Dünkü Yıkıntılar, Bugünkü Sıkıntılar

Her konuda çok sıkıntılı günler yaşıyoruz. Ekonomi mi? Eğitim mi? İstihdam mı? Dış politika mı? İçişleri mi? Ahlâk ve maneviyat mı? Her konuda sıkıntılar. Aşmak şöyle dursun, gittikçe derinleşiyor. Derinleştikçe yeni sıkıntılar kapımızı çalıyor.

Elbette hepsinin birçok sebebi var. Bunları yazsak ansiklopedi olur. Ama biz sadece ekonomik sıkıntıların, yüzlerce sebebinin sadece bir maddesini yazmaya çalışalım:
Üretim yapan ve yapacak olan tesisleri satıp savıp, yıkımına seyirci kalmak…

“Efendim küresel çağda yaşıyoruz. Devletin sırtına yük olan köhnemiş, demode haline gelmiş, sendika ağalarının işgaline uğramış, zararları milletin vergileri ile kapatılan tesisleri özelleştireceğiz.”

Yüzlerce tesis haraç mezat “özelleştirildi”. Bunları alan özel sektör ise makine ve tesisleri satarak ödediği bedeli aldı, gerisini, dozerlerle düzleyerek arsalarını, arazilerini ballı kârlar ile sattı. Canım fabrikaların yerine AVM’ler yükseldi. Sadece zarar edenler için bunu yapsalardı derdik ki:

“Yapılan bu yanlışlar iyi niyete dayanıyor. Bu arkadaşlar bu tesisleri bir miktar yatırımla zarardan kurtarmak, modernleştirmek, kadrolarını yenilemek ve toplum için üretime devam etmelerini sağlamak yerine, satıp yıkmayı tercih ediyorlar. Yanlış olmasına rağmen bir tercihtir, bunların yerine yeni tesisler yaparlar inşallah.”

Ama hiç de öyle olmadı. “Babalar gibi satarız. Hepsini satacağız, kim parayı verirse ona satacağız, kâr edeni de satacağız, zarar edeni de!” dediler.

Başta Erbakan Hoca’mız olmak üzere Milli Görüş mensupları en yüksek perdeden bu yanlışlardan vazgeçmeleri için çırpındı durdu. Ama heyhat dediklerini yaptılar. Yüzlercesini sattılar. Altın yumurtlayan tavuklar gibi kâr edenleri de sattılar. Hem de çoğunun yıkılmasını adeta zevkle izlediler. Yerine yenilerini de yapmadılar. Devlet bu yolla büyük zararlara da uğradı. Mesela Telekom’un özelleştirilmesi safhalarını hatırlasak tadımızı kaçırır.

Böylece devlet “sırtına kambur olarak” vasıflandırılan fabrikaları satıp yıkılmasını sadece izledi. Bu yıkılan tesislerin bir miktar yatırımla yapabileceği çoğu yüksek teknoloji ürünü olan mamuller artık üretilemiyor. Çünkü özel sektörün bunları yapması çok zor. Biliyor musunuz, yüksek teknoloji ürünü malların toplam ihracat içindeki payı yıllardır azala azala şu an yüzde ikilere gerilemiş vaziyette? Peki, ikidebir övündükleri ihracat rekorları nasıl kırılıyor? Dikkat ederseniz ihracat rekorlarını açıklarken büyük bir pişkinlikle ithalat rekorlarını gözden saklıyorlar. Yapılan iş aşağı yukarı şudur:

Döviz akıtarak dışarıdan alınan makinelerin “cıvatası sıkılıp” diğer eşyaların da “iliği açılıp, düğmesi dikilip” ihraç ediliyor. Gemi ile ihraç edilip yurda getirilen dövizler, birkaç konteynıra sığdırılmış yüksek teknoloji ürünü mamullerin ithal edilmesi için geri ödeniyorsa da yetirilemiyor. Hani o yıktıkları fabrikalarda üretilmesi mümkün olan yüksek teknoloji ürünü mamuller için. Rekor seviyede dış ticaret açığı veren bu tür ithalata döviz dayanır mı? Övünülen ihracat rekorlarını bu gözlükle incelersek, aslında döviz rezervlerimizin neden eksi bakiyeye gerilediğini anlarız. Aradaki farkın borçlanarak, ya da en değerli arsa, arazi ve binalarımızı satarak karşılamaya çalıştıklarını da görürüz.

Bugünkü sıkıntılarımızın dünün yıkıntıları sebebiyle olduğu aşikârdır. Elbette sadece bu kadar da değil. Bugünkü sıkıntılarımızı gidermek için üretmek zorundayız. Üretmek ise dün yıktıklarından çok daha iyisi olan üretim tesisleri kurarak mümkün olabilir. Bu iktidarın ise hâlâ böyle bir derdinin olmadığı maalesef ortada. “Efendim şöyle bir makine icat ettik, şöyle bir silah yaptık!”

Eee! Bunları seri olarak üretemedikten sonra böyle icatlar olsa bile, bugünkü sıkıntılarımıza nasıl derman olacak? Faiz ile döviz ile oynayarak bu sıkıntıları aşmak ve istikrara kavuşmak mümkün mü?

KÖRPE DALLAR KESİLDİ

Yüz yıldır yaptığımız bunca tesis,
Yıkıldı, kesildi, körpe dal gibi;
Önümüz uçurum, etrafımız sis,
Frenimiz tutmuyor kör pedal gibi!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ekrem Şama - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?