Nasıl bir seçim istersiniz?

POLİTİKACILARIN gergin, suçlayıcı ve dışlayıcı üslubu dikkatinizi çekiyor mu? Bu üslup, son zamanlarda yaşananlarla bir arada değerlendirilirse kritik bir sürece doğru evrildiğimizi kolayca anlayabilirsiniz! Milli iradeyi tehdit edecek olayların yaşanmasından endişeliyim! Sorumlu mevkide bulunanlar; görevlerini ihmal etmemeli, seçimlerin adil, serbest ve güvenlik içinde yapılabilmesi için her türlü tedbiri almalılar.

Son bir yıldaki endişe verici bazı sözleri inceleyelim: Nagehan Alçı, seçim öncesi oluşabilecek sıkıntılarla ilgili kaygısını anlattı: “Kan akabilir, tansiyon çok yükselir, sokaklardaki gerilimi kontrol edemezsiniz!” (Habertürk, 08.10.2021)

Abdülkadir Selvi siyasetin dilinden yakındı: “Siyaseti neden kan davasına dönüştürüyoruz? Bu kutuplaştırma niye?” (Hürriyet, 10.08.2021)

Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar, liyakat, emniyet ve ehliyetin kaybolduğunu söyleyerek gelinen noktayı açıkladı: “Yağcılık dönemi bitti, şebeklik dönemi başladı.” (30.08.2021)

AKP Genel Başkanı, Mayıs 2021’de, “Bunlar daha iyi günler, daha neler olacak neler!” sözünü etmişti.

İlber Ortaylı Kafa TV’de, eğitimdeki adaletsizliğe vurgu yaptı: “Sistemin canını okudular. Bu çok kötü! Bunu hem ayıklayamayız; hem de ehliyetsiz alt kademelerin elinde devlet batar. Acı acı ödersiniz bedelini!” (30.12.2021)

Korkusuz yazarı Ahmet Takan, “Sözün bittiği yerdeyiz” diyerek gerekçesini yazdı: “Devlet gücünü elinde tutanlar, açıktan millet üzerine sopa sallamaya başladılarsa, ülke acıklının da ötesinde bir hâl aldı, demektir.” (06.01.2022)

DIŞ MÜDAHALE Mİ?

Dış politikayı yönlendirmesi ile bilinen ABD’deki Foreign Polisy dergisi 22 Haziran günü Türkiye ile ilgili, “Why the West Should Make Peace With Erdogan Now” (Batı Şimdi Neden Erdoğan’la Barışmalı) başlıklı bir yazı yayınladı. Yazıda, Batı’nın çıkarlarının korunmasında Türkiye ve Erdoğan’a önemli roller verilmesi anlatılıyordu. Bu da, “Kaos oluşturmak için milli irade gaspı mı yaşanacak?” sorusunu beraberinde getirdi.

Yaşadığımız kriz ve virüs süreci stresli ve gerilimli bir hava oluşturdu. TV stüdyolarında, otobüste, metroda, kahvede, aileler arasında kavga eksik olmuyor. Hükümet yetkilileri ile AKP’den ayrılan partiler; ayrıca AKP içindeki yöneticiler arasında da bir hesaplaşmanın yaşandığı su yüzüne çıktı. AKP Genel Başkanı; Gelecek ve DEVA Partisi genel başkanlarını kastederek, “Onlar o makamlara layık olduğu için gelmediler, getirildiler” sözünü etti.

İki genel başkan da, AKP Genel Başkanı’na şöyle cevap verdiler: “Biz olmasaydık Erdoğan bir hiçti.” (27.07.2022) Ahmet Davutoğlu bundan sonra şu soruyu yöneltti: “Layık olmayan birine ülkeyi neden emanet ettiniz?” Ali Babacan ise şöyle sordu: “2011 ve 2019’da ayrılmak isterken niçin benim kalmama ısrar ettiniz?”

AKP Genel Başkanı’nın, “Layık değillerdi” sözü büyük endişeye yol açtı. Konunun uzmanları, “Yoksa AKP; en layık olmayanları(!) Başbakan, Dışişleri ve Ekonomi bakanlıkları, AB Başmüzakereciliği gibi makamlara mı getiriyor?” diye sormaya başladılar.

“İKTİDARA HAZIRIZ”

Hükümetin başı, muhalefet partilerine şöyle meydan okudu: “Eğitimden sağlığa, savaşından salgınına, ekonomisinden tarımına, soruyorum, bunca yükün altına girerler mi acaba?” Ama er meydanı boş değildi. Türkiye nice yiğitlerin ülkesiydi. Yüzlerce yılın tecrübe birikimine sahip olan bu milletin, hakkıyla yöneticilik yapabilecek, donanımlı binlerce insan potansiyeli vardı. AKP zihniyeti, aziz milletimizin kendilerine “mahkûm” olmadığını görmeliydi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “İş bilenin, kılıç kullananındır” diyerek AKP Genel Başkanı’na “iktidara hazır olduklarını” şöyle anlattı: “Bu yükün altına girmeye talibiz. Ülkemizin tüm problemlerini hızlıca çözüme kavuşturacağımızdan eminiz.” (26.07.2022)

Hükümet seçimlere giderken, anayasada ifadesini bulan, “Temsilde adalet, yönetimde istikrar” prensibine bağlı kalmalıdır. Halkın serbest iradesi ile tercih yapmasını sağlamalıdır. Tüm Türkiye “dış müdahale”ye karşı direnmelidir. Türkiye’yi, Türkiye’de yaşayanlar yönetir. Adalet ilkesinden taviz verilmemelidir. Adalet, herkesin birbirini kabullenmesini sağlar. İnsanlar, bütün renk ve farklılıklarına rağmen “birlikte yaşama”yı öğrenirler.

Milletimiz kaos, kutuplaşma ve gerilimden beslenenlere karşı uyanık olmalıdır. Okuma, düşünme, araştırma, inceleme ve olayları sorgulamayı öğrenmelidir. Bilgi eksikliğimizden faydalananlar halkı “sürü” gibi güdüyorlar. Selahattin Eyyubi Kudüs’ü fethetmeden önce, ordusu ve halkı için “okuma seferberliği” başlattı. Bu eğitimli ordu Kudüs’ü fethetti. Okumayı ihmal etmezsek, 85 milyonluk ülke, düğüne, bayrama gider gibi sandığa koşacaktır. Bu sevinç milletimize çok görülmemelidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?