Ceza da mükafat ta hem dünyada hem ahirettedir; maddi ve manevi karşılık ayrı şeylerdir

“Kim bir iyilik yaparsa (en az) on katı mükafat vardır. Kötülüğe ise ancak misliyle mukabele edilir.” (En’âm, 160)

“Allah, onlara, (dünyada, ahiretteki sevap haricinde) dünya sevabını ve ahirette alacak oldukları sevabın güzelliğini verdi.” (Âli İmrân, 158)

  1. İyiliklere kat kat sevap verildiği doğrudur. Kötülüklere de. Bir kötülüğe bir kere ceza verilir adalet gereği. Fakat bir iyiliğe birden fazla kez mükafat verilmesi adalete aykırı değildir. Yine kötülüğe aşırı ceza vermek zulüm olabilirken iyiliğe fazladan karşılık vermek zulüm olmaz.
  2. Fakat burada her amelin, hem dünyada hem ahirette karşılığı olduğunu unutmamak gerekiyor. Özellikle Âli İmrân suresi 148. ayeti kerimeye göre iyiliklere üç kez karşılık verileceği ifade buyurulmuştur:

- Birincisi, ahirette verilecek olandır ki bu zaten bilinmektedir.

- İkincisi, dünyada verilecek olan karşılıktır. Örneğin birine yardım ettiğimizde ahirette zaten sevap alacağız inşallah. Ama dünyada da bu yardım karşılığında bize de birileri yardım eder. Böylece ahiretteki sevap haricinde dünyada da karşılık almış oluruz.

- Üçüncüsü ise Allah’ın ihsanı ya da manevi karşılık diyebileceğimiz mükafattır. Buna huzur ve diğer manevi nimetleri örnek verebiliriz. Yukarıdaki örnek üzerinden gider isek; birine yardım ettiğimiz için ahirette sevap alırız, dünyada da bize birisi yardım eder. Bu üçüncü tür karşılık ise birine yardım ederken ya da biri bize yardım ederken aldığımız haz ve yaşadığımız huzurdur.

  1. Günahlar ve hatalar için de üç tür karşılık vardır diyebilir bu durumda.

- Ahiretteki ceza.

- Dünyada bu hatadan dolayı başımıza gelecek sıkıntılar.

- Manevi cezalar, huzursuzluk ve diğer manevi sıkıntılar.

  1. Buna göre “sünnetullâh” üç türlüdür diyebiliriz.

- Tabiat kuralları ki bu kuralların genelde değişmediğini kabul ederiz. Genelde neden sonuç ilişkisinde akıp giden bir dünya ve kainat vardır.

- Ahirete yönelik kurallar: Bu kurallar da Allah’ın izni ve şefaat haricinde değişmez.

- Manevi kurallar: Sosyal ve ahlaki olaylarda, sebeplerin bir takım sonuçlar doğurmasıdır. Örneğin faiz, sosyal eşitsizliği bozar ve bunun sonucu da toplumsal huzursuzluktur. Yalan ve hilekarlık, güveni zedeler. Bunun sonucu ise sosyal güvensizlik ve yalnızlıktır. Adaletin zayi olması, insanların birbirine ve idarecilere olan güvenini azaltır. Bunun sonucu ise anarşi ve kaostur. Ailemizde de bu tür hataların, manevi bir takım sonuçlarını da olduğunu müşahede ederiz.

  1. Bu açıklamaların en somut ama anlaşılması en zor olan yansıması; kişinin kendi hayatındadır diyebiliriz. Bir sürü sorun yaşayıp bir çok engeller ya da olumsuz şeyle karşılaşabiliriz. Fakat şayet huzursuz isek veya yaşadığımız hayattan memnun değilsek ya da bir şeylerin eksik olduğunu düşünüyorsak; ya imanımızda zayıflık vardır ya da hatalarımız vardır. Hatalarımız;

- Ya doğrudan hata olan şeylerdir

- Ya ihmal ettiklerimizdir.

- Ya da doğru olduğunu bildiğimiz halde yapmadığımız işlerdir. Yani şayet doğru bildiğimiz şeyleri yapıyor ise hiçbir şeyden korkmaya gerek yoktur. Eğer ihmalimiz yoksa endişe ve pişmanlık duymaya da gerek kalmaz. Allah’a ve ahirete inanıyorsak hayatta asli olan ve olmayan şeyleri ayırt edebilir, dünyadaki her şeyin fani olduğunu ve kabre yalnız başımıza girip mahşerde bir başımıza olacağımızı idrak edebiliriz. Böyle bir iman ise, karşılaştığımız sıkıntılara ya da kaybettiğimiz şeylere üzülmeye veya pişman olmaya engeldir.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Turgut Akyüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Hayati Otyakmaz - Tebrikler değerli Hoca'm.. Kaleminize ve yüreğinize sağlık. Yazılarınızdan müstefîd oluyoruz.

Sizin için Cenab- ı Hakk’tan niyazım; maa’l hayr tûl-ı ömr ve saadet-i dâreyndir.

Yanıtla . 0Beğen 12 Aralık 16:41

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?