Gizle

Müslümanların üç meselesi

İsmet ÖZEL’in teknoloji, yabancılaşma ve medeniyet kavramlarını incelediği üç mesele kitabı vardır. İnsanlığın son iki asırlık serüveninde yaşadığı bu meseleler üzerine konuşur kitabında. Bir de günümüz insanlığının, daha özelde günümüz Müslümanlığının temel meseleleri vardır. Bu meselelerden en önemlileri ahlak, adalet ve merhamettir. Bu üç kavramın Müslüman hayatında nasıl ve ne şekilde yer aldığına bakmamız, bugünkü hal-i pür melalimizi anlamamız için önemlidir.

Ahlak bir hal ilmidir, yani ahlak eylemle hayat bulur. Bu anlamda ahlak, insanda meleke haline gelen davranışları ifade eder. İyi ile kötünün, güzel ile çirkinin insanda somutlaştığı alan ahlaktır. Âlimlerimiz İslam ahlak dinidir derken, ahlakı izafilikten kurtarmayı amaçlamaktaydı. Yoksa ahlak toplumdan topluma zamandan zamana değişebilen bir kavram olarak karşımızda durur ki, bu durum ahlakın batıl olan tasavvur ve eylemlere temel teşkil etmesine neden olabilir.

Çünkü ahlaklı olma “iyi kötü” ikileminde “iyi” olanı tercih etmekle mümkündür. O zaman toplumdan topluma çağdan çağa değişebilen ahlak anlayışı da o toplumun ya da çağın “iyi” algısı ile şekillenebilir. Bu yaklaşıma göre toplumun ve çağın “iyi” kabul ettiği değerler ahlakı belirler. Böylece bir topluma göre “iyi” olarak kabul edilen bir davranışın başka toplumları “kötü” yönde etkileyebileceğini düşünsek bile bu yaklaşıma göre yapılan davranış “ahlaklı” bir davranıştır.

İslam’ın referansından beslenen ahlaki değerleri hayatlarına intikal ettirememeleri günümüz Müslümanlarının içselleştirdiği bir gerçektir. Çünkü çağın virüslü değerlerini merkeze alarak bir hayat sistemi kurmaya çalışmanın nihai sonucu kurgulanmış “iyinin” esiri olmaktır.

Müslümanların bu dünyaya olan en büyük vaadi tüm insanlığı İslamlaştırmak değildir. Bu konudaki vaadi ancak tüm insanlığa İslam’ı anlatmak olabilir. Ama Müslümanların gerçekleştirmek üzerine verebileceği ve sorumlu olduğu vaadi adalettir. Çünkü Müslüman imkân dâhilinde adaleti tesis etmekle mükelleftir. Merhum Aliya’nın “düşmanlarımıza tek bir borcumuz var, o da adalettir” sözü bunun en güzel ifadesidir. Çağın kutsanmış kavramlarını merkeze alarak adaleti ıskalamak, göz ardı etmek, geri plana atmak kabul edilebilir değildir.

Aynı şekilde geçmiş tecrübelerin psikolojik ağırlığı ve duygusal yoğunluğuyla adalete olan yaklaşımımızı değiştiremeyiz. Rabbimizin “bir kavme olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin” ayeti bizi bu konuda özellikle uyarmaktadır.

Merhamet mazlumun en korunaklı sığınağı, güçlünün ise kurtuluşa açılan kapısıdır. Merhamet, bir Müslüman için özel ve ihmal edilmemesi gereken bir alandır. Çünkü merhamet Allah tarafından insana nakşedilmiş ilahi bir desendir. Bu desenin solduğunu görmek, vicdan sahibi bütün kalpleri tedirgin edecektir. İslam’a teslim olmuş kalplerden merhamet yerine kin, intikam ve şiddet çıkması Müslüman tahayyülünün sınırlarını zorlamaktadır. Katılık Müslüman kalbinin bir özelliği değildir, bunun için Cahit Zarifoğlu “kalbinizi ve sesinizi yumuşatın” demiştir. Müslümanların karşı karşıya kaldığı bu üç meselenin farkında olması gerekiyor. Bu kavramları hırpaladığımız sürece insanlığa sunabilecek bir değerimiz kalmayacaktır. Aynı zamanda bu kavramların hayatımızda yer edinmeyişi İslam’ı anlatmamıza da manidir. Çünkü İslam’ın “söz”le insanların kalplerine nüfuz etmesi zordur. Müslümanın “hal”i en güzel tebliğidir.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?