Çalışan Değil, Para Sahipleri Kazanıyor

Sıkça yapılan açıklamalarda bankaların sanayici ve üretenlere nazaran daha çok kazandıkları belirtiliyor. Bu ise ister istemez sistem sadece para sahiplerine mi çalışıyor sorusunu akla getiriyor. Aslında kapitalist sistemin esasını paradan para kazanmak oluşturduğuna göre aslında işin şaşıracak bir yanı da yok. Bir yandan küresel sermaye çevreleri baştan sistemi oluştururken sermaye sahiplerinin kazanmasını esas alan bir yapı belirlenmiş. Böylece aslında insanlar ister farkına varsın ister varmasın ücretli köleler haline getirilmiş durumda. Kısacası tam bir sömürü düzeni söz konusu. Özellikle de ABD parası dolar dünya üzerinde genel geçer yapıya kavuşturulmuş. Böylece ABD Merkez Bankası tarafından istendiği miktarda basımı sağlanan dolar ile hiçbir karşılığı olmayan dolar ile dünyanın tüm yeraltı ve yerüstü zenginlikleri sömürülüyor. Böyle olunca rahatlıkla diyebiliriz ki, bu düzen değişmeden insanlığın gerçek manada refaha kavuşması mümkün değil. Bu gerçek görüldüğünde yeryüzündeki çatışmaların, bunun da ötesinde savaşların gerçek sebebinin küresel sermaye sahiplerinin çıkarları olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Zaman zaman dikkat çekmeye çalıştığım bir başka hususu bir kez deha hatırlatmakta yarar var. Bilindiği gibi uzun yıllar dünya iki kutuplu bir görüntü verdi. Buna rağmen bu iki kutuplu dünyada taraflar birbirlerinin ayağına hiç basmadılar. Birlikte dünyayı sömürmeyi tercih ettiler. Sonraki yıllarda iki kutuplu dünya dağılarak tek kutuplu bir yapı ortaya çıktı. Bu görüntüye rağmen şu anda bile sömürgeci güçler birbirleri ile anlayış içinde dünyayı ortaklaşa sömürülerini sürdürüyorlar. Yani sömürenler ile sömürülenlerin konumunda bir değişiklik olmadı. Hatta dünya üzerinde barışı sağlamak iddiası ile oluşturulmuş olan uluslararası örgütlerde bu küresel sömürüye hizmetlerini sürdürüyorlar. Hem de bu işi gönüllü olarak yapıyorlar. Arada bir sanki sömürgeciler karşı karşıya geliyorlarmış gibi bir görüntü verseler de bu durum çatışmaya varmıyor. Elbette varmasın. Savaşın kimseye faydası olmaz. Daha doğrusu güçlülere bir şey olmazken arada kalan, ezilenler güçsüzler olacaktır.

Bu bakımdan Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB), NATO ya da bilmem ne örgütünün adının değişiyor olması yaşananları, daha doğrusu sömürü düzeninin işleyişini değiştirmiyor.

Bu noktada bir başka gerçeğe daha dikkat çekmekte yarar var var. O da Haçlı ittifakının birlikteliği yüzyıllardan beri hep devam ediyor. Söz gelimi AB’nin bir Haçlı ittifakı olduğu gerçeği değişmiyor. Aralarına yine Müslüman Türkiye’yi almıyorlar. Kısacası Avrupalı beyaz adamlar dünyayı yine ırklarına ve dinlerine göre ayırmış durumdalar. Kendilerine benzeyenler için hemen bir birliktelik oluşturuveriyorlar.

Söz gelimi Ortadoğu ve İslam dünyasından çatışmalar sebebiyle göçler başladığında beyaz adamların kapıları anında kapanıyor, kapanmış kapılara dayananlar ise Akdeniz’in derin ve serin sularına itiliveriyorlar.

Kısacası, Müslüman olmak bu dünyada Haçlılarca maalesef makbul değil. Hatta onlarla birlikte yaşmak Haçlılar için düşünülmesi bile mümkün değil. Denize itilen Müslümanların çırpınışları, denizde boğulmaları Haçlıların zerre kadar vicdanını etkilemiyor. Ama yine de onlar medeni(!), Müslümanlar vahşi olarak nitelendiriliyor. Böyle olunca artık bu dünyanın bu hali ile devam etmesinin mümkün olmadığını görmek ve Müslümanlar olarak ciddi bir birlik oluşturmak durumundayız. Bu yapılmadığı sürece bir takım hak, hukuk gibi kavramlarla nutuk atmanın fazla bir anlamı kalmıyor. Sözün özü yeni bir dünyanın kurulmasına ihtiyaç var. Ancak, bunu kuranların da Müslümanlar olması gerekiyor. Çünkü Haçlıların kurduğu dünyanın yapısı ortada. Haçlıların kurduğu bir düzende Müslümanlara yer olmadığı, olsa bile bu yerin insanca bir yer olmadığı da kesin. Gelin hep birlikte öncelikli olarak İslam Birliği’ni kuralım. Buna sadece ezilenlerin değil, zalimlerin de ihtiyacı olduğu kesin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?