Siyonist İsrail mukadder sonuna koşuyor

Siyonist İsrail tüm insanlığın ortak sorunu. Özelde de Müslümanların...

Tevrat’ı tahrif ederek Allah’ın dinini bir kavim dinine, Siyonizm ideolojisine dönüştüren, tevhidi teslise çeviren, İslam’ı ve Müslümanları yok etmeye çalışan, cihadsız ve siyasetsiz bir İslam anlayışını üreten, peygamberlerini şehid eden, ‘işittik, itaat ettik’ yerine, ‘işittik, isyan ettik’ diyerek tüm kutsalları, bitkilerin ve insanların genleriyle bile oynamak suretiyle ifsada (bozgunculuğa) odaklı sömürüden, kan ve gözyaşından, tefrika ve savaşlardan, darbelerden beslenen gadaba uğramış, lanetlenmiş bir anlayış nihayet mübarek Mescid-i Aksa’yı da işgal edip kirletti, kan döktü; Cumayı da engelledi...

Hz. Adem’den itibaren son Peygambere (S.A.V)kadar tüm peygamberler; Hz. İbrahim, Hz. Davut, Hz. Süleyman, Hz. Musa, Hz. İsa... Aynı dini (İslam) getiren Müslümanlardı. Yahudilik ve Hristiyanlık İslam’dan ayrılıp, tevhidden sapmanın adlarıdır. Araplar ve Yahudiler, iki kardeş peygamberin (Hz. İsmail ve Hz. İshak) soyundan gelmektedirler.

Aidiyeti, egemenliği paylaşılamayan, uğrunda kan dökülen Kudüs, gerçekte Arşın, semanın, yerin, tüm alemlerin Rabbi Allah’ındır...

Beytullah’tan sonra inşa edilen ilk kıblemiz mübarek Mescid-i Aksa’da Müslümanlar cuma namazı bile kılamıyorlar... Mescid-i Aksa yıkılacak, yerine Süleyman mabedi inşa edilecek...

Tarihen sabittir ki, bu mübarek şehir Kudüs/Filistin Müslümanların egemenliğindeyken, öteki din mensupları Hristiyanlar da, Yahudiler de dini özgürlüklerine sahiptiler. İslam’ın egemenliğinde Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler barış içinde bir arada yaşıyorlardı...

Ne zaman Hristiyanların egemenliğine geçtiyse o zaman ‘öteki’ Müslümanlara dini hak ve özgürlükler yok edilip, büyük katliamlar yaşanmıştır. Hz. Ömer (R.A) Selahaddin Eyyubi ve Osmanlı döneminde ise barış ve özgürlük ortamı sağlanabilmiştir.

Osmanlı’nın sonu Sultan 2. Abdülhamid Han’ın tahttan indirilmesi, hilafetin kaldırılması, halifenin sürgün edilmesi, Devlet-i Ali’nin parçalanması, ümmetin parçalanması, Kur’an’ın elimizden alınması, Teodor Herzl ve Haim Nahum doktrini ve programının uygulanması nedenleriyle buraya kadar geldik.

Yüz yıl önce İngilizlerin (Siyonizm’in) egemenliği, işgali başladı. Yüz yıldan beri işgal genişleyerek bu güne gelindi. 1897’de İsviçre’nin Basel kentinde Teodor Herzl Siyonist kongresiyle ‘Büyük İsrail’ projesini başlattı. Elli yıl içinde Filistin’de İsrail devleti kurulacak, yüzüncü yıl sonunda hedefe varılacaktı...

Başkenti Kudüs olan ‘dünya Yahudi devleti’ sınırları Nil’den Fırat’a kadardı. Bunun için önce Sultan 2. Abdülhamid Han’ın hal edilmesi gerekiyordu. Sonra da Osmanlı’nın yıkılması, parçalanması, Müslümanların İslam’dan ve birbirlerinden uzaklaşmaları, parçalanmaları, geri bırakılmaları... Haim Nahum doktrini, projesiyle bunu sağladılar. Tevhidimizi tefrikayla değiştirerek bizi dönüştürdüler, benzettiler.

Yüzüncü yıldönümünde kaderin garip cilvesi Merhum Erbakan Hocam başbakandı (1997). Ve yüzüncü yılında (hicri) aynı salonda, Basel’de Müslüman Topluluklar Kongresi’ni yaparak, Siyonizm’in projesine çomak sokuyor, meydan okuyor, oyunu bozuyordu...

Sultan 2. Abdülhamid Han’ı nasıl hal ettilerse O’nu da 28 Şubat postmodern darbesiyle hallettiler. Ama proje 20 yıl sarkmış, gecikmiş oluyordu. Şimdilerde 2017’de yirmi yıl gecikmeyle/aksamayla bu projeyi, yani BOP ile örterek, ifade ederek 22 İslam ülkesinin sınırlarının ve yönetimlerinin değiştirilmesi projesi uygulanıyor.

Ortadoğu’da, Yemen’de tüm İslam coğrafyasındaki kan ve gözyaşı, çatışmalar, bölünmeler... Hepsi aynı projenin gereği ve gerçekleşmesi içindir. Dünyadaki tüm olaylar bir bütünün parçası durumunda olup, hepsinin bu proje çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir. Parçalı tahliller bizi yanıltabilir.

15 Temmuz, Mısır’da Mursi’nin indirilip, sisi kuklasının, devşirmesinin getirilmesi... Irak, Suriye, Libya, Cezayir, Tunus, Yemen... Türkiye’deki siyasal gelişmeler, ayrıştırmalar, çatışmalar, bölünmeler (PKK, PYD) hep bu emele hizmet ediyor.

Kudüs bize ecdattan miras... Emanet... Bizim ilk kıblemiz. Namusumuz, izzetimiz... Yüzyıldır tutsak, Siyonizm’in pençesinde, işgalinde... Tarih gösteriyor ki, Kudüs’e egemen olan dünya siyasetine egemendir. Siyasi merkez görünürde Batılı ülkelerdeyse de gerçekte Kudüs’tür. ‘Kubbet-üs sahra’ Mescidimizin kubbesine Sultan Abdülhamid Han Kur’an’ın kalbi sayılan Yasin suresini yazdırmıştır. Bunun anlamı açıktır: Mescid-i Aksa’da cuma yasakken biz Müslümanlar cuma namazlarımızı kılıyoruz, Allah kabul etsin. İlk kıblesi işgal altındayken kılınan namazlarımızı Mevlam kabul buyursun...

Müslümanların başındaki kukla yöneticiler, taşeronlar, devşirmelerle Müslümanları parçalamak suretiyle, hatta onları çatıştırarak sonuca ulaşmaya çalışıyorlar... Tüm dünyaya, tüm Müslümanlara meydan okuyabiliyorlar?! Bu gücü nereden alıyorlar?

Biz Müslümanlar olarak dağınık, dünya muhabbetiyle sarhoş, tefrikayla birbirimizi yerken o mesafe alabiliyor. Bu ne zillettir, Ya Rab?!

Ama bu böyle gitmeyecek... Her kemalin bir zevali vardır. Zulüm o boyuta geldi ki Kudüs’teki solcu Yahudiler, birçok Hristiyan din adamı bile buna karşı çıktılar. Azgınlaştılar... Şımardılar. Dünyanın en korkak ve bozguncuları Siyonistler kaçtıkları sonlarına hızla koşmaktalar. Bu böyle gitmeyecek... Kur’an’a baktığımızda (İsra 4-8, Araf 167) bunun cevap ve müjdelerini okuyoruz. Tarihteki iki büyük bozgunculukları nasıl hezimetle sonuçlandıysa, kıyamete kadar yine bozgunculuk yaptıklarında aynı hezimeti yaşayacaklardır. Bu, Allah’ın vaadidir ve sünnet-i ilahidir. Efendimizin (s.a.v) de hadisi var. Gün gelecek, kaçacak delik arayacaklar.

Nice kavimlerin azgınlıkları (zulüm) nedeniyle helak olduğunu biliyoruz.

Yahudiler Siyonizm’i ideal edindiler, dava edindiler. Batıl da olsa çalışıyorlar ve amaçlarına yaklaşıyorlar. Biz Müslümanlar ise oyunda-oynaşta, birbirimizle kavgadayız.

Biz Müslümanların bu zillete düştüğümüzün nedenlerini de Kur’an’dan biliyoruz. Zilletten kurtulmanın yollarını da biliyoruz... Bunun gibi ırkçı emperyalizmin (Siyonizm’in) sonunun ne olacağını da yine Kur’an’dan biliyoruz. Allah şüphesiz doğru söyler... Siyonizm de yok olacak! İslam yeniden egemen olmadıkça kıyamet kopmayacak.

Yüz yıldır Mescid-i Aksa bizi gözlüyor; esaretten özgürlüğe yeniden kavuşabilmek için! Dünyadaki tüm mağdur ve mazlumlar da bizi bekliyor.

Bize Selahaddin lazım. Adaklar, adanmışlar lazım... Mescid-i Aksa özgürleşmeden gülmemeye and içenler lazım. Geçmişte Talutları, Davutları zalimlere karşı muzaffer kılan, Firavunun sarayından Hz. Musa’yı, Nemrut’un ateşinden de Hz. İbrahim’i selamet ve izzetle çıkartan Allah-u Teala’dan ümit kesemeyiz. Biz hangi saftayız ona bakalım: Zalimlerin safında mı? Mazlumların safında mı? Zalimlere meyletmekten ve zulme sessiz kalmaktan Allah’a sığınırız... Zulme karşı sessiz kalmamak için Pazar günü Yenikapı’daki ‘Büyük Kudüs Mitingi’nde buluşalım! Vesselam.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?