde biter. Başarmak istiyorsanız önce başarabileceğinize inanın. Kendinizi engelli olarak hissediyorsanız engeliniz beyindedir. Onu kaldırmayı başarırsanız çevreniz size farklı bir gözle bakmaya, en önemlisi siz aynaya baktığınızda farklı bir siz görmeye başlarsınız. Helen Keller diye bir isim duydunuz mu bilmem. Kendisi henüz bebeklik çağında hem görme, hem duyma, hem de konuşma yetilerinin tamamını yitirmiş ama kendisine inanmış. Okumayı, yazmayı, konuşmayı hatta sağlıklı insanlara seminer vermeyi bile başarmış Amerikalı bir pedagog ayrıca aktivist ve Helen Keller’e göre yaşam cesaret isteyen bir deneyim ya da hiçtir. Sizin neyiniz eksik sizde yapabilirsiniz şunu asla unutmayın. Önemli olan nasıl göründüğünüz değil, nasıl hissettiğinizdir. Son olarak kendini engelli olarak gören herkesin 3 Aralık Engelliler Gününü kutluyorum. Hoşça kalın…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İsrafil Bayrakçı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?