Reklamı Kapat

Çehov okumayan doktor, şiir sevmeyen öğretmen

“Çehov okumayan bir doktora kendinizi tedavi ettirmeyin, Neşet Ertaş dinlemeyen bir avukata davanızı emanet etmeyin”

Yukarıdaki sözü “Üç Maymun” filminde hem senarist hem de oyuncu ödülü almış, aynı zamanda tıp doktoru olan ünlü sinemacı Ercan Kesal’dan kesip aldım.

Ahmet Hakan da köşesinde Kesal’e tam destek vermiş ve işi daha da ileriye taşıyarak “roman okumayana ehliyet vermeyelim, ezberinde en az üç şiir olmayanı vali yapmayalım”a kadar götürmüş.

Bazı gerçekler abartıya muhtaçtır. Özellikle halk nezdinde bazı gerçeklerin kıvam bulabilmesi için içerisine birazcık abartma tozu katmak yerinde olur.

Kaliteli insana hiç bu kadar gereksinim duyulmamıştı.

Sınavlarda sorulacak konuları sabah akşam ezberle, mülakatta bir grup aşina yüzle mülaki ol, sonra da makama zıplayıp masaya kurul.

Bu cümleyi kurarken heyecanını sıfırlamış sönük gözlü adamlar canlanıyor gözümün önünde.

‘Hemşerim’, diyorum; seni çok mu aradılar?’ ‘Yok’ diyor hiçbir şey anlamamış bir tonla: ‘Ben sınavla geldim’.

Bunu söylerken elini kravatına doğru götürüyor; silahına davranır gibi.

Anlamasam da ‘anladım’ diyorum, çaresiz.

Size bir şey söyleyeyim mi, bu memlekette işlerin özlenen şekilde yolunda gitmesi için insan kalitesi üzerinde titizlikle durmak, kafa yormak gereklidir. On kişi bir halıyı kapıdan dışarı çıkaramıyor, beş kişi bir taşı yerinden kaldıramıyor; kaldırsalar bile taşı nereye koyacakları konusunda ittifak edemiyorlar.

Herkes taşın nereye konması gerektiği konusunda istiareye yatıyor teker teker.

‘Durun!’ diyorum arkalarından, sesleniyorum: ‘İçinizden biri istihareye yatsın, onun sonuçlarına göre hepiniz amel edin.” Dinletemiyorum kendimi. İkinci kez sesleniyorum arkalarından: ‘Arkadaşlar! Hepiniz birlikte yatın istihareye ortak sonuca varmış olursunuz!’

Yine kimse oralı olmuyor.

Altı kişilik istihareden birbiriyle uyuşmayan altı ayrı sonuç çıkıyor.

‘Keşke hiç yatmasaydınız’ diyorum içimden. ‘Yattığınız yerden kalkamadınız.’

Başa dönmemiz gerekiyor, herkesin üzerinden atlayıp geçtiği yere.

Herkes icra ettiği mesleğin esaretinden yakasını kurtarmalı ve insani boyutta irtifa kazanmalıdır. Buna göre;

Mimarsa mutlaka hayal kurma mektebini bitirmelidir.

Öğretmense sabır fakültesinde yüksek lisan yapmalıdır.

Hâkim ise önce kendine hâkim olması gerekir.

Mühendis ise bakış açısını hakikat üzere odaklayabilecek bir hendese sahibi olması elzemdir.

Yönetici ise, hayat bilgisinden çok ölüm bilgisi bakımından donanımlı olmalıdır.

Vaiz ise, ilk taşı kendine atacak yüreklilikte olmalıdır.

Köşe yazarı ise, kabalık ve kalabalıktan ari bir ruh taşımalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?