Reklamı Kapat

Yormayın Be Abi!

Türkiye ’de tartışılan meselelerin nedense gençler üzerinden bir hesaplaşmaya dönüşmesi değişmez bir hal aldı. Çoğu zaman gidişatından memnun olmadığımız, sürekli şikâyet ettiğimiz gençleri günah keçisine dönüştürdüğümüz acı bir vakıa olarak ortada. Daha fenası, kendini yetişkin sayanların hata ve pişmanlıklarıyla yüzleşmekten çekinerek gençleri bir çeşit yansıtma alanı olarak görmeleri. Kendi içlerinde yine kendilerinden kaynaklanan sebeplerle kaybettikleri umut ve heyecanı canlandırmak gibi beyhude bir telaşa gençleri ortak etmeleri ise çok acımasızca.

Elbette yolunda gitmeyen şeyler var ancak yolunda gitmeyen şeyleri yoluna koymak acı bir tecrübe ile anlaşıldı ki ateşli nutuklar, üst perdeden sürekli tekrarlanan söylemler ve aşırı idealizm yüklemeleri ile mümkün olmuyor. Her zamanın bir ruhunun olduğunu, her kuşağın önemsenmesi gereken farklı hususiyetleri, beğenileri olduğunu yeniden düşünmemiz gerekiyor. Bu anlamda “kafalama” operasyonuna tabii tuttuğumuz gençler, ucuz sosyal mühendislik denemelerinin alanı olmamalı. Bu çabaların neticeleri itibariyle olumlu sonuçlar vermediği bilakis aksi yönde bir reaksiyon ürettiği açık.

Bilhassa eğitim -öğretim konusunda kafaların ziyadesi ile karışık olması, ortaya konan eylemlerin derde devadan başka her şeye kapı açması gençlerde haklı bir tepki biriktiriyor. Çoktan seçmeli ya da ucu açık fark etmez kabiliyetlerin öğütülmesi ile sonuçlanan eleme sistemi bazı gençleri sürekli arka sıralara çekilmek zorunda bırakıyor.

“Din yorgunluğu” daha önce de Necdet Subaşı’nın bir makalesinde derinlemesine tartışılan bir kavram. Özet olarak bu kavram ekseninde, kuşak çatışmasının din kavramı etrafında daha da karmaşık hale geldiği, bilhassa gençlerin din konusunda yaşadığı ideal-gerçek çatışmasının görünür planda fazla ve çeşitli olumsuz örnek sebebiyle bir krize dönüştüğü vurgulanıyor.

Nitekim Milli Gazetedeki köşesinde önemli notlar düşen Hüseyin Akın tecrübeleri ile netleştirdiği görüşlerini şu cümle ile özetliyor: “Hayattan kopuk değilse dinde dinginlik vardır. Din adına anlattıklarımız gençlerin dimağlarını, kalplerini ve de vicdanlarını yoruyor.”

Modernite ile birlikte din kavramının birçok farklı açıdan ele alındığını çok farklı yorumlara tabii tutulduğunu söylemek mümkün. Bilhassa dinin dünyevî kimi maksatlar doğrultusunda araçsallaşması en mühim problem alanını oluşturuyor. Yapılan işlerin dinî açıdan bir meşruiyet alanı bulması adına “islâmî” sıfatı ile anılan eylemlerin temelde seküler hayata uyumu hedeflediği anlaşılıyor. Bu durumun zihnî ve amelî bir çarpıklığa dönüştüğü de bir gerçek. Bunun böyle olduğunu en iyi şekilde gözlemleyenlerin gençler olduğuna inanıyorum. Anne-babalarından başlayarak, büyüklerin dine ait söylemleri ile pratik hayatta tuttukları yolun bir tenakuz içerdiğinin gayet iyi farkındalar. İtirazlarını yüksek sesle ifade etmeseler bile hayatlarındaki tercih ve yönelimlerinde bu çarpıklığa karşı bir refleks geliştirdiklerini izlemek mümkün.

Dinin insana hayat veren membaının oluklarını tıkayan bezirgânların, maksatları açısından basit bir tatmin çabası; dil ve üslup bakımından ise görülmemiş bir seviyesizlikten ibaret kısır tartışmaları, dinin güzel ahlâk, liyâkat, hak ve adalete verdiği önceliği göz ardı ederek sürdürmeleri tedavisi çok zor yaralar açıyor gençlerin zihninde ne yazık ki. Son söz: Yormayın be abi!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Orhan Gazi Gökçe - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?