Reklamı Kapat

Güzel havalar

Ülke olarak gündemimiz sürekli değişiyor. Kendimize mevzu üretmekte zorlanmıyoruz şükürler olsun. Bir hafta önce manşetten girilen haberler , bir hafta sonra konuşulmaya değer bulunmuyor. Sosyal medyada ise bu süre, çok daha kısalmış vaziyette. Böylesine hızlı akan gündemi takip edebilmek çok zor olduğu gibi bu gayrete düşenlerin bir yerden sonra -halk tabiri ile konuşursak- “kayış atması” kaçınılmaz.

Coğrafyamızın getirileri olduğu gibi götürüleri de var. Nitekim hep bir telaşın, kargaşanın tozuna bulanıp durmaktayız. Nimetin külfeti, mesuliyetimizin gereği diyerek şükrü dilden bırakmayalım biz yine. Ancak kafamızın götürmediği yahut aklımızın erip gücümüzün yetmediği çok şey oluyor. Bitmez, tükenmez geçiş dönemleri yaşayıp duruyoruz. Her zaman zor bir virajın başında, bir uçurumun kenarında yahut bir felaketin arifesindeyiz gibi hisler içindeyiz. Bir kuzey Avrupa ülkesinde ne yoksa bizde hepsi var. Onlara özendiğimden söylemiyorum; bilakis biz aksi takdir edilse yaşayamayız. Vaziyetimiz bu.

Hariçte aleyhimize tertip edilen art niyetli planların varlığı kadar dahilde enerjimizi tüketen lüzumlusu az, lüzumsuzu çok birçok konu gündemimize girip çıkıyor. Bu hafta da ülke gündemindeki yerini koruyacak mı bilmiyorum ama “ istifa ” konusu önemli isimler üzerinden ziyadesi ile tartışıldı geçtiğimiz günlerde. Çoğu zaman yokluğu ile eleştiri konusu olan “istifa” mekanizması “görülen lüzum üzere” olacak ki işlemeye başladı. Şahsi fikrim, vazife heyecanı kalmamış, şevki sönmüş ve daha kötüsü vazifenin suiistimaline düşmüş kimseler için “istifa” ar etme sebebi değil bilakis kalmışsa bir onur nişanesidir. Bir büyüğümüzün ifadesi ile vazife yerine gelmiyorsa o koltuktan kalkmalı ve en azından temiz havaya yol açmalı.

Sadece koltuk üstünde ve masa arkasında yahut herkesin görebileceği yerde, vitrinde olmakla kendimize bir emniyet alanı arıyorsak hapı yutmuşuz demektir. Hayatımızı daha önemli, daha öte, daha ulvî bir değer kuşatmamış ve bir rüyâ görerek yaşamıyorsak bizden umut kesilmiştir. İşten güçten el çekmek, gözden kaybolmak, başkalarının gündeminden düşmek insana kendine dönmekten başka bir yol sunmuyor. Bu sonuç acı bir hesaplaşmayı gerektirdiği gibi ölüm gelmeden lütfedilirse sonsuz bir şükür sebebi de sayılabilir fark edene. Nitekim esasında “istifa” dışardan bir talimata değil içerden bir “afv” isteğine ilişkin bir şeydir. Biz her ne kadar unutmuş olsak da eskiler mesuliyet duyguları yüksek olduğundan taşıyamayacakları yüklerden sebep aflarını isterlermiş üst makamdan yani “istifa” ederlermiş.

İstifa demişken Türk şiirinin önemli isimlerinden Orhan Veli’nin “Beni bu güzel havalar mahvetti” diye başlayan meşhur şiirini hatırlamazsak olmaz. Hemen bu ilk mısradan sonra üstat “Böyle havada istifa ettim/ Evkaftaki memuriyetimden” diye devam eder. Bu ara havalar pek iyiye gitmiyor, güze döndük, hangi sert rüzgâr, hangi taraftan eser; kimi uçurur kimi bırakır bilemiyoruz lakin madem bahsettik editörümün müsaadesi ile şiirin tamamı ile bitirelim, belki gönüller şenlenir:

Güzel Havalar

Beni bu güzel havalar mahvetti

Böyle havada istifa ettim

Evkaftaki memuriyetimden

Tütüne böyle havada alıştım,

Böyle havada âşık oldum;

Eve ekmekle tuz götürmeyi

Böyle havalarda unuttum;

Şiir yazma hastalığım

Hep böyle havalarda nüksetti;

Beni bu güzel havalar mahvetti.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Orhan Gazi Gökçe - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?