Kıbrıs’ın Stratejik Önemi

-Barış Harekâtı’nın 48. Yılı Vesilesiyle!-
Kıbrıs’ın, tarih boyunca dünyanın en gözde adalarından biri olmasının sebebini hiç düşündünüz mü? Kıbrıs, önemli merkezlerin uğrak ve geçit yeridir. Tabii bir üs özelliğindedir. Akdeniz’de egemenlik kurmak isteyenler için stratejik değere sahiptir. Türkiye’nin güvenliğini yakından ilgilendirir. Batılılar, Yunanistan eliyle Bizans’ı yeniden hortlatma emellerini Kıbrıs üzerinden yürütüyorlar. Konuyu Erbakan Hoca’dan dinleyelim:

“-15 Mayıs 1919’da Yunanlılar İzmir’e niye çıktı? ‘Biz Anadolu’yu, Bizans’ı alacağız’ dediler. Kıbrıs’ta 1960-1963’te kurulan hükümeti niçin yıktılar? ‘Burası zaten bizimdir’ dediler. Bunların zaten Megalo İdea’sı bellidir. Yalnız Kıbrıs’ı değil, bütün Anadolu’yu isterler.”

1950’de Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi, Rumlar üzerinden bir halk oylaması yaptı. 1950-1974 arasında yaşanan Kıbrıs Türkleri ve Kıbrıslı Rumlar arasında yaşanan etnik olaylar bu halk oylamasının ürünüdür. Rumlar, 1951’de EOKA terör örgütünü kurdu. 1954’te resmiyet kazandırdılar. 1955’te Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması için EOKA terör saldırıları başladı.

1960’ta, Türkler ve Rumların eşit şartlarda söz sahibi olmasını amaçlayan “Kıbrıs Cumhuriyeti” kuruldu. Fakat Rumlar, ilk günden itibaren Kıbrıs’ta yönetimi Türklerle paylaşmak istemedi. Türk köylerine saldırılar başlattı. 1963 ve 1967’de saldırıların şiddeti arttı. 1963’te İnönü Hükümeti, 1967’de Demirel Hükümeti, asker İskenderun’a kadar gelip teyakkuz halinde beklemesine rağmen, ABD’nin baskısı ile Kıbrıs’a askeri çıkartma yapma kararı veremediler.

ERBAKAN’IN DİRAYETİ

1950’de Makarios, Rum Ortodoks Kilisesi’nin başına geçti. Sonra da Rumların siyasi hayatını ve stratejilerini belirleyen Ethnarh’lığı üstlenerek başpiskoposluk makamına yükseldi. Kıbrıs’tan Türkleri çıkarıp Yunanistan’a bağlamakta kararlıydı.

1974’te terör, saldırı ve katliamlar zirve yaptı. Kıbrıs yaşanmaz hale geldi. Türkiye’de CHP-MSP Hükümeti iktidardaydı. Türkiye’nin Kıbrıs’ın tamamı üzerinde garantörlük hakkı vardı. Başbakan Ecevit konuyu diplomatik yönden İngiltere ile çözmekten yanaydı. Başbakan Yardımcısı Erbakan ise, bu sürecin geçildiğini düşünerek, Kıbrıs’a müdahaleden başka çözüm bulunmadığını gördü. Asker de aynı görüşteydi.

Erbakan Hoca, Ecevit’i İngiltere’ye gönderdi. Başbakan Vekili sıfatı ile hemen havaalanında GKB Semih Sancar’la görüştü. Ordumuzun Kıbrıs’a çıkarma yapabilecek güçte olduğunu öğrendi. Bakanlar Kurulu’nu topladı. “Kıbrıs Barış Harekâtı”nı başlatma kararı aldı. Bu arada Başbakan Ecevit, İngiltere’den eli boş döndü. O gece konu TBMM’de görüşüldü. Ecevit de başka çözüm yolu bulunmadığını anladı. Alınan karara uydu.

Ordumuzun morali çok yüksekti. İskenderun’dan Girne’ye çıktı. Beşparmak dağlarını aştı. Askerimizin karşısında hiçbir güç duramıyordu. Erbakan, Kıbrıs’ın tamamını almaktan yanaydı. Üç gün sonra BM “ateşkes” kararı aldı. Bu karara uyuldu.

Cenevre’de diplomatik yollardan da sonuç çıkmadı. 14 Ağustos’ta Barış Harekâtı’nın 2. aşaması başladı. Erbakan Hoca, Efendimizin (S.A.V.) halası Ümmü Haram’ın (R.A.) metfun olduğu Larnaka’ya ulaşmak istiyordu. Fakat 16 Ağustos’ta “ateşkes” ilan edildi.

KIBRIS DAVASI BİTMEZ

Kıbrıs Zaferi, milletimizin 1699’daki Karlofça Antlaşması’ndan sonra toprak kazandığı ilk zafer oldu. Kazandığımız 1/3’lük Kıbrıs toprakları üzerinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kuruldu. Kıbrıslı soydaşlarımızın güvenlik problemi çözüldü; ama Kıbrıs davası bitmedi. Kıbrıs’ta hala Yunanistan, İsrail ve Batı dünyasının gözü var. Doğu Akdeniz’deki yeni doğal gaz ve enerji kaynakları Kıbrıs’ın değerini daha da artırdı.

İlyas Tongüç Bey, Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve bölgenin stratejik önemini anlatan ve alanında ilk olan bir çalışma yaptı. “Siyaset, Enerji, Güç Denkleminde KIBRIS ve Doğu Akdeniz” başlıklı, MGV Yayınları içinde çıkan 333 sayfalık eserinde, Kıbrıs’ta son dönemlerde yaşananları yazdı. Tarihi perspektiften küresel güçlerin bölgedeki emellerini analiz etti. KKTC’de yaşayanlarla geniş bir anket çalışması yaptı. Kıbrıs’ın ileri gelenleri ile röportajlar gerçekleştirdi. Belgeleri konuşturdu.

Sömürgecilerin İslam dünyası üzerindeki emelleri biliniyor. Erbakan Hoca 1952’de Aachen Üniversitesinde akademik çalışmalar yaparken, profesörlere stratejik bir konferans verildi. Erbakan’ın birlikte çalıştığı profesörünün o saatte işi olduğundan, yerine Erbakan Hoca konferansa katıldı. Dr. Müller tarafından verilen konferansta Batı’nın İslam dünyasının yer altı kaynaklarını nasıl sömürdüğü anlatılıyordu.

Erbakan Hoca, emperyalizmin oyunlarını Türkiye’deki bir “dost”una gönderdiği 50 sayfalık mektupla özetledi. El yazması bu mektubun küpürü kitaba orijinal şekliyle alınmış. Eserde, Barış Harekâtı’na katılan 498 şehidimizin isim, şehir ve görevlerine de yer veriliyor. Eser tam bir belgesel niteliğinde! Şehitlerimize rahmet diliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?