‘Gitme Turnam Vuracaklar’

Hayat kısa. İmtihan çetin. Şartlar zor mu zor.

Doğru yerde durmazsan, doğru noktadan yola koyulmazsan, doğru menzile ulaşman mümkün olmaz. Akıl her sorunun üstesinden gelmek için yeterli değildir. Kendi aklını rehber edinenlerin varacağı yer akıllarının sınırları kadardır. Bu sınırların ötesine geçmek ve bu sayede basireti, feraseti kuşanmak için doğru yerden beslenmek gerekir. Ancak bu sayede zorlu imtihanlar başarıyla verilebilir. Ancak bu şekilde yanlış süreçlere müdahil olunabilir. Ancak bu şekilde her sıkıntının üstesinden gelinebilir. Siyaset de bu gerçeklerle doğrudan yüzleşilen bir alandır. Hayatı kuşatır. İnsanlara hizmet etmek ana gaye olursa kişinin niyeti, yapıp ettikleri ötelerde kendisine yoldaş olur. Şayet siyaset yaparken bu doğrular göz önünde bulundurulmazsa içinde bulunulan cenderelerden çıkılması mümkün olamaz. Hak ve adalet anlamını yitirir. Kişisel beklentiler devreye girer. Siyaset ikbal davasına dönüşür. Oysa siyaset zahmetiyle rahmetinin at başı gittiği bir iştir.

Şu anda adını hatırlayamadığım Güneydoğu’da bir ilçedeki belediye başkanı geldi aklıma. Aday olmadan önce çorap satarak geçimini sağlayan bu başkan, bir dönem görev yaptıktan sonra yine aynı şekilde sokaklarda çorap satarak geçimini sağlamaya devam etmişti.

Oysa şimdi böyle bir davranış ahmaklık olarak algılanıyor. Bal tutan parmağını yalamazsa o kişinin zekâ problemi olduğuna hükmediliyor. Allah aşkına bu durumda ben dâhil herkesin aynaya bakması gerekmez mi? Neden böyle bir noktaya geldik, getirildik?

Veya kendimize şöyle bir soru soralım. 15-20 yıl öncesine göre hayata bakışımız ve değer yargılarımızdaki zemin kayması inkâr edilemez bir gerçek değil mi?

Eskiden meyhanede kendisine sahte içki satıldığı için belediyeye şikâyette bulunan insanımızın hakkını korumanın da kendi vazifemiz olduğuna inanırdık.

Oyuna getirilen, bu yüzden vücudu pazara sürülen kadınlarımızın acıları yüreklerimizi dağlardı. Onların hayat hikâyelerini dinlediğimizde gözyaşlarımız sel olur akardı.

Şimdi birçoğumuz için bütün bunlar çok gerilerde kaldı.

Bu türden değerlendirmeler çocukça ve sıradan davranışlar olarak kabul ediliyor artık.

Bugün maalesef o gün eleştirdiği ‘herkes’ gibi olanlarımız çoğaldı.

Oysa ne demişti Üstat Sezai Karakoç;

Herkes gibi olmak olmayacak bir şey,

Herkes gibi olmak olmamak gibi bir şey.

Bir öğretmen arkadaşım “Namaz kılmak kolay, Müslüman olmak zor” diye yorumladı içinde bulunduğumuz durumu. Bence de öyle. Şekil açısından rahatız ancak ruh dünyamızda fırtınalar kopuyor. Kabul edelim ki mevzi kaybediyoruz. Kastettiğim şey günlük laf yarıştırmalarına feda edilemeyecek kadar derinlerde.

Başlıkla bütün bunların ne alakası var diye sorduğunuzu biliyorum. Sizi daha fazla merakta bırakmayayım. Yıl 2002 idi. Eminönü Kadırga Kültür Merkezi’nde geniş katılımlı bir toplantıdaydık. Hatipliğiyle nam salmış bir konuşmacı sahnedeydi.

O günlerde yuvalarını terketmeye hazırlananlara o güzel türkümüzdeki gibi seslenmiş ve “gitme turnam vuracaklar, kanadını kıracaklar, seni yarsız koyacaklar” diye seslenmişti.

Gerçi o çağrıyı yapanın da bugün kanadı kırık ve kendisi de yarensiz kaldı ama bunca yaşananlardan sonra geri dönüp baktığımızda ne kadar da yerinde bir çağrıymış diye hak vermeden edemiyor insan.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Abdurrahman Serdar - Evet, Dünyanın en zor işi ve mesleği müslüman olmak ve YAŞAMAK. Tabii İslamı tanıyamamış, öğrenememiş, kapısından içeri girememiş, İslamdan, dinden bihaber olan kişiler bunu anlıyamaz. Cehaletle İslam bir arada olamaz. Cahil kalabilirsin amma o zaman KAFAya (aklına ) uymazsın, ALiME,FAKİHE uyarsın. Yazar Hekimoğlu İsmail ; " müslümanlar

FIKHI (HUKUKU- haddi-hududu) belleseler, birbiri ile kavga etmezler(di) ". Tesbitinde bulunuyor. Çok doğru bir tesbit, ne yazık ki, kendi - şuurlu geçinen- cemaati içerisinde dahi,

fıkıh öğreneyim de dinimi yaşıyayım, hayatımı mutlu edeyim, diye düşünen yok. "Yat kalk,

kabul eden hak" diye, ibadet ediyorum, sananlar, bilhassa da böyle cahil olup, aydın geçinenler ahirette nal topluyacak, azaptan başka birşyle karşılaşmıyacaktır. Ben söylemiyorum, bunu, Bu hususu beyan eden ayat ve hadislerden öğrensin, merak duyanlar

"Allah. cahili dost edinmez, "Cennet (e girmek o kadar) kolay DEĞİL, cehennem ise, (hiç, o kadar) lüzumsuz DEĞİL

Yanıtla . 0Beğen 05 Aralık 09:59

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?