Gizle

Kumdan kaleler

CumhurbaşkanıRecep Tayyip Erdoğan,15 Mart 2015 günü Balıkesir ’de yaptığı konuşmada; “bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa Türkiye de öyle yönetilmelidir”dedi Gerçekten Türkiye’yi bir anonim şirket gibi de yönetti. Bu şirket çok sağlıklı yönetilmemiş olmalı ki; yastık altında sakladığımız altınlara muhtaç hale geldiler. Şirketin gelirinden çok gideri olunca hükümet ne yapacağını şaşırdı.

AKP hükümeti iktidar olduğu 2002-2013 arasındaki 11 yılda; içinde rafineriler, demir çelik fabrikaları ve limanların da bulunduğu tam 890 KİT’i sattı. Özelleştirme adı verilen satışlardan yaklaşık 62 milyar gelir elde edildi. Bunun 15,5 milyar dolarının‘masrafa’gittiği açıklandı. Geri kalan para nerede? Bu satışlardan elde ettiğiniz parayı üretimde kullanmayıp, oy potansiyeli olan asgari ücretlilere ve zengin yüzde 5’e dağıtırsanız, borca dayalı ekonomiyi yürütmek zorunda kalırsınız. Oysa hükümet bilmeliydi ki, üretime dönük olmayan yatırımların tamamı israftır. Dikkat ederseniz ülkemizde asgari ücretli ile asgari ücret alan emekli sayısı çoktur. Çünkü asgari ücretliler hükümet için oy deposudur. Yap-işlet-devret ihalelerini hazine garantili verdi. Yani müşteri garantili garabet bir sistem oluşturuldu. İki köprünün yıllık geliri, geçiş garantisi ile yaptırılan üçüncü köprüyü yapan firmaya yapılan ödemeyi karşılamaya yetmiyor. Hizmete açılmasının üzerinden yaklaşık 6 ay geçen üçüncü köprüyü yapan ICA firmasıyla yapılan sözleşme gereği yılda 135 bin araç geçiş bedeli ödenmesi taahhüdü bulunuyor. Sözleşmede, yap-işlet-devret usulünce köprüyü yapan ve 10 yıl işletecek olan ICA firmasına yılda 147 milyon 825 bin dolar ödenecek. Dolar 3.60 liradan hesaplandığında ICA firmasına yıllık ödenmesi gereken rakam 532 milyon 170 bin liraya ulaşıyor.

İki köprünün yıllık gelirine 151 milyon 297 bin lira ekleyerek yapıyor. Hükümet IMF’nin borcu bitirilip kovulmasına rağmen IMF ve Kemal Derviş’in yazmış olduğu ekonomi model hâlâ uygulanmaktadır. Oysa bu ekonomi modeli 2006 yılında sona ermeliydi. KİT’ler satılarak elde edilen para, üretime yönlendirilmemiş, asgari ücret ile yaşayan kesim ile en üst tabakaya dağıtılmıştır. Şunu da açıkça ifade etmek gerekiyor, son on beş yılda milli gelir artışından daha yüksek bir refah düzeyine ulaştık. “Bunun sebebi nedir?” diye sorarsanız, 600 milyar dolar yabancı para aldık. Daha anlaşılır izah edersek, borç alarak refah düzeyimizi arttırdık. Bu durum Türkiye’nin cari açığının artmasına neden oldu. Bizim ekonomi modelimiz, dışa bağımlı, yabancı sermayeye bağımlı, yabancı sermaye akışıyla finanse edilen bir sistem. 2002’de ülkenin dış borcu 170 milyar dolar seviyesindeydi. Şimdi ise 400 milyar dolar seviyesinde. Bugün yaklaşık olarak rakamı veriyorum. Yabancıdan 600 milyar dolar para aldık. Refah az da olsa artmışsa üretimden gelenle değil, yabancıdan alınan borçla olmuştur. Bu tehlikeli bir durumdur.

BİZİ BESLEYEN DIŞ GÜÇLER

Normal ürettiğimizin üzerinde bir refah tarzı yaşıyoruz. Hükümetin yaptığı kumdan kaleler. 15 yıldır bizi besleyen dış güçler. Bize oluk oluk para aktarıyorlar. Diyorlar ki; “Sen üretme! Ben sana düşük faizle borç para vereyim. Aldığın bu para ile yine benim katma değeri yüksek mallarımı satın al.” Tamam da üretmeden yaşıyorum. 2007 yılına kadar uygulanan sıkı para politikası; yaklaşık son iki yılda tamamen terk edilmiştir. Özal’ın tabiriyle orta direk kalmamıştır. Ülkemizin kültürünü oluşturan, sorgulayan ve demokrasiyi içselleştiren orta direk artık can çekişiyor. Yapılan köprüler, yollar her ne kadar cazibesini koruyorsa, eve ekmek getiremeyenleri ne kadar ilgilendiriyor ki? Şirket su almıştır. Ankara ’ya artık toplanan vergiler yetmemektedir. İsrafın boyutu çok büyüktür. Liyakat sistemi bittiğinden, kurumlar değil şahıslar çalışmaktadır. Cumhurbaşkanını ikaz edenler uzaklaştırılıp, yalaka tipler doldurulmuştur. Allah sonumuzu hayretsin!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İshak Beyazay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?