Reklamı Kapat

Bir zincirin halkaları

İslam, ilk yaratılıştan kıyamete kadar sürecek olan bir zincirin adıdır. Yeryüzünde nefes alıp vermeye başlayan ilk insanlardan, ilk peygamber AdemAleyhisselamdan beridir Allah’ın dini nesilden nesle aktarılmış, inanan her bir insan ise bu dev zincirin bir halkasını oluşturmuştur.

Kabil’in bitmek tükenmek bilmeyen dünya hırsı karşısında Habil, net duruşuyla bir zincirin sağlam bir halkası olmuştur. Deniz olmayan yerde Allah’ın verdiği emir ile gemi inşa eden Nuh Peygamber ve ona tereddütsüz iman edenler bu zincirin bir halkası olmuştur. Nemrut’un şehri yakacak ateşleri karşısında iman serinliği ile duran İbrahim Aleyhisselama, dolayısıyla dine bağlı olanlar, bu zincirin bir halkası olmuştur. Asr-ı Saadet devrine kadar Kur’an ve hadislerden öğrendiğimiz pek çok olay, halkaların gücüne bir kez daha şahitlik edeceğimiz pek çok destan vardır. Tıpkı Allah Rasûlune gönülden, Rablerine ise katıksız bir şekilde iman eden, cahiliyenin çöplüklerinden gökteki yıldızlarla yarışmaya terfi eden, ensar ve muhacirden bir avuç topluluğun da bu zincire kırılmaz birer halka olarak eklenmesi gibi...

Görüyoruz ki kavim de olsa fert de olsa mutlaka her dönemde bu zincire eklenmeler olmuştur. Her kavim güçlü duruşuyla, imanî tavırlarıyla bir sonraki nesle bu zinciri sağlam bir şekilde göndermeyi kendine görev edinmiştir. Şeytanın kırmaya, yıpratmaya çalıştığı ve olanca gücüyle, tüm ordularıyla saldırdığı İslam’ın bu zincirinde zayıf bir halkanın asla olamayacağının, her bir halkanın yıkılmaz bir iman seviyesine ulaşarak zinciri güçlendirmesi gerektiğinin bilinciyle sorumluluk aldılar. Edebiyat yapmadan gerekeni yaptılar.

“Gemi yap” dedi Allah, “Ama” demeden gemi yaptılar. “Ateşe atla” dedi Rahman, tereddütsüz ateşe daldılar. İçki yasaklandı “Bu da bitiversin” demeden kadehlerindeki içkileri sokaklara döktüler. Her emri, her kuralı, hiçbir kılıf uydurmaya çalışmadan, “Bu çağda böyle olur mu” tavırları almadan uyguladılar ve böylece zincir, hiçbir yıpranma yaşamadan bugüne kadar geldi...

Şimdi ise bu zincire halka olma sırası bizdedir. “Ben Rabbimi seviyorum, O’nun dinini yeryüzüne yayacağım, O’nun hükümlerinin geçmediği her coğrafyada ben tüm gücümle savaşacağım” diyen insanlardadır. Bizden sonra da başka nesillere aktarılacak ve kıyamete dek kaç kavim gelecek ise bizim şu anda, bu çağda oluşturduğumuz halkalar ile din okunacaktır.

Peki, tam da bu noktada kendimize sormamız gereken birkaç soru yok mudur? Herkes vicdanını eline almalı ve kendine, partisini, cemaatini, dostunu, arkadaşını düşünmeden yalnızca kendi nefsine “Ben bu zincirde bir halka mıyım” diye sormalı değil midir? Eğer “Evet, bir İslam zincirinde bir halkayım” cevabını verebilir ise kendine, o zaman da “Güçlü bir halka mıyım?” diye düşünmeli değil midir? Ya da şu can alıcı soruyu soralım kendimize. Acaba bizler asr-ı saadet döneminde yaşıyor olsa idik ve din yeni yeni vahyediliyor, her bir emir taze taze uygulanıyor olsa idi cahiliyeden sıyrılıp tamamen bu dine, bu dini getiren Rasül’e teslim olabilir ve “Yerdeki yıldızlar” olarak meleklerin tuttuğu deftere adımızı altın harflerle yazdırabilir miydik?

Evet, İslam adına kendini sorumlu görmeyenlere zaten söylenecek söz yoktur. Ama “Evet bir halkayım ve bu dini diğer nesle aktarmak için gönüllüyüm” diyen herkes sorumludur ve kendi çocukları, torunları, zürriyeti başta olmak üzere gelecek olan nesillerin dini kendi üzerinde görüp tanıyacağını bilerek hareket etmelidir.

O halde, her birimiz ferdi olarak, göz göre göre yaptığımız hatalarımızı, eksiklerimizi ve yanlışlarımızı giderme yoluna gitmeli, “Birçoklarına göre ben yine iyiyim” mantığından vazgeçerek bu dine halka olmayanlarla değil, nesillerdir süregelen sağlam halkalar ile kendimizi kıyaslamalıyız. “Bu da olmayıversin” dediğimiz her şeyin o halkayı zayıflatacağını bilmeli ve derhal kendimizde onarıma gitmeliyiz. Bizi gören bizde İslam’ı görmeli. Bizi gören bizimle İslam’ı sevmeli. Duruşumuzla, hâl ve tavırlarımızla İslam’ı yansıtmalıyız. Tesettürümüz tam olmalı, namazlarımız sağlam olmalı, düşüncelerimiz net olmalı. Kadın da olsak erkek de, her ne emir verilmişse hepsine uymak için azami derecede özen göstermeli, küçücük bir tavizin bile zincire zarar vereceğini bilerek hassas davranmalıyız.

Pek çok şeyi “O kadar takva olamam” deyip ya da hayatı takva boyutunda yaşayanlara bakıp “Ben onlar gibi olamam” deyip vasat bir hayat yaşamayı, önde gidenlerden olmak için öncülerle yarışmaya kendimizi layık görememek hastalığından kurtulmalıyız.

Evet, elbette birçoğumuzun yaşam standardı toplum geneline göre iyi seviyede olabilir fakat bu asla İslam zincirine halka olmak isteyenlerin kabul edip yetineceği bir şey değildir.

Unutmamalıyız ki sağlam bir zincir sağlam halkalarla mümkün olur ve zayıf halkaların zincirde yeri yoktur!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Meryem Nida - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Hülya Sevinç Goncagül - meryem abla inşaALLAH . o halkada bizde sağlam olarak varolabilme mücadelemizi en güzel şekilde yerine getiririz...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Ağustos 12:13


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?