Reklamı Kapat

Nükleer silahsızlanma antlaşması (NPT) ve BM’deki Beşli Çete

Son 250 yıldır Müslümanların fetret dönemi yaşadığı ve bu dönemde Yahudi ve Hıristiyan blokun bir hayli mesafe kat ettiği bir gerçek. Yahudilik ve Hıristiyanlık birbir peşine geldikleri için sürekli kendi aralarında kanlı savaşlar yaşanmışken, İslamiyet’in doğuşundan sonraki süreçte Müslümanların fetihleri karşısında birbirlerine yaklaşma yolunu seçmişlerdir. İslam dini, zaten Yahudilik ve Hıristiyanlığı birbirinden ayırmadan “batıl din” kategorisine koyduğu için onların bu birlikteliği “batılın ittifakı”dır ve buna da şaşmamak gerekir. Kur’an-ı Kerim: “Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirinin dostlarıdır. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır…” (Maide, 1), “Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resulü’dür ve Allah’ın emrine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren mü’minlerdir” (Maide, 55) derken tam da bu noktayı işaret etmektedir.

Müslümanların gerilemesiyle dünyanın çok şey kaybettiğini, yeryüzünde adaleti hâkim kılma hedefiyle yola çıkan Müslümanların, daha İslam’ın ilk yıllarından itibaren dünyaya Hakk’ı ve adaleti tesis etmek için çaba gösterdikleri ve bunda da başarılı oldukları gerçeği kadar, son 250 yıldır Müslümanların hem İslam dininin hem de bilim ve teknolojinin gerisinde kaldığını da dikkate alırsak; Müslümanların boşalttığı alanı Yahudi ve Hıristiyanların müştereken doldurarak dünyayı kan ve gözyaşına boğduğu, bu kan ve gözyaşının da İslam ülkelerinin sınırlarına hapsedildiği gerçeğine de ulaşmış oluruz.

Yahudi ve Hıristiyanlar tarafından kurulan BM’nin (Birleşmiş Milletler) 5 daimi üyesinin diğer üyelerden farklı olarak veto hakkına sahip olması; NATO, Varşova Paktı ve NPT Anlaşması’nın tamamen dünyayı kendi emelleri doğrultusunda yönetmek isteyen Yahudi ve Hıristiyanların kurguları doğrultusunda oluşmuş yapılar olduğu; bu adaletsiz denklem bozulmadığı müddetçe İslam âlemi için beklenen sabahın olmayacağını söylemek zor olmasa gerektir.

BM’nin üye sayısı 193 olmasına rağmen, bunlardan sadece “ ABD , Rusya, İngiltere , Fransa ve Çin ”in veto hakkına sahip olması bile bu sistemin sinsice ve gayri adil kurulduğunu göstermeye yeter. Aynı sinsilik ve adaletsizlik NPT Anlaşması için de geçerlidir. BM’deki beşli çete “ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve Çin”, nükleer silahlarını ürettikten sonra 1 Haziran 1968 yılında “Non-ProliferationTreaty-Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması/NPT”yi imzalamış ve bu tarihten sonra diğer ülkelerin nükleer silah yapılmasını yasaklamıştır. Bu antlaşma ile nükleer silah sahibi olan bu beş ülke, nükleer silah sahibi olmayan ülkelere bu teknolojiyi transfer etmeyeceğini, nükleer silah sahibi olmayan ülkeler ise nükleer silah sahibi olmaya çalışmayacaklarını kabul etmişlerdir. Antlaşmada, o tarihe kadar nükleer silah üretmiş beş ülkenin nükleer silahlarını imha etmeyeceği kararlaştırılmıştır.

1945 yılında ilk nükleer denemesini yapan ABD’nin 4.804, 1949 yılında nükleer deneme yapan Rusya’nın 4.480, 1952’de nükleer deneme yapan İngiltere’nin 225, 1960’ta nükleer deneme yapan Fransa’nın 300, 1964 yılında nükleer başlık üreten Çin’in 250 aktif savaş başlığı bulunmaktadır. Bu beş ülke, 1968 yılına kadar nükleer silahlarını üretmiş, bu tarihte yapılan NPT Antlaşması ile diğer ülkelerin üretmesini yasaklamıştır. İşte uygar zannedilen Batı’nın dünyaya kurduğu sistem bu. İsrail ise 1979’da Hint Okyanusu’nun güneyindeki Prens Edward Adaları yakınlarında gizli olarak nükleer deneme yapmıştır. İsrail’in ne kadar nükleer başlık bulundurduğu bilinmemektedir.

Bu arada Hindistan 1974 yılında 110, Pakistan 1998 yılında 120, Kuzey Kore 2006 yılında 10 adet aktif savaş başlığı üretmeyi başarmıştır. Pakistan Devlet Başkanı Ziya-ül Hak, ilk nükleer denemeyi yaptıktan sekiz yıl sonra 1988 yılında öldürülmüştür. Irak ve Libya, gizlice yürüttükleri nükleer silah programlarını sonlandırmasına rağmen bu iki ülkenin liderleri Saddam Hüseyin ve Muammer el-Kaddafi’nin hazin ölümlerini de bu bağlamda değerlendirmek komplo teorisi olmasa gerektir. Güney Afrika, Tayvan, Arjantin, Brezilya ve Güney Kore’nin de gizlice nükleer silah çalışması yaptığı ve üretemeden sonlandırmak zorunda kaldıkları bilmektedir. ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail gezisinde İran ’ı ve geçtiğimiz günlerde Kuzey Kore’yi tehdit etmesi, beşli çetenin dünyayı nasıl zorbalıkla yönettiği ve kendileri dışındakilere yaşam alanı bırakmak istemediklerini göstermektedir.

Görünen o ki, İslam ülkeleri için “İslam Birliği, İslam Askeri Savunma Paktı, İslam Ekonomik İşbirliği Teşkilatı” gibi yapılar ve nükleer silah üretme programına başlamaktan başka çıkar yol gözükmemektedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?