Nasıl bir belediyecilik?

Üniversite tahsilimiz dolayısıyla İstanbul’a ilk geldiğimiz günlerde bu devasa şehrin yerel iktidarının başında ANAP’lı Bedrettin Dalan vardı. Yurdumuz Vefa’daydı… Unkapanı köprüsünün dibinde Haliç suyunun Marmara Denizi’ne deşarjını sağlayacak bir proje gerçekleştiriliyordu. Günlerce burada Haliç’e ayak çakmaya çalışıldığı için çıkan “güm, güm” sesinden ders çalışmayı bile unutmuştuk. Ne oldu peki? Hiçbir şey… Bu projenin yüzde kaç uygulandığından haberimiz bile yok. Yerel yönetim birileri aracılığıyla denizin dibine parayı gömdü gitti… Arkasından Cumhuriyet tarihinin en beceriksiz, en başarısız, vizyonsuz, çapsız yerel yönetimi geldi işbaşına. Nurettin Sözen ve saz ekibi.

İSKİ skandalının patlak verdiği hazin sonu bir kenara bırakın. Çöpler kaldırılmadı günlerce bu devasa şehirde. Muslukları açtığımızda çıkan “tıs” sesi dolayısıyla, ne rahmetler okumuştuk bu beceriksiz taifesine. Milli Görüş belediyeciliği işte bu dönemin sonunda işbaşına geldi İstanbul’da. En kısa zamanda altyapı ve üst yapı çalışmaları bitirildi. Şehir, şehir kimliğine kavuşturuldu… Ama tam şehre ruhunu kazandıracak olan gerçek kimlik çalışmaları yapılacağı dönemde, birileri vitrinimiz dâhil olmak üzere her şeyi söküp, çekti gitti.

Milli Görüş’ün o efsane döneminin ardından gelenlerin hangi hizmetlere imza attıklarını görüyorsunuz. Elbette yerel yönetimler boş durmayacaklar, yatacak değiller.

Bir belediyenin görevi alt yapı ve üst yapı çalışmaları yapmak değildir elbette. Marka hizmetler üretmektir… Şehre vizyon katacak ve uluslararası marka değerini artıracak hizmetler yapabilmektir.

Türkiye 15 yıldır AKP zihniyetiyle ve belediyecilik anlayışıyla yönetiliyor. Bu zihniyetin ürünü olan hizmetleri yakından takip ediyorsunuz.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde AKP vitrinindeki çok önemli belediye başkanlarını tek tek istifa ettirdi.

Her konuşmasında, “Millet ne isterse o olur” sloganıyla kitleleri yönlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan ’ın bu tavrı gerek medya tarafından, gerekse siyaset kanadından çok büyük eleştiriler aldı.

Hiç kimse haksız da değil… Yerel seçimlere 2 yıl kala, böyle bir tasarrufta bulunması Cumhurbaşkanı’nın otoriter yönünün ne kadar derin olduğunu gösterir.

Millet ne isterse o olur… Bu belediye başkanlarını işbaşına getiren, onların belediye başkanı olmasını isteyenler milletimizin ta kendisidir.

Hele Balıkesir Belediye Başkanı’nın istifasında ortaya saçılan “tehdit” iddiaları yenilir yutulur türden değildi.

İstifa eden belediye başkanları yürüyüp giden düzenleri içinde çeşitli projelere imza atmışlardı, hâlâ da etmeye devam ediyorlardı.

Mesela, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in yürüyüp giden ANKAPARK projesi. Yerine getirilen belediye başkanı ANKAPARK projesini millete soracakmış. Çelişkiye bakın… Milletin işbaşına getirdiği, Cumhurbaşkanı’nın istifa ettirdiği, yerine gelenin ise en önemli projesini millete danışacağı müstafi belediye başkanının geride bıraktığı ağır bir yükümlülük olan ve kim bilir şimdiye kadar kaç lira harcandığı belli olmayan proje sürecinden bahsediyoruz.

Her gelenin kendi öncesindekini inkâr ettiği ve hizmetlerini yok saydığı bir belediyecilik anlayışının işbaşında olması ne kadar acı bir durum değil mi?

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Nedim Odabaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?