Gizle

Yalan söylemek günahtır!

Parçalanmışız. Her yanımız ayrı kanıyor. İnandıklarımız sarih lakin inandıklarımıza olan güvenimiz maalesef alarm veriyor. Alışageldiğimiz haberleri duymak rutinimiz olmuş. Tepkimizi bile biz belirlemiyoruz artık. Müslümanlar etle tırnak gibi midir gerçekten? Yalan söylemenin günah olduğunu bilmiyor musunuz?

Biz bugünlerde 15 Temmuz hain girişimini bayram havasında kutluyoruz. Sorulması gereken soruların ne kadarı soruldu bilmiyorum. Tekrar böyle bir hal başımıza gelmesin diye nasıl çalışmalar yapıldığını büyüklerimiz bilir. Bize anlatmaları gerekir elbet ama işin orasında değilim. Kendi kabuğumuza ve rahatımıza nasıl sıkıştırıldığımız rahatsız ediyor beni. Avrupa ve Amerika’ya benzemeye başladık. Ateş başka çatıya düşsün, bize dokunmayan yılanla problem büyütmeyelim. Şahsi kanaatimi şuraya sıkıştırayım da ne anlatıyor bu demeyin. Aksa’da kardeş öldürülüp Cuma kılınmasına izin verilmezken burada bayram yapmak zoruma gidiyor. Aksa’nın bir vakit bile ezansız ve namazsız kalması fikrine yüreğim hazır değil çünkü. Çünkü Miraç hadisesinde tüm peygamberler ve Efendimiz secde etti orada. Müslümanları birbirine emanet ve kardeş yapan bu dini eğip bükmeye mi başladık dersiniz. Başta söylemiştim. Yalan söylemenin hükmünü benden iyi bilirsiniz. İman ettiğiniz kaidelerden biri de Müslümanların kardeş olduğu ise, kardeşiniz için neler yapabileceğinizin bir listesini yapın önce. Sonra karşılaştıralım Filistin’le, Arakan’la sair yerlerle. Bedensel hiçbir acı çekmeden katlanıyorsak onca habere et ve tırnak meselesindeki ikiyüzlülüğümüzü birbirimizin yüzüne vuralım. Beklemek için ömür çok kısa…

Şunu da ifade edeyim işin burasında. Mevzu kaide ve kardeş olduğunda hemen ikiye bölünmeyiverelim. Kahrolsun İsrail deyince kahrolup kahrolmayacağına biz mi karar veriyoruz sanki. Dua değil mi bu niyaz değil mi? Bunu söylemenin anlamsız olduğunu söyleyen arkadaşlara dua etmeyi mantıklı buluyorlar mı acaba? Hiç olmazsa dillendirmeyelim mi, kendimize bile olsa hatırlatmayalım mı? Milyonlarca atılmış tivit benim için hiçbirşey ifade etmiyor. Dün geçtiğimiz akşam işgalci devletin büyükelçiliği önünde atılan sloganlar benim için daha kıymetli. O gece gökyüzüne ses ve dua açan yüreklilere şükranlarımı sunuyorum. İyi ki varsınız…

Bu karmaşayı bir an önce çözmek üzerimize vazife. Bize sorumluluk yükleyen dinin gereğini yapmak için uğraşıyor olmak elzem. Düşünün ki; tek tek ülke ismi ve rakam vermek istemiyorum. Milyonlarca kardeşimizin şehid edilişine gözlerimiz şahidlik etti. Kılımızın kıpırdama oranı rahatsız ediciydi. Başa gelmeden anlaşılmıyor işte. 15 Temmuz’da 249 vatandaşımız şehid olduğunda anlamamız gerekiyordu biraz daha. Milyonlarca olunca mı etkisi azalıyor yoksa ölen başkası olunca mı? Millet dediğimiz şey ümmet değil mi? Ümmete bir saldırı olunca bu bize ve bayrağımıza ve namusumuza ve kardeşimize yapılmış bir saldırı olmuyor mu? İçtiğimiz çaydan mıdır bilmem ama aklımdaki sorular o kadar rahatsız edici ki cevapların canımı yakacağını bile bile soruyorum. Sormalıyım. Sormalısın. Doğru sonuca ulaşabilmek için doğru soruyu sormak elzemdir zira. Bu soru cevap seanslarını ne kadar arttırabilirsek yaşanabilir bir dünya fikrine o kadar yaklaşabiliriz gibi geliyor. Bunun için bedel ödemek gerektiğini unutmamak, rahatımızdan ve keyfimizden, gerekirse sevdiklerimizden, o en sevdiğimiz malımızdan ve baldan tatlı canımızdan vazgeçmek de gerekebilir. Bu yüzden Müslümanlar cesurdur. Bu yüzden Müslümanlık iddiasında bulunmak cesaret ister. İddia ispat ister çünkü.

Haksız mıyım?

Kalbinizin sahibine emanet olun…

Eyvallah!!!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Habeşli Bilal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?