AKP’nin NATO Geçmişi

Hiç dikkatinizi çekti mi?

Yirmi yıllık AKP iktidarında, NATO ile ilişkiler asla normal seyrinde yürümedi. NATO patronları bir karar alıyor ve bunu AKP iktidarındaki Türkiye’nin kabul etmesi için ikna metodu kullanıyorlar. Birkaç örnek sıralayarak anlatalım:

2003’te sömürgeci koalisyon güçleri Irak’ı sebepsiz yere işgal etmeye başladılar. Türkiye’de bulunan İncirlik Üssü’nü kullanmaları gerekiyordu. Bu üs ise NATO’ya tahsisli idi. Türkiye izin vermez ise NATO bunu ABD’nin kullanımına açamazdı. AKP iktidarı “ikna” edilerek izni alındı. Buradan Irak’ın yıkımı için 4990 sortinin yapılmasına müsaade edildiği yetkililerce açıklandı.

Danimarkalı Anders Fogh Rasmussen’in 2009 yılında NATO’ya genel sekreter olarak atanmasına karar verdiler. AKP iktidarı buna hemen itiraz etmek üzere sesini yükseltti. “Bu adam İslam düşmanıdır, Peygamberimizle alay edenleri himaye etmiştir, ayrıca PKK yayın organını ülkesinde finanse etmiştir. Bizim bunu genel sekreter olarak kabul etmemiz mümkün değildir” demelerine rağmen, kısa süre sonra bunu kabul ettiler. Ama iki tane şartları vardı. Rasmussen yaptığı bu düşmanlıktan dolayı özür dileyecek, NATO üst yönetiminde Türkiye’nin de söz hakkı bulunacak. Bu iki şart yerine getirilmediği gibi, ülkemize gelen Rasmussen halkımızla ve yöneticilerimizle alay eden davranışlarda bulundu. Böylece NATO patronları AKP iktidarını “ikna” etmiş oldular.

2011’de Libya’yı kanunsuz bir şekilde bombardıman etmeye karar veren NATO patronları hakkında T.C. Başbakan’ı “NATO’nun Libya’da ne işi var yahu!” diye açıklama yapmasına rağmen meşhur “ikna” metodu devreye sokulmuş olmalı ki, “Libya’nın Libyalılara ait olduğunun tespit ve tescili için” kararı sahiplenip donanmamızı gönderdiğini içimiz sızlayarak hatırlıyoruz. Türkiye’nin, Merhum Kaddafi karşıtlarına bavullar dolusu dolar yardımı yapması da sanırız buna benzer bir ikna metodu ile kararlaştırılmıştı.

2012’de topraklarımıza kurulmasına NATO patronları tarafından karar verilen füze erken uyarı tesisleri, önce T.C. Başbakanı tarafından, “Böyle bir talebimiz yok” çıkışı ile reddedilmesine rağmen, kısa süre sonra “ikna” edildiğini hatırlıyoruz. Bu sistemin İsrail’in savunması için kurulmuş olduğunu yandaş medya dahil herkes sonradan itiraf etmiştir. Ne yazık ki halen bu tesisler İsrail’in lehine Malatya Kürecik’te faaliyetine devam etmektedir.

2012’de İran’ın Suriye iç savaşı dolayısıyla İsrail’e olası bir füze saldırısının, Türkiye toprakları üzerinde bloke edilmesi amacıyla konuşlandırılacak patriot batarya sistemleri konusunda NATO patronları karar aldılar. Bu kararı gazeteciler T.C. Başbakanı’na sorduklarında, şiddetle ve hiddetle reddederek, Türkiye’nin böyle bir talebi olmadığını açıkladı. Kısa süre sonra “ikna” edildiği anlaşıldı ki, bu bataryalar kuruldu.

Gerek PKK ve gerekse bu örgüte bağlı diğer oluşumların Türkiye’ye karşı NATO silahları kullandığı defalarca tespit ve ispat edildiği halde, konunun üzerine gerektiği kadar gitmemesi belli “ikna” metotları ile mi mümkün oluyor, tezinden başka bir ihtimal akla gelmiyor.

2017’de gerçek mermiler ile yapılan NATO askeri tatbikatlarında Atatürk ve Recep Tayyip Erdoğan posterlerinin hedef tahtasına yerleştirilmesi skandalında, bütün halkımızın ayağa fırlamış olmasına rağmen olayın bir iki personelin görevden alınması ile ört bas edilmesi konusunda AKP iktidarı gerekli tepkiyi verememiştir. Acaba ne gibi “ikna” metotları kullanıldı bilinmez.

İsrail’in NATO’ya gözlemci üye olarak kabulü konusunda bu iktidarın yaktığı yeşil ışık elbette belli “ikna” çabaları ile mümkün olabilmiştir.

Geçen ay Madrid zirvesinde Kuzey Avrupa ülkelerinin NATO’ya alınması konusunda AKP iktidarı kesin kararlı gibi gözükmesine rağmen, veto kararının arkasında durmadı. Kuru vaatlerle veto kararı kaldırıldı. Bu ülkeler de hemen, “Erdoğan engelini aştık” diye sevinçli açıklamalar yaptılar. Elbette “ikna” metotları ile bunun mümkün olduğu aşikardır.

Bu örnekler herkesin bildiği örneklerdir. Muhtemelen herkesin bilmesinin mümkün olmadığı kararlar da mevcuttur.

Görülüyor ki AKP iktidarı, yeterli istişareler yapmadan, alel acele kararlar alıyor, yine tek kişinin inisiyatif kullanması ile “ikna” metotları sonucunda bu kararların arkasında duramıyor. Tek kişiyi yanıltmak veya “ikna” etmek NATO patronlarının kolayına geldiği için alışkanlık haline getirdikleri bir metot olduğu açıktır.

Bu böyle gitmez elbette. Ülkemizin menfaatleri enine boyuna hesap edilerek, istişareler yapılarak, arkasında durulabilecek kararlar alınarak masalara oturulması, bunu yapacak iktidarların iş başına gelmesi ile mümkün olabilecektir.

Allah korusun yarın daha vahim sonuçlar doğuracak NATO kararlarının alınması ve zayıf karakterli iktidarların ikna edilmesi muhtemeldir. Bu da devletimizin bekası açısından son derece tehlikeli bir durumdur.

KETENPERE

Türkiye NATO’nun eşit üyesi,
Hep böyle görünüyor köre göre;
Ketenpereye getirmek gayesi,
Böyle yapıyorlar göz göre göre.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ekrem Şama - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?