Yoksa Bu Mesele Bitmez!

Ülkemiz kördüğüm olmuş, edilmiş sorunlarının başında şüphesiz eğitim geliyor. Tüm ülke insanlarının geleceğinin şekillendirildiği eğitim sistemimiz doğru düzgün bir işlerlik kazanabilmiş değil. Öğretmenlerin yetiştirilmesinden kalifiye öğretmenlerin atanmasına, sağlıklı eğitim mekânlarının yapılmasından ders müfredat içeriklerinin düzenlenmesine, daha okula ilk adım atılmasından itibaren anayasada parasız olduğu iddia edilmesine rağmen “bağış” adı altında okulun güvenlik görevlisi ihtiyacının bile velilerin omuzlarına yıkılmasına… Eğitim ve okullara dair liste uzar gider. Öğretmenlerin sıkıntıları ayrı, okul idarecilerinin sıkıntıları ayrı, velilerin eğitime dair sıkıntıları ayrı, gelecek endişesi taşıyan çocukların ve gençlerin sorunları ayrı…

Peki, insanımızın en önemli dönüm noktalarından olan eğitim süreci bitirildiğinde ortaya çıkan tablo nedir? Geçen hafta köşe yazımızda değinmiştik. Akademik çalışma yapma noktasına gelmiş öğrencilerimizin hâlâ anadilinde okuduğunu anlayıp anlamadığını ölçtüğümüzü. Diğer yandan sadece bilişsel özelliklerinin geliştirilmesine yönelik çalışma yapıldığından insanı insan kılan manevi eğitimlerinin eksik kaldığını görüyoruz. Şimdi “Biz boşuna imam hatipler çoğalsın” demedik demeyin. İmam hatip öğrencilerinin de durumu insanın manevi durumu açısından diğer eğitim kurumlarından farklı değil. Yani durum eskilerin söylediği ‘İnsan iki kanatlı kuş gibi olmalıdır. Hem maddi tarafı eğitilmeli hem de manevi” dediği ölçünün iki tarafından da kırık olduğu bir tablo ile karşı karşıyayız.

Bu hafta merkezi sistemle yapılan KPSS’ye şaibe karıştı ve bu şaibenin sonucu başkan görevden alındı. Geleceğini bu sınava bağlamış kişilerin yaşadıkları belirsizlik ve haklarının gasbedilmesi duygusu bir yana, ailelerin ‘Bizim çocukların sonu ne olacak?’ kaygısı diğer yana. Olay ortaya çıktıktan sonra yetkililerin yaptığı tutarsız açıklamalar diğer yanda. Bir ülkede kurumsal alanlarda yaşanan bu olaylar yüzünden ülke insanının yaşadığı güvensizlik hissi. Bu konular konuşulup duruyor. Oysa ortada apaçık başka bir mesele var. Ülkemizin gençleri on iki yıl zorunlu eğitim alıp belirli sınavlardan geçip üniversiteye kadar gelip mezun olduktan sonra iş sahibi olabilmek, hayatını kazanabilmek için başka kurslara, başka dershanelere gitmek zorunda?

Üniversite bitip akademide çalışabilmek için yabancı dil sınavlarından ve ALES’ten belirli puanı alması şart. Fakat yabancı dil sınavlarına girdiğinde barajı bile geçecek puan alamıyor. ALES’ten Türkçe ve matematik dersinden istenilen en az puanı alamıyor. Bu sınavlardan geçebilmek için dört yıllık üniversiteden sonra bir de başka kurslara gitmek zorunda kalıyor. Benim zorunlu on iki yılımı alan eğitim sistemi bana neden bu sınavlardan geçebilecek yeterliliği sağlamıyor? İlkokul ikinci sınıftan itibaren zorunlu olan İngilizceyi üniversite seviyesini geçtiğimizde bile halletmiş değiliz. Eğitim fakültesi mezunuyuz. Ama atanabilmek için sınavlara girmek, o sınavları geçebilmek için başka kurslara gitmek, başka kaynaklardan test çözmek zorundayız. Kısaca eğitim hayatımız, bizi hayata hazırlamıyor.

Konuşmamız gereken mesele bu iken dershaneler meselesinde olduğu gibi topu sahanın dışında oynuyoruz. Dershaneler meselesinde “Neden insanlar okuldan başka kurumlara gitmek ihtiyacı duyuyor? Eğitim sistemindeki eksikliklerimizi kapatalım, ülkenin tüm evlatları eşit ve adil şartlar altında üniversite sınavına hazırlansın” diye konuşacağımıza ülkemizde dershaneler kimlerin elinde, kimin dershaneleri daha iyi, kimlerin dershaneleri daha avantajlı diye konuştuk. Eğer bizim bütçemiz dershaneye yetiyorsa çocuğumuz için en iyisini (!) yaptık. Ve çocuğumuzu o dershanelere göndererek toplumda sınıfsal üstünlüğümüzü koruduk. Sonuç ne oldu? Hazin!

Oysa bütün vatandaşlarımız bizden alınan vergiler nereye gidiyor, eğitim anayasaya göre parasız olmalıdır, ülkenin her bölgesinde aynı kalitede eğitim verilmeli, aynı kalitede öğretmenler ülkenin en ücra köşesine kadar görevlendirilmelidir, diye çeşitli çalışmalar yapmak zorundaydı. Ama bizim paramız yetince, biz kendi derdimizi çözdüğümüzü düşününce ülkenin eğitim sistemi neymiş?

Şimdi her alanda zamanında sorulmayan hesapların, yerine getirilmeyen görevlerin bedelini çocuklarımız ve gençlerimiz ödüyor. Çözülmeyen her sorun diğer günlere daha fazla karmaşık hale gelerek aktarılıyor. Toplumu ilgilendiren konularda sorumluluk geleceği de etkilediği için daha bir dikkatli ele alınması gerekirken yetkililerden gelen açıklamalar insanımızı daha fazla tedirgin hale getiriyor.

Eğitim meselesi bir ülkenin gelecek meselesidir. Müslümanlar ise sadece gelecek değil, hem bu dünya hem ahireti ilgilendiren bir meseledir. Eğitim sistemleri insanı daha nitelikli köle olarak yetiştirmek hedefi yerine “insanı insan olarak şerefini, izzetini koruyacak, yaratıldığı özellikleri gerçekleştirebileceği” hedefi taşımalı. Eğitim sadece kariyer basamaklarını çıkmakta bir merdiven değil, insan olarak kendini her anlamda -hem maddi hem de manevi- gerçekleştireceği bir nizam olarak ele alınmalı.

Ama galiba bunu yapmak için her anlamda bağımsız bir ülke olmak zorundayız. Ve Fulbright Eğitim Komisyonu meselesini “ülke efsanesi” olarak görmeyen bakanlara ihtiyacımız var. Ülkedeki olaylara bakıştaki zihniyetin muhakkak değişmesi gerek. Yoksa bu meseleler bitmez!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Elif Örs - Mesaj Gönder

# KPSS

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Sabır Taşı Çatladı - Tam da bu çoook doğru yazılmış bir yazı bu gidiş gidiş değil Elif örs kardeşim eline kalemine sağlık bir aydır Eskişehir Osmangazi hastane,sin de tedavi savaşı veriyorum saldım çayıra mevlam kayıra Allah sonumuzu hayır etsin ....? Başımızdakileri def etsin İnşaAllah amin

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 04 Ağustos 21:04


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?