Gizle

Aykut Kocaman bunun için mi geldi?

Fenerbahçe açısından son derece önemli bir karşılaşmada, Trabzonspor karşısında sahaya çıkan ilk 11’deki isimler iki sezondur şampiyonluğun önündeki en önemli engellerdi. Volkan’ın son 5 yılda takımına kazandırdığı tek bir maçı hatırlayan varsa beri gelsin. Josef’in transfer edildiği gün Fenerbahçe tarihinin futbol aklının çöktüğü gündür. Mehmet Topal ise “adamlığı” ile kadroda yer bulan ancak günümüz futbolunda biraz zorlarsan yedek stoper olabilecek biri…

Başkan Aziz Yıldırım’ın “bize sakat geldi, kandırıldık” dediği Van Persie’nin sahada kaldığı her dakika ise takım arkadaşlarının emeğine hakaret. Bu isimlerin omurgasını oluşturduğu kadronun geçtiğimiz yıl sergilediği performans yetersiz olduğu için teknik adam değişikliğine gidildi ve Aykut Kocaman göreve geldi. Aykut Kocaman ise en önemli karşılaşmada aynı isimleri sahaya sürdü… Sonuç ortada… Takımını uzun süre forvetsiz oynatan Kocaman, tablodan memnunsa diyecek söz yok.

Trabzonspor rahat kazanabilirdi…

Bordo-Mavililer, 20 yıldır deplasmanda yenemediği Fenerbahçe’yi mağlup etmeye çok yaklaşmıştı. Karşılaşmanın ilk diliminde sahada bu görüntü net olarak görüldü. Ancak Burak Yılmaz’ın sakatlanması ve Ersun Yanal’ın daha çok skora göre yaptığı değişiklikler takımına katkıdan çok zarar verdi. Özellikle Yusuf Yazıcı’nın kenara alınması Fenerbahçe’nin ekmeğine yağ sürdü. Rodallega gibi bir ismin bu kadar kenarda tutulması ise anlaşılır gibi değil. Transferde sıklıkla ismi geçen Sosa’nın ya da benzer bir ismin takıma kazandırılması durumunda Bordo-Mavililer çok farklı bir kimliğe bürünecektir.

Galatasaray yakıp yıkıyor

Kayserispor’a 4, Osmanlıspor’a ise 3 gol atan Sarı-Kırmızılılar, ilk iki haftada ortaya koyduğu performansla “şampiyonluğun en güçlü adayı benim” derken birçok futbol terimini de elinin tersiyle çöpe attı. Kayserispor karşısında sahaya çıkan 11’deki tam 6 isim; Mariano, Maicon, Fernando, Ndiaye, Belhanda ve Gomis ilk kez bir resmi maçta yan yana gelmişti. Ama ortaya konan performans kolej havası esintisi veriyordu.

Hani hepimizin kulak aşinası olduğu;

“- Bu takımın hazır olması için 2 aya ya da en az 1 aya ihtiyaç var.

- Falanca takımdan gelen filanca futbolcumuz şehrin havasına ve suyuna bir türlü alışamadı, hele bir alışsın siz görün.

- Sezon başı yoğun yüklemeler yaptık, form tutmamız için 45 gün geçmesi lazım…

- 4 milyon Euro’ya aldığımız santrforla yıllık 3,5 milyon Euro kemiksiz para ödediğimiz sağ açık sahada birbirlerini bulamıyor…” tarzında duyduğumuz cümlelerin tamamı yalanmış.

Futbol, iyi futbolcular ve iyi teknik ekip ile oynanırmış. Gördük, inandık…

Pahalı takım yok, kötü takım var

5 milyon Euro’ya kurduğunuz takım küme düşerse çok pahalı bir takımdır… 50 milyon Euro’ya kurduğunuz takım şampiyon olursa çok ekonomik bir kadrodur. Yani “başarı=para”dır.

Beto’ya baktım döndüm bir de Volkan’a baktım

Fenerbahçe-Trabzonspor karşılaşması öncesi Kayseri-Göztepe maçını izleme imkânı buldum. Göztepe kalecisi Beto, sahalarda ender olarak gördüğümüz iki kurtarışa imza attı. Aynı karşılaşmada kullanılan iki penaltıyı kurtaran kaleci olarak takımını hakemin son düdüğüne kadar oyunda tutmayı başardı. Volkan ise ikinci haftada ikinci hatalı golünü yiyerek arkadaşlarının direncini kırmayı başarmıştı.

Başarıyı paylaşamamak mı metal yorgunluğu mu?

Fikret Orman: Son yılların tartışmasız en başarılı kulüp başkanı Fikret Orman’dır… “Feda” sezonlarının ardından idari ve sportif anlamda camiasına yaşattığı büyük sıçrama ile Galatasaray ve Fenerbahçe’nin gerisinden gelip zirveyi siyah-beyaz renklere boyadı. İstanbul’un en güzel noktasındaki stadını aynı yerinde yeniledi. Polemiklerden uzak durdu. Giden her futbolcunun yerine daha iyisini takıma kazandırdı. Tahmin edilemeyecek isimleri, akla gelmeyecek paralara yurt dışına pazarladı. Alırken kâr ettiği transferlerin sayısı ise epey fazla.

Şenol Güneş: Birçoğunuz Fatih Terim dese de en iyi yerli teknik adamımızın Şenol Güneş olduğuna inanırım… Gittiği her takıma değer katan, çalıştığı hemen her futbolcuyu parlatan isim Şenol Güneş, Beşiktaş’a kademe atlattı. 2 yıl üst üste çok net şampiyonluklar kazandıran Güneş’in rahatsızlığı geçtiğimiz sezon sonunda iyice su yüzüne çıktı. Aldığı ücret, ortalama Anadolu takımlarının skalasında yer alıyordu.

Hal böyle iken Siyah-Beyazlılar, 2017-2018 sezonuna “geliyorum” diyen bir gerilimle başladı. Şenol Güneş’e yapılan milli takım teklifi ise bu gerilime tuz biber ekti… Şenol Güneş’in “Transferleri ben değil, yönetim yapıyor” sözü çok su kaldırır cinsten. Bu gemi su almadan limana ulaşır mı? Zor gözüküyor.

Seviyesizliği meslek edinenler

Ülkemizde maalesef birçok isim, ekmeğini mesleki bilgi ve birikimlerinden değil, seviyesizliklerinden kazanıyor… Geçtiğimiz hafta ortası eski hakem Ahmet Çakar’ın Aykut Kocaman için “Fenerbahçe’nin hocası olamaz, ancak sekreteri olur” sözü başta sosyal medya olmak üzere basın yayın organlarında epeyce yer buldu. Onun amacı da zaten buydu. Bu söz etkisini yitirince benzer seviyede yeni bir cümle gelecektir… Bekleyin...

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Ercan Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?