Gizle

Durun ey kalabalıklar! (2)

Daha sıkı asılalım tutunduğumuz yere, yoksa düşeriz. Hadi devam edelim. Sahi genç adam vardı bir de. Nereye gitmiş ki? Pardon ‘sinmiş’ demeliymişiz. Orada işte, köşede o kocaman genç, dinamik, heyecanlı, hayat dolu cüsse nasıl da sinmiş mücadele veriyor uykunun esir aldığı yorgun bedenine karşı. Bulunduğu kalabalıktan ve gürültüden kaçmak ister gibi, amaçsızlığını ve bilinmezliğe yol alışını bastırmaya çalışıyor kulaklığından beynine gönderdiği yüksek dozaj gürültüyle.

Çıkılan her yol biter elbet. İnelim. Sonra tekrar çıkalım yeryüzüne ulaşmak için binlerce merdiveni. Sağlı sollu işyerleri, fabrikalar, devlet daireleri... Güneş doğmuş, kuşlar uçuşuyor ve neşeyle ses vermeyi ihmal etmiyor, çirkin gürültülere inat. Çiçekler muazzam kokularıyla birlikte sergiliyor eşsiz güzelliklerini. Ama o da ne? Bakın! Kimse umursamıyor bunları, hatta duymuyor ve görmüyorlar.

Herkes dağılıyor programlandığı yöne doğru. Geç kalmanın vermiş olduğu eziklik ve onur kırıcı sözler eşliğinde sorumlu alana geçiliyor. Yağan emirlerin altında şemsiyesiz anne orda bak nasıl da solgun! Bir an yavrusuna merhameti öğretmesi gerektiğini düşünüyor, ne işi olduğunu sorguluyor bulunduğu merhametsizliğin orta yerinde. Sonra soğuk bir ses ile irkiliyor ve kendine gelip devam ediyor 8-5 çalışmasına! Besleyebilmek için yavrusunu ve zenginleri daha zengin yapmak için çalışmak zorunda olduğu öğretilmişti ona. Yoksa yaşamak imkânsızdı. İşte sistemin dişlileri arasına gömülüyor naif bir hanımefendi gözlerimizin önünde. Düşlerinde sulayamadığı papatyaları...

İşte orada beyefendi! Evladının büyümesine şahit olamamış bir baba o. Yarınlara teslim ederken evladını, yaşama becerisi geliştirmiş, hazırlıklı bir birey olarak bırakamamış. Güzel, tatlı anılar biriktirememiş yarınlarına. Mütebessim çehresi ile neşe ve güven saçamıyor yuvasında. Mesai yükü omuzlarına çökmüş ve çırpınan kalbine pranga vurmuş. İşte yarışa sürülmüş atlar gibi oradan oraya yetişme kaygısındandır gönlüne eş olan ile gün batımını selama duramaması.

Ah genç adam! Seni görmeye elvermiyor artık yüreğimiz. Çünkü biliyoruz ki, bir evlat elini uzattığında dokunabilmeli annesinin sıcaklığına ve tutunabilmek için hayata hayır duasını alabilmeli. Onuru öğrenmeli babasından, erkek adam inceliğini ve dirayetini. Hissetmeli o emin gölgeyi dönüp her baktığı an, ahiretine prova hayat yaşayabilmek için.

Kalbimizi eziyor gördüklerimiz. Bunca yiğit insana bunca eziyetlerin karşılığı ne biliyor musunuz? Bir aylık periyodlarla elde edilen asgari ücret ile insanlık onuru ezilmiş yaşam becerisi kaybolmuş, göstermiş olduğu küçük yaşam belirtileri eşliğinde birkaç fatura ödenebilmektedir. Evet, evet! Sadece birkaç fatura! Akşam yemeği, okul masrafları, giyim ve bilumum ihtiyaçlar için yaşama teminatı olmayan ömürden ödünç alabilirsiniz. Seyahat etmek lüks ne de olsa, hayal kurmak pahalı! Kurmayın! Peki, bunu ömür boyu tekrar ettiren yeni dünya düzeninin adı nedir? İşte bu, kapitalizm öğretisinin oluşturduğu köleliktir. Günümüzde kölelik bitmiştir öyle mi? Haydi bir daha bakın 8-5 mesailerine. Alınan ücretler karşılığında satılan zamanlara ve insanlığa!

Hep yarınlardan aldığımız borçla yaşama kamburumuz bizi esas hedefe ne kadar ulaştırır? Teslim olduğumuz sistemin insafına sığınma gayretimiz, ümmet bilinci verilmiş çocuklar yetiştirmeye, cihad etmek gibi asli vazifelerle yaratılmış kullar olarak emaneti ilk günkü gibi sahibine ulaştırmaya imkân sağlayacak mıdır? Bu amaçsız gayret neden? Yok, efendim ben kendi tercihimi yapıyorum diyorsanız önünüzdeki seçeneklere bir daha bakın, sizin fikrinize bir bölüm ayrılmış mı? Ama ben istediğimde tatile çıkarım mı diyorsunuz?

Tatil günlerini belirleyen sistem, doktora gideceğin günleri de belirlemiştir. Hâlâ donmamış bir insaf ve vefa taşıyorsanız eğer sıla-i rahim bile sistemin vereceği tatil günlerindedir. Üzgünüm ki bu sistem neyi ne kadar yiyeceğini, ne giyeceğini, ne kadar konuşup, ne kadar uyuyacağını dahi belirleyen, çarklarına tutsak olduğunuz sistemdir.

Burası modern dünya!

Haydi koşun!

Özgürsünüz!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Fatma Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?