Bu Sistem Diplomalı İşsizler Üretiyor

Eğitim sistemi öyle bir noktaya geldi ki, milyonlarca öğrenci her sene üniversite kapılarına yığılıyor ve aradan sıyrılabilenler bir üniversite ya da yüksek okulda okuma imkanı buluyor, sıyrılamayanlar ise ellerindeki diploma ile işsizler arasında iş kuyruğuna giriyor. Bu arada gençlerimizin yaşı da 20’ye gelip dayanmış oluyor. Ayakları üzerinde durması gereken bir yaşa gelmiş gençlerimiz ne bir iş sahibi olabiliyor nede yuva kurabiliyorlar. Bu noktaya nasıl gelindiğinin sebepleri biliniyor ama şu anda maksadım bu sebepleri ele almak değil. Bir teki üzerinde durmak sanıyorum sorunu anlamaya yetecektir. Özellikle 28 Şubat sürecinde estirilen hava ile zorunlu eğitim 8 yıla çıkartıldı. Ardından AK Parti iktidarı da 12 yıla çıkarttı. Böyle olunca çocukların ömürleri okullarda geçmesine rağmen sonuçsuz bir zaman harcama dönemi tamamlandığında artık gençlerin bir meslek sahibi olması imkansız olmasa bile iyice zorlaşmış oluyor. Çünkü imam hatiplerin önünü kesmek için zorunlu eğitimin 8 yıla çıkartılması çocukların meslek sahibi olabilmek için kendilerine yön belirlemeleri 15-16 yaşına çıktı. Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkartılması ise çocukların bir işe çırak olarak girip yetişme yaşını 18-19’a yükseltti. 18 yaşına gelmiş çocuğu bir ustanın yanına çıkar olarak vermek ve meslek edinmesini sağlamak iyice zorlaştı. Çünkü gençlere ulaşılması gereken tek hedef üniversite kapısı olarak gösterildi. Sonuç olarak üniversite kapısına dayanan gençler üniversite sınavında kazanamamış iseler diplomalı işsizler ordusunda yeni elemanlar haline geliyor.

Gerçi bu arda iki yıllık meslek yüksekokulları devreye girmeye başladı ama üniversite sınavlarına giren lise mezunlarının sayısı her sene milyonlarla ifade edilir hale geldi. Böyle olunca bu gençlerin çoğunluğu bırakın üniversiteyi, bir meslek yüksekokuluna girmeleri de zorlaştı. Söz gelimi bu sene üniversite ve yüksekokullara alınacak öğrenci sayısı bir milyon civarında, sınava girenler ise 3 milyon, Böyle olunca ister itemez 3 adaydan 2’si açıkta kalacak. Sorunu böyle ortaya koyduktan sonra bu işe bir çözüm bulunmasının bırakın imkansız olmasını çok zorda olmayacağını düşünüyorum. Bunun yolu yüksek meslek okullarının sayısının ve kontenjanın artırılmasından geçiyor. Bunun için çok büyük yatırımlar yapılmasına da gerek olmadığını düşünüyorum. Ülkemizde gelişen sanayide ciddi bir ara eleman ihtiyacı var. Bunun içinde kontenjan yetersiz olunca işler çıkmaza giriyor.

Gerçi son yıllarda ara eleman sıkıntısına çözüm bulmak için bir takım adımlar atılıyor, özellikle meslek edindirme kursları artırılıyor ama görünen o ki, buda üniversite kapısındaki yığılmayı engellemiyor. Çünkü kontenjan yetersiz kalıyor. Sonuç olarak diyebiliriz ki, meslek yüksekokullarının iki ya da üç yıl olarak sayılarının artırılması gerekiyor ve bunların ilçelere kadar yaygınlaştırılması şart görünüyor. Böylece hem öğrenciler Anadolu’nun bir köşesinden kalkıp öbür köşesinde yüksek tahsilini sürdürmek zorunda kalmayacak, hem de tahsil hayatının sonuna geldiğinde bir meslek sahibi olmuş olacak. Yani vasıfsızlıktan kurutularak yetişmiş bir ara eleman olacaktır. Özellikle ülkemizin bu tür elemanlara ihtiyacı var. Bunun nasıl sağlanabileceğini bizim uzun uzun anlatmamıza gerek yok. Çünkü ömürlerini eğitim alanında harcamış olan insanlarımızın çözüm bulmakta zorlanmayacaklarını düşünüyorum. Bu hususta dikkat edilecek esas mesele ülkemizin ihtiyacı olan alanlarda okulların açılması, gelecek yıllarda da bu okulların sayısı ve kontenjanının ihtiyaca göre belirlenmesi yeterli olacaktır. Ülkemizin kalkınması da buna bağlı görünüyor. Çeşitli alalarda sanayide ciddi gelişmeler var ve açılan fabrikalar ara eleman istiyor. Bazı alanlarda adına ister tekniker diyelim, ister başka bir şey ara elemanların aldıkları ücretler mühendislerden geri kalmıyor. Yeter ki, mesleğini öğrenmiş olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?