Gizle

Kral ama mecburen

Yönetmenliğini TomHooper’ın yaptığı başrollerinde ColinFirth,Helena Bonham Carter,DerekJacobiisimlerin yer aldığı, birçok ödülün sahibi Zoraki Kral (TheKing’s Speech), 2010 yılının en önemli filmlerinden birisiydi.

İzleyenlerin hatırlayacağı üzere bahsini ettiğimiz, İngiliz Kraliyet ailesinden VI. George’un kekemeliğini yenmesi üzerine kurulu bir dönem filmi. Sağlam oyuncu kadrosunun sürüklediği filmin öyküsü, babası V. George’un ölümünün ardından, Frederick Arthur George’un ağabeyi Edward’ın Amerikalı Wallis Simpson ile evlenmek için tahtı Albert Frederick Arthur George’a devretmesiyle başlar. Fakat tahta oturan yeni Kralın önemli bir engeli vardır: Çocukluğundan beri başına dert olan kekemeliği.

Halka hitap etmekte sorunlar yaşayan Kral bunu yenmek zorundadır. Yeni Kralın bu sorununu yenmesinde ona yardımcı olmak ve onu Kraliyet makamına hazırlamak için eşinin gayretiyle Avustralyalı konuşma terapisti LionelLogue devreye girer. Başta başarısız denemeler olmuştur ancak LionelLogue’nın ilginç kişiliği, farklı teknikleri ve ısrarlı çabaları neticesini filmin sonunda verecektir.

Filmin başında kekemeliğinin gerçek sebepleriyle yüzleşmekten çekinen Kral, kendisine yardımcı olmak isteyen Lionel’e ısrarla resmî bir şekilde hitap etmekte ve her fırsatta ona karşısında bir Kral’ın olduğunu hatırlatmaya çalışmaktadır. Lionel isebir nevi öğrencisi olan Kral’a statüsünü hiçe sayarak ve zaman zaman onu öfkelendirecek bir şekilde davranır. Hatta tüm uyarılarına aldırmadan ısrarla Kral’a ilk adıyla hitap etmektedir: Bertie.

Filmin genelinde öyle büyük bir kariyeri ve ünü olmayan Lionel’in Kral’ın karamsar tavırları ve hiddeti karşısında son derece sabırlı ve soğukkanlı duruşu; her şeyin iyiye varacağına dair inancı ve gayreti takdir uyandırıyor izleyicide. Esasında Kral’ın da tek seçeneği Lionel’dir. Zaten o dönemde II. Dünya Savaşı patlak vermiş, Kral’ın halkını motive etmesi için heyecanlı konuşmalar yapması gerekmektedir. İşin daha kötü tarafı şudur ki Kral’ın rakibi, hitabet konusunda dinleyenleri hipnotize edecek kadar güçlü birisidir: Hitler. Filmin fonunda tam olarak bu işlenmese de dikkatli izleyiciler için bu temel çatışma çok şey söyler.

Birdenbire omuzlarına binen vazifenin ağırlığı ve kekemeliğine sebep olan derin sorunları ile yüzleşmesi Kral’ı filmin bir yerinde şöyle konuşturur zor da olsa: “Madem Kralım nerede benim gücüm? Bir hükümet kurabiliyor muyum? Bir şeye vergi koyabiliyor muyum,savaşilan edebiliyor muyum? Hayır! Ye de en yetkili makamda oturan benim. Neden peki? Çünkü halk, konuştuğum zaman onların adına konuştuğuma inanıyor. Ama ben konuşamıyorum.”

Kral’ın serzenişleri hele bir de İngiliz Kraliyeti söz konusu olunca son derece trajik bir durum oluşturur. İnanılmaz bir çaresizlik hissi içinde, her başarısız deneme sonrası Kral’ın iradesindeki zayıflama, iktidarı konusunda kendisini dahi şüpheye düşürmekte; halk nazarındaki meşruiyeti konusunda onu kaygılandırmaktadır. Yine filmin bir yerinde günümüz siyaseti için de geçerli şu cümle yer alır: “Geçmişte, bir Kral’ın tek yapması gereken kıyafetinin içinde saygın görünüp atından düşmemesiydi. Şimdiyse insanların evlerine nüfuz edip gözlerine girmemiz gerekiyor.”

Gelelim filmden hissemize diye bitirecek değilim elbette yazıyı merak etmeyin. Fazlasıyla “spoiler” verdim, ders vermeye gerek yok. Henüz izlemeyenler izlesinler lütfen görülecek çok şey var filmde. Bu arada “spoiler” kelimesine “tatkaçıran” karşılığı öneriliyor. Bence başarılı, siz ne dersiniz?

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Orhan Gazi Gökçe - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?