Reklamı Kapat

Muhammed Zâhid El-Kevserî ve görüşleri

Son devrin yetiştirmiş olduğu büyük ilim adamlarından birisi olan Muhammed Zâhid el-Kevserî, talebeleri, eserleri ve görüşleriyle İslâm âleminde derin izler bırakmış, Şeyhülislâm Ders Vekilliği’ne kadar yükselmiş mümtâz bir şahsiyettir. Muhammed Zahid el-Kevserî, Kafkasya’dan hicret etmiş, Çerkes kökenli bir ailenin çocuğu olarak 14 Ekim 1879 tarihinde Düzce ’ye bağlı Hacı Hasan Efendi Köyü’nde dünyaya geldi. Temel ilimleri doğdu köye adını veren babası Hacı Hasan Efendi’den aldı. İlk tahsil ve Rüşdiye’yi memleketi Düzce’de tamamlayan M.Zâhid el-Kevserî, on beş yaşlarında medrese eğitimi için İstanbul ’a gelmiştir. İstanbul’da tam on yıl sürecek olan eğitim devresinde devrin önemli âlimlerinden icâzet alacaktır. 1907 yılında Ders Vekîli Ahmed Asım Efendi başkanlığında Ahıskalı Mehmed Es’ad, Dağıstanlı Mustafa Muazzam, Tosyalı İsmail Zühdî gibi sonraları Şeyhülislamlık ve Sadrazamlık yapmış zevâtların huzurunda dersiamlık imtihanını vermiş, 28 yaşında şer’î, edebî ve aklî ilimlerin tamamında ders okutabileceğine dâir icâzetnâme almıştır.

Muhammed Zâhid el-Kevserî, daha sonra 16 yıl başta Fatih Camii olmak üzere, muhtelif kademe ve yerlerde dersiamlıklık görevini iâfa etmiştir. Kevserî’nin İttihat ve Terakki ile ilk ters düşüşü, medreselerin ıslahı için kurulan komisyonda üye olduğu zamandadır. İttihatçılar medreselerde değişiklik yaparak, dinî dersleri azaltmak istemiş, Kevserî, komisyon üyesi olarak buna karşı çıkmış ve yapılmak istenen değişikliğe engel olmuştur. Bu arada Kastamonu’da yeni açılan medresenin başına atanan Kevserî, burada üç yıl kaldıktan sonra istifa ederek İstanbul’a gelmiştir. Süleymaniye Medresesi’nde “Medresetü’l-Mütehassisîn” müderrisliğine atanmıştır. Kevserî daha sonra Sultan Vahdettin Han zamanında 15 Ağustos 1336/1920 tarihinde Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’nin Ders Vekili olmuştur. Kevserî’nin bu görevi çok uzun sürmemiş, İttihat ve Terakkîcilerle anlaşamadığı için ders vekilliğinden azledilmiştir. Ancak ders vekâleti meclisi üyeliği ile müderrislik görevini, 3 Kasım 1922 tarihinde Mısır ’a gitmek üzere Türkiye’den ayrılıncaya kadar sürdürmüştür.

Muhammed Zâhid el-Kevserî merhum, hak bildiği dâvâda sebât etmiş, İttihat ve Terakki Partisi’yle müdacelesi sonucu, hakkında tutuklama kararı çıkartıltılmış, evine dahi uğrayamadan Mısır’a hicret etmek zorunda kalmıştır. İttihat ve Terakki Partisi’nin dine karşı takındığı tavırlardan rahatsızlığını sadece dille ifâde etmemiş ve bizzat mücâdele etmiş olan Kevserî, sırf bu tavrından dolayı gurbette yaşamak zorunda kalmıştır. 4 Aralık 1922 yılında Mısır Kahire’ye ulaşan Kevserî, burada da ilmî ve fikrî mücâdelesini sürdürmüştür. Kendisiyle aynı âkibete uğrayan Osmanlının son Şeyhülislâm’ı Mustafa Sabri Efendi ile birlikte Mısır’da Ehl-i Sünnet İslamlığının kalesi olmuşlardır. Merhum Ali Nar Hocamızın bize aktardığına göre Mısır’daki reformist etkilerin çokça hissedildiği bir zamanda Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi ve Şeyhülislam Ders Vekilî Muhammed Zâhid el-Kevserî’nin Mısır’a hicretlerinden burada bulunan Ehl-i Sünnet büyükleri ziyâdesiyle memnun olmuş ve: “Mısır’a dinde reformistlerin hâkim olduğu karanlık bir dönemde Akdeniz’den iki beyaz gemi geldi ve bizi kurtardı” demişlerdir.

Nihâyet, 1952 yılında 71 yaşında vefât etmiştir. Cenazesi Şeyh Abdülcelil İsa tarafından kıldırılmış ve Şafîî Mezarlığı’na defnedilmiştir. Son derece velud bir âlim olan Şeyh Muhammed Zâhid El-Kevserî, 21’ini İstanbul’da, 35’ini Mısır’da olmak üzere 56 telif eser yazmıştır. Bunların dışında 10 kitaba ta’likât, 57 esere mukaddime yazmıştır. Bu 57 eserin 23’ünü tahkik etmiştir. Muhammed Zâhid el-Kevserî, asırlardır süre gelen Ehl-i Sünnet’in ilmî geleneği devam ettirmiştir. Mısır’da Muhammed Abduh’un başını çektiği Ezher’deki modernist ekolle mücâdele etmiş, Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi ve Selâmetu’l-Kuda’î El-Azâmî ile birlikte çalışmıştır.

Muhammed Zahid el-Kevserî’nin hayatı incelendiğinde Ehl-i Sünnet’in yılmaz savunucusu olduğu görülür. Kevserî gibi bir âlimin Türkiye’de pek tanınmaması ne kadar hazin ve düşündürücüdür. Cemaleddin Efgani, Reşit Rıza ve Muhammed Abduh gibi dinde modernistler, kendileri gibi düşünence tanıtılırken, Şeyhülislam Mustafa Sabri ve Muhammed Zahid el-Kevserî gibi gerçek ulemanın görmezden gelinmesi ne hazindir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?