Gizle

Dinimizle, İmanımızla Oynamayın!

Şu anda yeryüzünde bir tane bile “İslâm devleti” yok. “İslâm ülkeleri” var, ama “İslâm devleti” yok. (Bir devlete “İslâm devleti” denilebilmesi için; mahkemelerde, okullarda, medyada ve hayatın her safhasında Kur’an ve hadis hâkim olmalı, anayasası Kur’ân olmalıdır. Allah’ın hükümleriyle hükmedilmelidir. Şu anda yeryüzünde böyle bir ülke yok.) Müslümanların reisi durumunda olan bir halife yok. Hilâfet müessesesi yok. Hıristiyanların devleti / devletleri var. Yahudilerin devleti var. İneğe tapanların devleti var. Güneşe tapanların devleti var. Hatta fareye tapanların devleti var. Ancak bir İslâm devleti yok. Dolayısıyla Müslümanların imanı ve inancı “devlet koruması” altında değildir. Meselâ bizim ülkemizde, Müslümanların imanını, inancını tehlikeye düşürücü her türlü sözler söylenmektedir. Devlet bütün o konuşmalara müdahil olmamaktadır. Zira “laiklik ilkesi var” denilmekte, şuraya çıkılmaktadır. Dolayısıyla Müslüman, kendi imanını, inancını korumak, muhafaza etmek durumundadır. Bu bakımdan imanla kabre girmek çok zorlaşmıştır.

Şu anda ülkemizde, İslâm’ın hükümlerinden binde biri dahi uygulanmamaktadır. Mahkemede, mekteplerde, medyada, sosyal hayatta Kur’an ve hâdis hâkim değildir. Şeâir-i İslâmiye’den, yani İslâm sembolleri olarak bilinen farz-ı kifaye ve sünnet-i kifayelerden ancak bir-iki tanesi uygulanmaktadır. (Cenaze namazı kılınması, camilerin açık olması, Ezan-ı Muhammedî okunması gibi). Realite bu iken, günümüzde bazı aydınlar kalkıp halkın dini ile, imanı ile uğraşmakta, Müslüman halkın inancını rencide edici sözler söylemektedirler. Buna dair o kadar çok örnek var ki birkaçını sıralayalım:

Yalçın Küçük, “Ezana gerek yok! Camiler kapatılsın!” diyor. Daha pek çok şey söylüyor, ancak bu kadarı kâfi…

Eski Dışişleri Bakanı ve Riyad Büyükelçisi Yaşar Yakış, İslâmiyet için, “1443 yaşında artık çağdaşlaşması lazım” diyor. Bir gazeteye verdiği röportajda daha bir çuval laf ediyor, ancak bu kadarı kâfi. Ancak ağzından çıkanı kulağının duyduğundan emin değilim. İslâmiyet’in sahibi, doğrudan Allah-u Azimüşşân’dır. Hiç kimse İslâmiyet’e müdahale edemez, bir zerresini bile değiştiremez. Ne demek “çağdaşlaşmak!” bütün çağları gören, bilen, kıyamete kadar geçecek zamana göre dininin esaslarını vaz’eden Allah-u Azimüşşan’ın dininin esaslarını değiştirmeye yeltenmek şöyle dursun, aklının ucundan geçirenler, durup düşünmeli, ağızlarından çıkan sözün vebalini ölçüp biçmelidir.

AKP Milletvekili Mehmet Metiner, bir üniversite rektörünün, yabancı kadınlarla tokalaşmanın ateş tutmaktan daha korkunç olduğunu beyan etmesine celâlleniyor. “Sen kimsin, şeyhülislam mısın, müftü müsün?” diyor ve rektörü istifaya davet ediyor. İstifa etmediği takdirde YÖK ’ün “gereğini yapmasını” istiyor. Rektöre, “Sen müftü müsün?” diyen Metiner, bu defa, doğrudan imana taalluk eden sahaya giriyor ve siyasette “âmirleri” durumundaki zevatın ve eşlerinin yabancılarla tokalaştığını söyledikten sonra, “hepsi haram mı işliyor?” diyor. Metiner’in bu konunun kör cahili olduğunu zannetmiyoruz. Bilmiyorsa bir müftüye, bir ilim erbabına danışsın. Dinin ölçüsü, siyasî liderlerin ve eşlerinin yapıp yapmaması değil, dinin temel kaynaklarında yazılanlardır. Orada yazılanlara göre; namahremle tokalaşmak “günah-ı segâir”dir. Yine fıkhın ölçülerine göre, “segâire devam, kebâir günahtır.” Edille-i Şer’iyyeye göre, günahı inkâr edenin ise derhal tevbe edip tecdid-i iman etmesi gerekir. Bu konuda söylenecek söz çok. Ancak bir hadis metnini nakletmekle iktifa edeceğiz. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) şöyle buyuruyor: “Kişinin başına demirden iğnenin batırılması, nikâh düşen bir kadına dokunmasından daha iyidir.” (Câmiü’s-Sağir, 7216 no’lu hadis).

Ağalar, beyler! Biz Müslümanlar, imanla kabre girip Rabbimizin huzuruna çıkmak istiyoruz. Lütfen dinimizle, imanımızla, inancımızla oynamayın. Bu hususta bizleri rencide etmeyin. Bizi daha fazla üzmeyin…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

02

Adil Düzen Aşığı - Yazınızda verdiğiniz örnekte adı geçen millet vekili Akrabalarına yaptığı ya da yapacağı makam mevki verme yardımlarını

'Muhakkak ki Allah iyiliği ADALETİ ve akrabaya yardım etmeyi emreder,kötü işleri azgınlığı ve fuhşiyatı yasaklar.O düşünüp tutasınız diye size öğüt verir'

ayetiyle ilişkilendiren ,karşısındaki hesap sorduğunda da dalga geçer gibi sen Allah'ın ayetine karşı geliyorsan yapacak bir şey yok diyen biri

Yazı çok güzel verdiğiniz örnek ise oldukça çarpıcı...

Yanıtla . 0Beğen 27 Kasım 09:15
01

Mka. - teşekkürler muhterem hocam.dinimizi gereği gibi görmeyenler gereği gibi yaşayamazlar.

Yanıtla . 1Beğen 24 Kasım 16:18

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?