Bayramınız Mübarek Olsun

Bizleri arefe gününe kavuşturan Allah-u Teâlâ’ya hamdolsun. Yarın inşaallah mübarek Kurban Bayramı’nı idrak edeceğiz. Bütün kardeşlerimizin bayramı mübarek olsun. Allah-u Teâlâ, Muhammed ümmetine feraset ve gayret versin ki, yeryüzündeki zulmü bertaraf edip, hakkı üstün tutmak ve adaleti ikame etmek nasip olsun.

Allah-u Teâlâ’ya şükürler olsun ki, son ve mükemmel dini İslâm’la bizi nasiplendirdi. Bizleri müstesna zaman dilimleriyle bir araya getirdi. Müslümanların birlik ve beraberliğini sağlaması için önemli zaman dilimlerini var etti ve sıkıntılarımızı çözmeyi, mutluluklarımızı paylaşmayı nasip etti. Yılda iki defa büyük cemaatler halinde bayram yapmayı nasip etti.

Müslümanların kardeşlik bağlarını kuvvetlendirmek, birlik ve beraberliğini artırmak için sadece yılda iki kereye mahsus zaman dilimleri değil, hac farizasıyla birlikte dünyanın değişik yerlerindeki kardeşlerin bir arada toplanmasını nasip etti.

Yılda iki defa idrak ettiğimiz bayramlar, Cuma günkü kitlesel hareketin yılda iki defa daha büyük ve geniş katılımla icra edildiği, Müslümanların her türlü dert ve sıkıntılarının tartışıldığı, çözüm yollarının aranarak çözümlendiği günlerdir asli itibarıyla. Hem yaratıcının emrine daha kitlesel şekilde itaatin hem de kardeşler arasındaki birliğin pekiştirildiği, sıkıntılara çare, teklif ve çözümlerin üretildiği günlerdir.

Müslümanlar, gerek beş vakit namaz, gerek Cuma günü gerekse bayramları, Allah-u Teâlâ’nın çağrısına itaat ve O’na ibadetin yanı sıra sosyalleşme ve sosyal yardımlaşma aracı olarak görmelidir. Sadece bayramlar değil, sadaka ve zekât ibadetleriyle de Müslümanlar arasındaki yardımlaşma müessesesi tesis edilmiştir.

Gerek Ramazan Bayramı gerekse Kurban Bayramı, müminler arasındaki sosyal yardımlaşmanın zirveye çıktığı, fakir fukaranın, yoksulun ve akrabanın dertleriyle dertlenildiği, kardeşlerimiz arasındaki şefkat ve merhamet duygularının zirveye ulaştığı zaman dilimleri olmak zorundadır. Bu, bize Rabbimizin emridir.
Müslümanlar, Kurban Bayramı’nda kurban ibadetlerini yerine getirirken kestikleri kurbanların kanlarının ve etlerinin Allah’a ulaşmadığını, asıl amacın Allah’a gösterişten uzak amel ve ibadet olduğunun bilincinde olmalıdır. Zira bu konuda Kur’an-ı Kerim’de, “Bu hayvanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşacaktır. Allah’a ulaşacak olan ancak sizin O’nun için yaptığınız gösterişten uzak amel ve ibadettir. Size doğru yolu gösterdiğinden, Allah’ı yüceltmeniz için onları böylece sizin buyruğunuza vermiştir. İyilik yapanları müjdele” (Hac, 37) buyrulmaktadır.

İşte bu ayette Müslümanların Allah’ın emri ve Peygamber Efendimiz’in sünnetine bağlılığı, şer’i mükellefiyetleri yerine getirme konusundaki bilinç ve kararlılığı, sosyal sorumluluk bilinci, kısacası Allah’a karşı iyi niyetle, halis bir kalple itaat anlatılmaktadır. Müslümanlar, sadaka, zekât ve kurban gibi ibadetlerle kardeşine yardımda bulunmakta, hayırlı bir hizmet etmektedir. Bu da kardeşler arasındaki birlik ve beraberlik, saygı ve sevginin oluşmasını sağlamaktadır. Bunu bize ikram eden Allah-u Teâlâ’ya hamdolsun.

Her ne kadar günümüzdeki Müslümanların birbirlerine karşı saygı ve sevgisindeki eksiklik, birlik ve beraberlikten uzak görüntüsü hâkimse de yine ne yapmak ve neyi değiştirmek gerekiyorsa biz yapmalıyız. Bu sebeple sadaka, zekât ve kurban gibi Müslümanlar arasındaki gönül köprüsünü sağlamlaştıran sosyal yardımlaşmayı düzenleyen ibadetleri hafife almamalıyız. Bazıları Müslümanların bu dağınık görüntüsüne bakarak ritüellerin anlamsız olduğu yönünde yorumlar yapsa da İslâm bir bütündür. Nereden başlayıp, ne oranda bu mübarek dinin emirlerine sarılabiliyorsak kurtuluşumuz için adım atıyoruz demektir.

Allah-u Teâlâ, şerefli Muhammed ümmetine kötülükleri düzeltmek, iyiliği emredip kötülükten sakındırmak için fırsat vermektedir. Bu, bizim üzerimize farzdır. Kötülükleri düzeltme misyonunu yüklenmiş

Müslümanların tekrar eski güçlü ve izzetli günlerine dönmesi için önce kendi arasındaki gönül köprülerini tekrar kurması gerekir. Yoksa Kur’an-ı Kerim’de buyurduğu gibi: “Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır” (Saff Sûresi, 8). Allah-u Teâlâ’nın nurunu tamamlamak için bizim çalışmamıza ihtiyacı yoktur. Biz kötülükleri düzeltme misyonumuzu yerine getirerek Allah-u Teâlâ’nın rızasını kazanma şansına sahibiz. Bu, işte Rabbimizin lütfudur.

Allah-u Teâlâ, bize yüklenen görevin bilincinde olmayı nasip etsin. Müslümanlara karşı şefkatli, kâfirlere karşı azametli ve izzetli olmayı nasip etsin. Yeryüzünde zulmü ortadan kaldırıp adaleti hâkim kılma misyonumuzda yardımcımız olsun.
Bayramınız mübarek olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?