Adaletin özgürleşmesi esastır

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, ülkenin içinde bulunduğu sorunlara çözüm olabilecek nitelikte olan manifestosunda şu iki hususa kuvvetle vurgu yapıyor: Ülkenin yönetiminde garson devlet anlayışıyla hareket etmek ve adaleti özgürleştirmek… Karamollaoğlu, zengin kaynaklara sahip olan ülkemizin siyasi, kültürel ve ekonomik sahada Batı’ya bağımlılıktan kurtulup dünya ekseninde söz sahibi olabilecek yetkinliğe sahip olabilmesi için sorunların doğru tespit edilmesi ve kalıcı olabilecek çözümler üretilmesi gerektiğini söylüyor ve söz konusu manifestonun muhtevasını açıklıyor.

Temel Karamollaoğlu, güçlü ve onurlu bir toplumun ancak adaletin tesisi ile mümkün olabileceğini belirtiyor ve bunun için gardiyan değil garson devlet anlayışı ile hareket edilmesi gerektiğini ifade ediyor. Uzun yıllardır vesayet anlayışının gölgesinde yaşayan insanlarımız, bu anlayışa yabancılar ve doğal olarak talepleri ile tercihleri arasında bir uzlaşı sağlayamıyorlar. Ve ne yazık ki kitlelerin aldıkları kararlar diğerlerini de etkiliyor.

Rahmetli Erbakan Hoca’mın sıklıkla dile getirdiği garson devlet anlayışı, halkın taleplerini merkeze alan ve çözüm odaklı bir hizmet anlayışını savunan bir yaklaşımdır. Altın varaklı saraylarda yaşayan ve halka tepeden bakan yönetici profiline aşina olan halkımızın bu söyleme yabancı kalmalarını elbette anlayabiliyoruz ancak insanlarımızın artık başlarını kumdan çıkarıp ülkenin içinde bulunduğu sorunları görebilmeleri ve tercilerini yaparken duyguları ile değil akılları ile hareket edebilmeleri gerekir. Yoksulluğa, sosyal kaosa, çatışma ve belirsizliğe terk edilen bireyler hamasi söylemlerin işe yaramadığının farkına varmalı ve sorumluluk bilinciyle hareket etmelidirler.

Garson devlet anlayışı, hizmet merkezli bir yönetimi öngörür ki, İslam medeniyetinin temeli bu anlayış üzerine bina edilmiştir. Bilindiği üzere Hz. Peygamber, Medine’de halkın ihtiyaçlarını merkeze almış ve adaleti toplumun bütün kesimlerine yayarak tüm çağlara damga vuracak bir medeniyet inşa etmişti. Resulullah’ın izini takip eden ve halka hizmeti Hakk’a hizmet olarak telakki eden atalarımız da hizmet merkezli yaklaşımla hareket edip maddi ve manevi kalkınmayı hedef almışlardı. Halkların yüreğine korku salan, ezen, sindiren bir yönetim anlayışına karşın adalet merkezli devlet anlayışı, hizmet ve güven esasına dayanmaktaydı ve bireyler, devleti sırtlarını yasladıkları bir duvar gibi görüp, kendilerini güvende hissetmekteydiler.

Garson devlet anlayışı, torpilciliğin, kibir ve gösterişin, tehditvari ifadelerin, damgalamanın, şiddetin olmadığı ve adaletin toplumun her alanına hakim olduğu bir yönetim anlayışıdır ve toplumun ihtiyaçlarını merkeze alır. Değerli büyüğümüz Karamollaoğlu, bu anlayış ekseninde hareket edip ülke kaynaklarının doğru şekilde işletilerek müreffeh bir toplumun inşa edilebileceğini ancak bunun için adaletin özgürleşmesinin şart olduğunu ifade ediyor. Kendilerine yetki verildiği takdirde kamu ihalelileri başta olmak üzere tüm rant düzeninin ortadan kaldırılacağını, yoksulluk sorununa köklü bir çözüm getireceğini, bireylerin aidiyet duygularını zedeleyen ekonomik ve kültürel modelin değiştirileceğini ve yaşanabilir bir toplumun inşa edilebileceğini vadediyor. Karamollaoğlu, hizmet merkezli bir devlet anlayışı ile bireylerin sosyal alana katılımının kolaylaşacağını, teknolojik imkanlara ulaşımın lüks sayılmayacağını yanlı bir sadakat anlayışının değil liyakatin dikkate alınacağını taahhüt ediyor. Sadakat yüce bir değerdir ve adaletten beslenir ancak günümüzde siyasilerimizin telaffuz ettikleri sadakat kavramı hakkaniyetle değil tarafgirlikle ilişkilendiriyor ve yapılan zulmü, sömürülen emeği, çalınan kaynakları sümenaltı yapacak kişiler sadakatli olarak görülüyor ve besleniyorlar.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, söz konusu manifestosunda son yıllarda hızla artan beyin göçüne de değiniyor ve insanca yaşama formülü ekseninde nitelikli eğitimin yaygınlaştırılabileceğini ve başarılı, çalışkan ve liyakat sahibi gençlere hayallerini kendi ülkelerinde gerçekleştirebilecekleri imkanlar sunulabileceğini taahhüt ediyor. Mevcut kaynakların işlenerek halkın hizmetine sunulacağını ifade eden başkan Karamollaoğlu, yaşanabilir bir toplumun inşası için siyasetin adalet üzerindeki sivil vesayetinin kaldırılması ve adaletin özgürleştirilmesi gerektiğini belirtiyor. Vergi politikasından, tarım ve gıda üretimine, eğitim sisteminden, kadına yönelik şiddete demokratik haklardan basın özgürlüğüne kadar her konuda çözüm önerileri sunan Temel Karamollaoğlu, bireylerin refaha ulaşabilecekleri ve düşüncelerini özgürce ifade edebilecekleri bir yapının acilen kurulması gerektiğini ifade ediyor ve bunun için vesayetin kaldırılıp, adaletin merkeze alınması gerektiğini belirtiyor. Yaşanabilir bir toplumun inşası için tasarlanan bu önerilerin gerçekleşmesi elbette mümkündür.  Ancak bunun için halkların içinde bulundukları durumun farkına varmaları ve doğru bir tercih yapmaları gerekir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?