Türk İnsanın Yalan Söyleme Eğrisi

Duyduk duymadık demeyin, Areda Survey araştırma şirketi Türkiye’de bin 100 katılımcıyla en çok söylenen yalanı belirlemiş. Herkes günlük yaşamına katık ettiği yalanları şöyle bir gözden geçirse anketin sağlamasına rahatlıkla ulaşabilecektir. Araştırmada katılımcılara “En sık başvurduğunuz beyaz yalan nedir?” sorusu yöneltilmiş. Verilen cevaplar içinde tahmin edeceğiniz gibi %21’lik bir oranla “Ben asla yalan söylemem” beyaz yalanı ilk sırada yer almış.

Renginden de anlayacağınız üzere beyaz yalan, sözüm ona kimseye bir zararı olmayan hatta faydası bile olabilen türden yalanların genel adı. Bir de yalandan elde edilen yarar ve zararın net olmayıp belirsiz olduğu yalanlar vardır ki; bunlara da “gri yalanlar” adı veriliyor. Epey emek verilerek, içerisinde peş peşe çelişkileri barındıran yalana ne dendiğini biliyorsunuzdur artık: Kuyruklu yalan!

Beyaz yalanın kendinden geçip söyleyenin yüzünü kızartmak yerine pembeye boyadığı yalana ise pembe yalan diyoruz. İnsan şayet bu ek bilgileri bilirse Areda Survey araştırma şirketinin yalan anketinin sonucunu daha hakkaniyetli değerlendirme imkânını yakalamış olur. Araştırmada katılımcıların en çok söyledikleri beyaz yalan sıralamasında ikinciliği alan yalan eminim birçoğumuza hiç yabancı gelmeyecektir: “Telefonum sessizdeydi.”

Araştırma kuruluşu, Türk insanına özgü tam 11 beyaz yalanı tespit etmiş. Bu yalanlar içinde “Kullanım şartlarını okudum” yalanından “Önemli olan kazanmak değil, yarışmaktı” yalanına kadar daha neler neler var. Modern hayat beyazdan pembeye bütün yalanları çağdaş insanın savunma mekanizmasına dahil etmiş gibi. İsterseniz bir de şu yalana bakıp rengini siz söyleyin: “Telefonu değiştirdim, numaran kayıtlı değil.”

Bu tür yalanların yalan oldukları o kadar bellidir ki, bir kişi çıkıp da bu ifadelerle kendini savunmaya kalkan kişiye inandırıcı olmadığını söylemeye kalkmaz. Yalanı da söyleyeni de anlayışla karşılar. Bir de “Her doğru her yerde söylenmez” diye halk arasında vecize kıyafetiyle dolaşan bir söz var. Bazı doğruların sanki yeri ve zamanı farklı imiş gibi. Hâlbuki her doğru doğru biçimde söylenirse zamanın ve mekânın bir önemi yoktur. Muktezayı hâle uygun -Hâlin gerektirdiği havaya yakışır biçimde- konuşulursa hiçbir mahzuru yoktur. Asıl olan, doğruyu doğru bir şekilde söylemektir.

Doğru söyleyen kişi her ikamet ettiği yerden kovulup sürülen iken yalan söyleyen kişi mumu yatsıya kadar yanan, ne zaman evi yansa kimsenin kovalarla söndürmeye koşmadığı kişidir. Dünyaya yakışan en güzel sıfat “yalan”dır. Zira dünya kendine kapılanları fena halde kandırır. İnsanın nefsi dünyanın yalanına kanmaya meyillidir. Hayatın içerisinde anıt gibi duran o tek doğruyu söylemeye dili gitmez dünyanın: “Dünyada ölümden başkası yalan!” Ölümdür içimizde en doğru olan. Fakat hiçbirimiz bu doğruyu kabullenmek istemeyiz. Dünyanın ölümsüzlük yalanına inanmak işimize gelir.

Yalan, her yanlışın dünyada yayılım göstererek egemenlik kurma hevesidir. Çünkü her yanlış, bir yalana tutunarak taraftar kitlesini oluşturur. İnsanın cephesini kesen, kıblesini kapatan, ufkunu körelten her zihniyet, dünya görüşü haline gelmiş bir yalandır. Söylenen yalan zamanla kişide butlan seviyesinde yaşanan yalana dönüşür. Yalancı kişi, düştüğü yanlışla batıl olanın hakikatini vehmetmeye başlar.

Gençlerin yalan söylemelerinin altında yatan önemli sebeplerden biri, kendilerine yalana ihtiyaç hissetmeyecek biçimde doğru söylemenin imkânlarının sunulmamış olmasıdır. Doğru söylediğinde kimseyi memnun edemeyen genç, kurtuluşu yalanda aramaya başlıyor. Ne yazık ki asıl doğruluk bir kurtuluş reçetesi olması gerekirken sözü tersyüz etme çevikliği paçayı yırtmanın, tehlikeyi savuşturmanın yolu haline geliyor. Doğrunun rahat kaçırıcı tarafı karşısında yalanın kandıran ve avutan yanı insanların daha çok ilgisini çekmektedir. Doğru olan aynı zamanda sorumluluğa davet edip ödev verendir. Yalan ise insanın zihnine sınırsız tatil imkânı sunmayı vaat eder. İnsanlık yalanda değil ancak doğruda ittifak ettiği sürece dünyadaki yalancıların saltanatı da sona erecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Yaşar Akgül - Gönlünüze sağlık kardeşim..bize yalanlarımızla yüzleşme fırsatı verdiğin için..teşekkürler..selamlar

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Ağustos 17:22


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?