Gizle

Gençliğin hâli ve geleceği II

Gençlikte büyük bir düşünce boşluğu var. Değerler bakımından büyük sorunlar bulunuyor. Belli bir düşünceye odaklanılamıyor.

Geçmiş zamanda materyalist felsefe, Marksizm gibi kimi düşünüşler bir alandı. Toplumcu gerçekçilik diye bir tezleri bulunuyordu. Bununla ilgili yoğun yayıncılık oldu. Bunlarla eşdeğer eserler üretiliyordu. Köy edebiyatı, işçi, emekçi merkezli bakışlar. Bunlar önemli bir alandı ve büyük bir çaba gerektiriyordu. Karşı görüşler birbiriyle bir çekişme hâlinde idi. Müslümanlar sağ ideolojinin tuzağına düşünce sağlıklı bir gelişme gösteremediler. Sağcılar solcular gibi yaşayan, biraz daha muhafazakâr, biraz daha tutucu gibi idi. Sağın burjuva oluşu zaten bir yaşama biçiminin tercihi idi. Belli bir merkeze takılıp kaldılar. Geleceğe bakıştan çok içinde bulunulan durumu koruma, ya da geçmiş dönük bir bakışları var. Sol düşünceden ayrıldıkları hususlardan biri ateizm konusuydu. Solun, devlet desteğine rağmen tam anlamıyla karşılık bulamamasının nedeni de ateizm idi.

Cumhuriyet ideolojisi Türkçülük ve ırk eksenli. Sağ ile solun en temel noktaları da budur. Kemalizm düşüncesi de bu eksende. Ulusalcı bir bakış. Zaten sınırları belirlenen coğrafya ve bakış bu eksende. Bunun bir ideolojiye dönüşmesi de çıkmazı. Tam bir kişi tapıcılık. Türkçülerin ayrışmaları daha sınırlı hâle getirdi onları. Daha çok Orta Asya ’ya bakış. İslâm öncesi pagan kültüründen beslenme. Kahramanlık tutkusuna dayalı bir bakış. Bu bakış sınırlı olduğundan asla kültürel bir hareket oluşturulamadı. Belli bir yerde tıkanıp kaldılar. Nihal Atsız’dan bir adım öteye geçemediler. O izlekten gelenler yollarını değiştirmek zorunda kaldılar.

Sol düşünce izleği bugün artık Marksist olmanın ötesinde o izlekte onlar da liberal ve batıcı bir düşünceye odaklandı. Popüler roman veya bir bakış söz konusu. O izlekte olan popüler pazarlanabilen yazarlar ortaya çıkardı. Eserleri pazarlanarak milyon baskılı bir sürece girildi. Bu da ayrıca bir sektör oldu.

Medeniyetimizin izleği Muallim Naci’den, Mehmet Âkif’e, Necip Fazıl’dan Sezai Karakoç’a kadar neredeyse tek bir hat üzerinde gelişti. Yahya Kemal de bu düzlemde ele alınabilir. Ancak onun talihsizliği yaşama biçimi ve geçmişe takılıp kalması idi. Sezai Karakoç’tan sonra bir açılım oldu, genişledi. Medeniyet ve millet değerleri eksenli, yeni bir dil bakış ile geleceğe bir bakış gerçekleşti. Bu, tazeliğini koruyor. Ancak ilerleyen zaman içinde bu düşünce hareketinin önü ya tıkanmaya çalışıldı ya da örtüldü, görülmezlikten geldi.

Büyük emek verilerek oluşan bu hareket yetmiş yıl sonra, Türkiye genelini kuşatacakken, ondan uzaklaşıldı, bir çıkmaza düşüldü. Küresel bakış, sıradanlık, siyasal sığlık ile düşünce merkezinden uzaklaşıldı. Düşündürücü şu; görüşme hâlinde bulunduğumuz gençliğin siyasal bakışın etkisinde ulusalcı bir bakışa yönelmesi. Yapılan dizilerde tarih bilinci duygusundan uzaklaşılması. Daha çok ulusalcı ve Türkçü bir anlayışın egemen olması. Kimi ütopik kavramlara takılıp kalınması belirgin.

Siyasal iktidarın gençliğinde ise merkezi bir düşünce bulunmuyor. İslâmî bir hayat algısı görünüyor gibi ise de, daha liberal, daha popüler, daha ulusalcı. Görüştüklerimiz ne yazık ki bu duyguyu oluşturdu. Sezai Karakoç okunmuyor. Kimileri de geçmişe takılıp kalıyorlar. Mehmet Âkif’in üslubunu bir gram geçemiyorlar. Onun gibi söyleme tutkusu, ya da Necip Fazıl üstadın hece bakışlı bir yönelim. Bunlar bir yere takılıp kalmadan başka bir şey değil. Ya da okumayan siyasal sloganlarla var olmaya bakanlar büyük bir ağırlık oluşturuyor. Kişi odaklı bir bakış. Kavram kargaşasının kurbanı ve dağılmış bir gençlikten söz ediyoruz.

Geçmişten bugüne MTTB, Akıncılar, MGV , AGD gibi önemli bir düşünce izleği var. Bunların bir yapı oluşturdu, bir gelecek de bunun üzerine kuruldu. Bunun ayni ruhla devamı gerekiyor.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

03

Meltem Kurtulan - Yüreğinize sağlık Hocam. Çok güzel ifade etmişsiniz..

Yanıtla . 0Beğen 01 Aralık 06:46
02

Cihan - Cok guzel bir yazi daha. Su andaki en buyuk sorun "hic bir dusunce" uretilmemesi. Eski donemlerin sag, sol cekismesi bu anlamda cok daha verimli idi. Ayrica su irkcilik belasi cok kotu icimize islemis. Milli Gorus'te bile yok mu? Yoksa niye Kurt Sorunu'nun adil bir cozumu acikca soylemlerde bulunurmuyor?

Yanıtla . 1Beğen 29 Kasım 12:48
01

Z.şule Ridvanoğlu - Allah razı olsun yüreğinize kaleminize sağlık

Yanıtla . 1Beğen 29 Kasım 09:12

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?