Parçalardan birisi eksik olur ise bütünlük bozulur fakat bütün, parçaların toplamından daha fazla bir şeydir

İnsan, bir bütündür ama yine de bazı organ ve parçaları vardır. Ruhumuz da aynıdır. Ruhun da bazı işlevleri ve farklı tezahürleri bulunuyor.

Ahlakta da benzer bir durum söz konusudur. Bir sürü ahlaki erdem veya ahlaka aykırı tutum vardır ama acaba ahlak bir tek midir yoksa bir insanın birbirinden fazla davranışları ve ahlaki durumları mevcut mudur?

1. Bütün, parçalardan oluşur yani parçalardan birisi eksik olur ise bütünlük bozulur ve hatta bütün sistem çöker. Bu yüzden insan, ruhen ve bedenen bir sistemdir ve bu sistemdeki her parça önemli ve değerlidir. Bizim önemsiz, gereksiz ve hatta zararlı gördüğümüz parçalar bile.

2. Fakat bütünlük ve sistem, parçaların toplamına eşit değildir. Yani biz, tek tek parçaları bir araya getirdiğimizde sistemin işlevini elde edemeyiz. Hayatın diğer alanlarında da durum böyledir. Yani örneğin insan, kalptir diyemeyiz ama kalp eksik olursa insan da olmaz. Fizikten örnek vermek gerekir ise bir kütlenin ağırlığı, tek tek kendini oluşturan moleküllerin ağırlıklarının toplamından fazladır.

3. Hatta insan söz konusu olduğunda, parçalar tek başına bir anlam ifade etmemektedir. Örneğin kalp, tek başına çalışmaz. Hatta tek başına bir sindirim sistemi bile çalışmaz. Sindirim sistemi, bütün vücudun çalışması ile tamam olur.

4. Bu durumda parçanın, bütünü temsil etmesi de mümkün olmaz. Parça, bütünün bir bölümünü temsil edebileceği gibi bütünü hiç temsil etmeye de bilir. Örneğin “kapı kolu” dediğimizde; bunun ne kapı ile ne de kolla alakası yoktur. Aslında isimlendirme haricinde “kapı” ile “kolu” birbirine bağlayan başka bir şey olmadığı gibi ne kapı, ne de kol, kapı koluna tam olarak benzemektedir.

5. Bu durumda insan ahlakına da bir bütün olarak bakmak gerekiyor. Her ne kadar bir parça, bütünü sağlıklı olarak yansıtmasa da parçalardan birindeki bir eksiklik, sistemi etkileyeceği için sistemdeki diğer parçaların birbiri ile ilişkisini de etkileyecektir. Mesela bir insanın “korku” duygusunu tamamen ortadan kaldırdık farz edelim. Bu durumda teorik olarak bu insanın, merhamet ve sevgi gibi hatta öfke gibi duygularının zarar görme ihtimali vardır.

6. Şu halde insan ahlakı için aslolan, duygu ve hevesleri ortadan kaldırmak değil terbiye etmek, dengede tutmak ve bütün bu eğilimleri aklın kontrolüne vermektir.

7. İlimler için de bütüncül bir bakış gerekiyor. Her ilim , hayatın bir alanını yansıtır. Ama hayata sadece fizik veya metafizik olarak bakmak eksiktir. Bu bakış açılarından her biri, hayatı anlamak için gereklidir.

8. Şu halde hayat sadece çalışmak ya da sadece sevgi değildir. Hayat; karmaşıklık, çelişki ve çeşitlilik üzerine kurulmuştur ki biz buna ölçü, nizam ya da ahenk diyoruz.

9. Varlığın çeşitli oluşu, insanların farklı karakter ve yetenekte oluşu gibi diğer farklılık ve çeşitlilikler de aslında bu sistem ve ahengin gereğidir. Zira olaylar dahil tüm varlıklar, bileşenlerden oluşmaktadır. Bu durumda her bir sistemin, birbirinden farklı şeylerin bir araya gelerek oluştuğunu söyleyebiliriz. Örneğin kazalar ve felaketler de birden fazla sebebin bir araya gelmesi ile oluşur. Genelde tek bir hata ya da tek bir aksaklık, felakete veya kazaya neden olmaz.

10. Siyaset alanında da bu durumlar dikkate alınmalıdır. Ticaret gibi siyasetteki başarı da farklılıkların bir araya getirilmesidir. Diğer yönetim durumlarında mesela şirket veya kurum yönetimlerinde de sadece kendi tanıdıklarımızı ya da kendimiz gibi düşünenler ile başarı elde edilmez. Böyle bir durumda kendi kendimize çalıp söylemiş ve sadece birbirimiz ağırlamış oluruz.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Turgut Akyüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?