Zindan Adası

Bir yazıdaki “Shutter Island” filmiyle ilgili değerlendirmeler dikkatimi çekti ve filmi izledim. Ülkemizde “Zindan Adası” ismiyle gösterime giren 2009 yapımı bu filmin çok dikkat çekici bir hikâyesi var. Film, iki polis memurunun, tehlikeli akıl hastalarının tedavi gördüğü adadaki hastaneye gelişleriyle başlıyor. Görevleri, kaybolduğu bildirilen bir hastayla ilgili ipucu bulmak ve o hastaya ne olduğunu ortaya çıkarmaktır. Filmin kahramanı olan polis, zamanla “korkunç bilgilere” ulaşır. Burası sıradan bir ada ve adadaki hastane de sıradan bir hastane değildir. Burada Amerikan hükümetinin bilgisi dâhilinde dehşet verici bir proje hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Suç işlemiş ya da suç işleme eğiliminde olan kişiler, ilaçlarla, beyinlerindeki merkezlerin uyarılması suretiyle bambaşka bir kimliğe ve kişiliğe büründürülmektedir. Bir defa geçmişle ilgili bütün bilgileri, hatıraları silinmekte ve kendilerine telkin edilenleri yapan bir robota dönüştürülmektedir. Hedef, bu şekilde canlı robotları çoğaltmak suretiyle, dünyanın dört bir yanında Amerikan hükümetinin istediği eylemleri gerçekleştirmektir. Bunlar, gözlerini kırpmadan yüzlerce insanı öldürebilecek, koca şehrin altını üstüne getirecek birer zombiye dönüşebilmektedir.

Filmin asıl kahramanı polis (Leonardo Dicaprio), adada yaptığı keşiflerde mühim ipuçları bulur. Bir zamanlar birlikte çalıştığı bir polis de bu adadaki zindanlarda tutulmaktadır. Ondan şok edici bilgiler öğrenir. Daha sonraki araştırmalarında daha önce adadaki hastanede çalışmış olan bir doktorla karşılaşır. Doktor bir mağarada saklanmaktadır. Polise adada uygulanan proje hakkında bilgi verir: İlaçlarla, ameliyatlarla beynin kontrol altına alındığını, hastaların itaatkâr, söz dinler hale dönüştürüldüğünü, bütün anıların silindiğini söyleyince, polis, “Bir adamın tüm anılarını silemezsiniz” diye itiraz eder. Bunun üzerine doktor şu açıklamayı yapar: “Kuzey Koreliler beyin yıkama deneylerinde Amerikan savaş esirlerini kullandı. Askerleri hainlere dönüştürdüler. Burada yaptıkları da bu. Dünyaya yayılıp aklı başında insanların asla yapamayacakları şeyi yapacak hayaletler üretiyorlar. (…) Yıllar süren araştırmalarda yüzlerce hasta kobay olarak kullanıldı. Bunu Sovyetler Gulak Adası’ndakiler üzerinde denedi. Biz de burada Zindan Adası’nda bu projeyi uyguladık.”

Zindan Adası’nın firarî doktoru, polise, üzücü bir olay yaşayıp yaşamadığını sorar. Polis böyle bir olay yaşamıştır. Bir manyak, evlerini yakmış, karısı yanarak can vermiştir. Polis o caninin bu adada olduğunu öğrenmiş ve bunun için bu görevi istemiştir. Doktorun yönlendirmesiyle acı gerçekle yüzleşir. Gerçekte, kendisi projenin mimarları tarafından seçilmiştir. Böylesine zeki bir insanın nasıl “dönüştürülebileceği”ni göreceklerdir. Yanındaki ortağı polis, bu projeyi uygulayanların adamıdır. Migreni tutunca kendisine ilaç verilmiştir. O ilaçlarda, kendisine verilen sigarada ve yediği yemeklerde nörelaptik uyuşturucu vardır. Bir müddet sonra elleri uyuşacak, kontrolünü kaybedecektir. Filmin kahramanı korkunç bir projenin parçası olmuştur. Bu adadan kurtulması imkânsızdır. Adadaki bütün görevliler projeden haberdardır ve adadan ayrılmak için mutlaka feribota binmesi gerekmektedir ve o feribota da görevlileri atlatarak binmek imkânsızdır. Film, verdiği mesajların ardından birçok soru işaretleriyle biter…

Bu filmde anlatılanlar acaba sadece filmde mi kaldı? Böyle bir proje uygulamaya konuldu mu? Sırp canileri, Irak ’ı işgal eden Amerikan askerleri ve paralı askerler, Suriye ’yi işgal edenler ( DEAŞ , Haşdi Şabi, YPG , Esad’ın adamları vs.) o korkunç cinayetleri nasıl işledi? Ya Myanmarlı askerler ve Budistler Arakanlı Müslümanları yakarken, etlerini pişirip yerken insanlık nereye gitti? Demirden yapılma robotlar bile o hunharlığa isyan ederlerdi. Peki, iki ayaklı robotlar o kadar tecavüzü nasıl yaptılar? O tüyler ürpertici cinayetleri nasıl işlediler?

Drakula hikâyesindeki gibi, o üretilen canavarlar sonunda üreticilerine de saldırmaya başladı. Amerika’daki, Fransa’daki, Hollanda ’daki onlarca kişinin öldürüldüğü ve yaralandığı terör olaylarına bakınız. Onlar kendi teröristleri için “akıl hastası” deyip olayı kapatmaya çalışıyor. Ta ki “Zindan Adası Projesi” ortaya çıkmasın, dillendirilmesin diye… 

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?