Reklamı Kapat

“Tarikatlar İkiye Ayrılır”

Son günlerde bazı etkili ve yetkili kişiler yazılı, görsel ve sosyal medyada tarikatlara vurup duruyorlar. Köklerinin kazınmasından, hapislere tıkılmasından bahsedenler var.

Evet, hepimiz gözlemliyoruz. Bazı tarikatlar büyük yanlışlar yapıyorlar. Belki yanlış kavramını aşıp ihanete varan kirli işlere imza atanlar var. Akşam dediğini sabah inkâr edip, fırıldak gibi dönenler mi dersiniz?

Politik oyunlara göre yön değiştirenler mi dersiniz? Müessesesine verilen para ve imkânlara göre fırıldaklaşanlar mı dersiniz? Fuhşiyata varan “ayinler” icra edenler mi dersiniz? Kendini mehdi ilan edip, başkalarını deccal diye yaftalayanlar mı dersiniz? “Ilımlı İslam” projesine su taşıyanlar mı dersiniz?

Bünyesindeki öğrencilerin genç beyinlerini ifsat edenler mi dersiniz? Cübbe giyip, sarık takıp göz boyayanlar mı dersiniz? Haramları meşrulaştırmaya çalışanlar mı dersiniz? Bu ve bunun gibi büyük yanlışlar yapan tarikat şeyh ve müritleri var. Hem de çok fazla.

Bütün bunlara bakıp tarikatlara toptan düşman olmak ve köklerini kazımaktan dem vurmak, bunların yaptıkları yanlışlardan daha vahim bir yanlıştır. Hatırlatalım:

Eskiye gitmeyelim, Osmanlı’nın kuruluş asrında halkı aydınlatan “Anadolu Erenleri” dediğimiz muhterem kişiler; başta Mevlana Celaleddin-i Rumi, Tapduk Emre, Yunus Emre, Geyikli Baba, Muhyiddin Arabî, Ahi Evran, Hacı Bektaş-ı Veli, Şeyh Edebali, Dursun Fakih gibi, her şehirde sohbet halkaları kurup çağı aydınlatan kişiler birer tarikat şeyhi ve mensubu değiller miydi? Osmanlı bu hazırlanan tarlada kurulma imkânı bulmamış mıydı? Osmanlı’nın kazandığı muazzam zaferlerde tarikatların rolleri unutulabilir mi? Emir Sultan’ı, Akşemseddin Hazretlerini, Aziz Mahmut Hüdai’yi, Şeyh Şamil’i unuttuk mu?

Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasındaki tarikatların rolleri unutulur mu? Kuvâ-yi Milliye’ye silah, cephane ve eleman kazandırmak için kelle koltuğunda yıllarca canhıraş çalışan tarikatları bilmezlikten gelebilir miyiz?

İstiklal Marşı’mız nerede yazılmıştır, bilmiyor olabilir miyiz? Kurtuluş Savaşı sırasında içeriden ve dışarıdan maddi, manevi ve moral destek veren şeyh efendileri ve bunlarla Mustafa Kemal Paşa’nın münasebetlerini kim unutabilir?

Erbakan Hoca’mız gibi bir liderin hamuru kimler tarafından yoğrulmuştur? “Allah Dostu Erbakan” isimli kitabımızda tafsilatlı olarak yazdık.

Bir hatıramızı nakletmenin tam sırasıdır:
“Bir gün Erbakan Hoca’mızla mahdut mevcutlu bir ortamda bulunuyorduk. Arkadaşlardan birisi sordu:
—Hocam, siz tarikatlardan feyiz almış birisiniz. Bizlerin de bir tarikata bağlanarak ders almamızı tavsiye eder misiniz? Cevap:
—Elbette! Nefsinizi terbiye edip topluma hizmet ve cihat etmek için bir tarikata bağlanmanızı tavsiye ederim. Soru:
—Hocam hangi tarikata bağlanalım?
—Şunu iyi bilin. Tarikatlar ikiye ayrılır. Birincisi gerçek tarikatlar ki, bunlar mensuplarını ıslah etmek için çalışırlar. İkincisi de bilhassa son asırda CIA ve MOSSAD gibi, Müslümanların ifsat edilmesini hedefleyen kuruluşların Türkiye’ye şeyh kılığında yerleştirdiği çok miktarda ajanlar. Bunlardan birine bağlanmamak için son derece dikkatli olmalısınız. Çünkü bunların görevleri Müslümanları ifsat ederek cihattan uzaklaştırmaktır.
—Peki, hocam gerçeği ile bu tür sahtelerini nasıl ayırt edeceğiz?
—Gayet basit. Bağlanacağınız şeyh efendi size bir köşeye çekilmenizi, zikir ve ibadetle meşgul olmanızı, siyasete bulaşmamanızı, dünya ile irtibatınızı kesmenizi emir ve tavsiye ediyorsa, sakın ona bağlanmayın. Ama size namazı, zikri, nefis terbiyesini ve diğer ibadetlerinizi yaparken; hayra davet, iyiliği emir ve kötülükten sakındırma görevini -ki bu cihattır- yapmayı, bunun için cihat teşkilatına kaydolmayı ve bütün gücünüzle çalışmayı emir ve tavsiye ediyorsa, işte o gerçek şeyh efendi ve tarikatı da gerçek tarikattır.”

Hemen ifade edelim ki, Erbakan Hoca’mız hayatı boyunca şeyhlerinden aldığı ödevleri her fırsatta yerine getirmiş, asla cihattan vazgeçmemiştir. İşte bunun için “mücahit bir mümin” olarak anılmayı arzu etmiştir.
Demek ki, tarikatlar ikiye ayrılır. Birinci türün yaşamasına ve ıslah çalışmalarını yapmalarına destek vermeliyiz. Ama ikinci türün ifsat çalışmalarına engel olmayı, hukuki ve meşru yollarla bunların kökünün kazınmasına yardımcı olmayı da görev bilmeliyiz.

TARİKATIN KÜRSÜSÜ

Öğrettiği ilim ve ıslah ettiği nefis,
Şeyh ve müridin şükür süsüdür.
Ne sarığına bakmalı ne cübbesine,
Bir tarikatın süsü şu kürsüsüdür…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ekrem Şama - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Ömer - Rahmetli Erbakan tarikatı güzel ifade etmiş maalesef en çok istismar edilen konulardan biridir tarikatlar . Osmanlı’nın ilk döneminde son döneminde de rastlıyoruz . Fakat buna bakıp da gerçek tarikatlar aleyhine olmak din dğşmanlarının işidir . Hakiki şeyhi Allah dostlarını bulup onlara intisap etmemiz işte gerçek tarikat yol budur

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 15 Ağustos 11:05
02

Nevzat - @Ömer 01 nolu yoruma cevabı: Hepsi tacirlige soyunmuş

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Ağustos 19:54


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?