Reklamı Kapat

Negatif Odaklı Gözlem Yapan Bireyler

Günlerden bir gün kurbağalar arasında direğe tırmanma yarışı yapılmaya karar verilir ve yarış için gerekli tüm hazırlıklar yapılır. Meydan hazırlanır, yarışçı kurbağalar bir araya gelir ve yarış için belirlenen kulenin tepesine çıkabilmek için tırmanmaya başlarlar. Seyirciler kurbağaların yarışı tamamlayabileceğine inanmamakta ve şu ifadeleri tekrarlamaktadırlar:

Ah boşuna uğraşıyorlar hiç biri kazanamayacak! Geçen yıl da aynı yarışma yapılmış ve yarış başarısızlıkla sonuçlanmıştı! Zavallılar hiçbir zaman muvaffak olamayacaklar!

Sesler yükseldikçe kurbağalar teker teker düşmekte ve yarışçılar umutlarını kaybetmektedirler. Fakat aralarından biri konuşulanlara hiç aldırmadan yol almaya ve büyük bir gayretle tırmanmaya devam edip zirveye kadar ulaşmıştır. Seyirci kurbağalar başlarını kaldırıp şaşkın vaziyette bakmakta ve yarışı kazanan arkadaşlarına övgüler yağdırmaktadırlar. Az sonra kutlama merasimi başlar ve arkadaşları yarışı kazanan kurbağaya nasıl muvaffak olduğunu sorarlar ve kurbağanın sağır olduğunu fark ederler.

Toplumumuzda “el âlem ne der” diye bir söylem vardır ve ne yazık ki el âlem dediğimiz kişiler negatif odaklı gözlem yapar ve hiçbir zaman iyi şeyler söylemezler. Onların hedefi yapmak değil yıkmaktır ki, sözden bombalar savurarak motivasyonunuzu kırar ve başarınıza ket vururlar. O nedenle kulaklarınıza çarpan her ifadeye itibar etmeyin, duyduklarınızı iradenizin onayından geçirin ve iyileri alın kötülere karşı ise kulaklarınızı tıkayın.

ÖNYARGI SUİZANDIR

Kadın bebeğinin doğumuna birkaç ay kala eşini kaybeder ve yalnızlığına çare aramaya başlar. Bir gün ormanda gezerken sevimli bir gelinciğe rastlar. Uzaktan uzun süre izler hayvanı sonra onun yalnızlığına merhem olabileceğini düşünür ve alıp evine getirir. Kadın özenle baktığı gelinciği ailenin bir ferdi olarak görür ve kendisine yoldaş yapar. Aradan birkaç ay geçer ve kadının bebeği dünyaya gelir ve ev daha da şenlenir.

Bir sabah vakti kadın kısa süreliğine evinden ayrılmak zorunda kalır ve bebek gelincikle birlikte evde kalmıştır. Kadın evine döndüğünde gelinciği kapıda ağzı kana bulanmış vaziyette bulur ve bebeğine zarar verdiğini düşünüp hayvanı oracıkta öldürür. Fakat tam da o sırada içeriden bebeğin sesi duyulur ve anne odaya girdiğinde bebeğin yanında parçalanmış dev bir yılanla karşılaşır. Anne negatif yargılarının kurbanı olmuş ve bebeği tehlikeden kurtaran gelinciği öldürmüştür. Düşünüyorum; böyle bir durumda hangimiz aynı şeyi yapmazdık ki? Hangimiz ağzı kana bulanmış bir hayvanla karşılaşsak çocuğumuza zarar verdiğini düşünmezdik? Zira davranışlarımızın seyrini bilinçaltı birikimlerimiz, ön kabullerimiz, negatif yargılarımız belirler ve yönlendirir. Oysa karşılaştığımız şey ne olursa olsun olayı araştırmak, anlamak ve adil kararlar vermek mecburiyetindeyiz. Denizin yüzeyindeki köpüğe göre hareket edemeyiz başımızı yere eğip suların derinliklerinde nelerin gerçekleştiğini anlamak ve buna göre davranmak zorundayız. Yoksa geri dönülmez hatalara düşebiliriz.

DAVRANIŞLARIMIZ KİMLİĞİMİZİ ELE VERİR

“Öğle saatleri eşimle Gümrük-Buca otobüsünde en arkada oturuyorduk. Arka kapının önündeki koltukta okuldan çıkmış liseli iki genç kız bulunuyordu. Kızlar kraker ve bisküvi atıştırıyorlardı. Yeşildere durağında arka kapı açılınca kızlardan biri geri dönüp elindeki boş ambalajları kaldırıma fırlattı. Ambalajlar kaldırımda yürüyen yeleğiyle poşusuyla bası ayakkabıları ve ince uzun boyuyla 70 yaşlarındaki tipik bir eski efenin önüne düştü. Efe açık kapıdan uzandı ve unutamadığım cümleleri söyledi: ‘Kızım kimliğini düşürdün.’ Ben o günden beri yerlere atılan çöplere yere atanın kimliği diye bakıyorum.” (Ahsen Oktar)

Hikâye kişiliğimizin üzerindeki kabuğa vurgu yapıyor ki, bu kabuğu ortadan kaldırdığımızda kim olduğumuz, ne olduğumuz bütün çıplaklığı ile ortaya çıkıyor. Nitekim insanlarla yan yana iken sergilediğimiz tavırlar biz değiliz, bunlar kendimizi gizlemek için taktığımız maskelerdir ve maskeler gerçek kimliğimizi gizli tutar. Kimsenin olmadığı alanlarda sergilediğimiz tavırlar ise bizim gerçek kişiliğimiz ve hayata bakış açımızdır. Nitekim burada maskeler düşer, kişiliğimizin üzerini örten sırlar dökülür ve bizim kim olduğumuz, ne olduğumuz ortaya çıkar. Eğer insanların görmediği, fark etmediği noktalarda da erdemli davranabiliyorsak işte o zaman maskelere ihtiyaç duymayız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?