Reklamı Kapat

ABD’nin İslam’dan uzaklaştırma projesi

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ’ın, hiçbir sebep yokken, ”Ilımlı İslam’a döneceğiz” şeklindeki açıklamasına çeşitli yorumlar yapmak mümkün. Bu projenin ABD ürünü olduğu, İslam dünyasını iğdiş etmeyi hedeflediği düşünülürse, Prens’in gelecekte krallığını garantilemek için böyle bir açıklama yaptığını düşünmek yanlış olmayacaktır. Suudi Arabistan üzerindeki ABD etkisini dikkate aldığımızda mevcut kralın vefatı ya da herhangi bir sebeple çekilmesi halinde ABD’nin devreye girmesi sürpriz olmayacaktır. Çünkü Suudi Arabistan’ın başında bulunan kimsenin ABD’ye ters düşmemesi gerekmektedir. Bunun için de sulandırılmış anlamına gelen Ilımlı İslam yaklaşımını Kral adayı prens benimsemiş, sadece benimsemekle kalmamış aynı zaman iş başına geldiğinde bu yönde gayret edeceğini göstermek ihtiyacı duymuş olabilir. Kısacası, Prens daha başa geçmeden gelecekteki partnerini ilan etmek istemiş de olabilir. Niyeti ne olursa olsun belli ki İslam’ın sulandırılması kervanına Suudi Arabistan da katılmış ya da katılmaya söz vermiş durumda.

Ilımlı İslam ya da Dinlerarası Diyalog yandaşı sadece Suudi Prens değildir. Oturdukları koltukları ya da ileride oturmayı düşündükleri makamlara gelmenin yolunun ABD ile ortak hareket etmekten geçtiğini düşünenlerin sayısı az değildir. Bu arada, Ilımlı İslam’ı ülkelerinde hâkim kılmak, bir başka ifadeyle kısırlaştırılmış bir toplum oluşturmak için yıllardan beri çaba sarf edenlerin de ABD’nin koruyucu kanatları altında varlıklarını sürdürdükleri düşünülürse, İslam dünyasının daha uzunca bir süre ABD’nin tasallutundan kurtulamayacağını söylemek yanlış olmayacaktır.

Olaya bu açıdan bakıldığında Ilımlı İslam’a geçecekleri sözünü veren Prens’in önünü açabilmek için Suudi Arabistan’da bazı kral adaylarının hayatlarını kaybetmeleri üzerinde bir takım şüphelerin bulunuyor olması düşünüldüğünde belli ki Veliaht Prens’in, “Ilımlı İslam’a döneceğiz” sözleri kişisel bir tercihin ötesinde anlam ifade ediyor. ABD açısından Müslümanların nasıl inandıklarından çok İslam dünyasının petro-dolarlarının ABD bankalarına akmasının önemli olduğu söylenebilir. Ancak, bu akışın süreklilik kazanması için kendileri ile gönüllü olarak ortak hareket edecek yöneticilere ihtiyaçları vardır. Bunun için darbeler yoluyla yandaşlar işbaşına getirilir ya da bir takım kimseler diktatör oldukları iddiası ile ülkeleri işgal edilerek demokrasi getirmek bahanesiyle yandaşlar yetkili koltuklara oturtulur. Ülkeler eğer istedikleri gibi dizayn edilemiyorsa o zaman başvurulan yol bu tür söz dinlemez yöneticilerin hâkim olduğu ülkelerin başına bir takım terör örgütleri musallat edilir.

Trump ’ın ilk ziyaret ettiği ülke İsrail ve arkasından ilk gittiği Müslüman ülkenin Suudi Arabistan olduğu, bu ziyaretten de 300 milyar dolarlık silah siparişinin anlaşmasının imzalandığı düşünüldüğünde ABD’nin bu ülkeyi kendi haline bırakmayacağını söylemek yanlış olmayacaktır.

Bu arada Ilımlı İslam söylemini sadece İslam’ın içini boşaltmak olarak algılayıp işin İslam ülkelerine yönelik emperyal boyutunu görmezden gelmek eksik bir değerlendirme olacaktır. Çükü, Ilımlı İslam söylemi ile öncelikli olarak İslam dünyası uysallaştırılmak, böylece sömürülerini ve kontrollerini kolaylaştırmanın bir vasıtasıdır. Daha kral olmadan Suudi Veliaht Prensi’nin geleceğinin garantisini Ilımlı İslam’da görmesi ibret vericidir. Bunun da yanında İslam dünyasının da bu husus karşısında dikkatli olması gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?