Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na açık mektup-2

İnsanlar, doğuştan eşit hak ve özgürlüklere sahiptirler. İslam’ın egemenliğinde Müslüman olmayanların da kendi dinlerini seçme ve yaşama hak ve özgürlükleri vardır.”Öteki”ne hayat hakkı sadece İslam’da vardır. Onları dine zorlama yoktur. Tüm farklı kimlikler, barış içinde bir arada yaşayabilirler. İslam’da en zayıf olan en güçlüden hakkını kolayca alabilmektedir.

İnanç, hayat, akıl, nesil, mal hak ve değerleri ancak İslami hükümlerle sağlanabilir, korunabilir. İnsanlar akılları ile adalete ulaşamaz ve onu sağlayamazlar. Daha tanımlamasında bile bir araya gelemeyenler bunu nasıl sağlayabilir?

AllahuTeâla evrene, insana tüm yaratıklarına bir düzen, bir denge, bir ölçü koymuştur. Tüm evren, gökler bu dengeyle (adalet, tevhid) ayakta duruyor. Evrendeki bu muhteşem, kusursuz nizam O’nun tabiata koyduğu mükemmel kanunlarla ayakta duruyor. Bunun gibi, insanlar arasında denge/adalet de O’nun adalet için gönderdiği, teklif ve tavsiye ettiği teşri (yasama) hükümlerinin uygulanmasıyla sağlanabilir.

O halde adaletin sağlanması için hukukun/düzenin adalete uygun olması gerekir. Bu yetmez. Uygulayanların (yönetici ve yargıçlar) da adaletli, insaflı, ahlaklı olmaları gerekir ki hak ve adalet sağlanabilsin. Yoksa en güzel kanun bile, ahlaksız yönetici ve hâkimin elinde zulüm aracı olabilir...

İnsanın emanetlerine sahip çıkabilmesi, onları yerinde kullanabilmesiyle de adalet ortaya çıkar. Emanetlere riayet etmediğindeyse zulüm ortaya çıkar (iyi ve kötü ahlak).

Adalet arayışı güzeldir, gereklidir. Ancak nerede, hangi yollarda aranacaktır ki buluna... Adalet, hangi yoldadır? Adalet, Ankara-İstanbul yolunda da, Paris, Londra yolunda da, Brüksel yolunda da bulunamaz. Kulların yollarında/düzenlerinde/ideolojilerinde adalet aramak yorulmaktır, israftır, hayal kırıklığıdır. Hakikati başka adreslerde aramaktır. Adalet, barış, kardeşlik, birlik, refah... Mutluluk... Ancak, tevhiddedir, İslam’dadır. Başka yolda yoktur. Öteki arayışlar da zulümdür, kullara kulluktur, esarettir. Özgürlük de adalet de İslam’dadır.

İşte bizi zulmün karanlığından, adaletin aydınlığına çıkaracak kandillerden bir demet:

“Zalimlere meyletmeyin...” (Hud,113) “İnsanlar eşittirler; üstünlük ancak takvadadır...” (Hucurat,13) “Ölçüde tartıda hile yapanların vay haline.” (Mutaffifin,1)

“Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”(Nisa,135)

“Altınlarını (mallarını) Allah yolunda harcamaksızın biriktirip, sayanları ateşle müjdele. (Tevbe,34)

“Cihadın üstünü, haksız hükümdar karşısında hakkı çekinmeden söyleyebilmektir...” (S.A.V.)

“Haksızlık karşısında susanlar dilsiz şeytanlardır... “Hz. Muhammed (S.A.V.)

“Elinizle, dilinizle düzeltin, önleyin. Hiç olmazsa buğzedin...” (S.A.V.)

“Bizi aldatan bizden değildir...” (S.A.V.)

“Komşusu açken, tok yatan bizden değildir...” (S.A.V.)

“Bir mahallede açlık nedeniyle bir kimse ölürse, sakinleri sorumludur...” (S.A.V.)

“İşçinin (çalışanın) hakkını teri kurumadan veriniz...” (S.A.V.)

“Zekatı olmayanın (zekat vermeyenin) namazı da yoktur.” İbniMesud

“Kendin için istediğini/sevdiğini başkası için de iste ve sev; sevmediğini de isteme ve sevme.” (S.A.V.)

“Yalan en büyük günahlardan. Müslüman yalan söylemez.” (S.A.V.)

“Namazla zekatı ayıranla savaşılır. “Hz. Ebubekir (R.A.)

“Adalet mülkün (devletin) temelidir... “Hz. Ömer (R.A.)

“Haksızlık karşısında eğilenler, haklarıyla birlikte şereflerini de kaybederler... “Hz.Ali (R.A.)

Şimdi açıkça soruyoruz: Bize cansuyu olacak, hayat verip, bizi yeniden diriltecek, dertlerimize derman olabilecek İslam’dan başka bir reçete, çözüm, sistem var mı? Sağ mı, Sol mu? Liberalizm mi, Sosyal demokrasi mi, Sosyalizm mi, Faşizm mi? Hangi -izm, hangi görüş hangi düzende bu yüce ilke ve görüşler var?

Elbette ki herkes hayır, yok diyecek. Öyleyse niçin, hala İslam’dan korkuyoruz? O’na yeniden yönelmiyoruz? Başka çözüm, yol yok, İslam’dan başka...

Uygulanan bu küresel zulme itirazla adil düzen/milli görüş söylem ve siyasetini haykıran, savunan merhum Erbakan Hocamızı şükran ve rahmetle anıyoruz. Sağcılığın da, solculuğun da batıl olduğunu ondan öğrendik.

Adalet, Ankara-İstanbul yolunda değil, AB yolunda da değil, sağda da değil, solda da! ADALET, İSLAM’ da... Yüz yıl önce “resmen” terk ettiğimiz yolda... O yola tekrar yönelip, girilmedikçe de kurtuluş yoktur, biline... Vesselam.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?