Reklamı Kapat

Kararlı Duruş - Zararlı Duruş

Kuzey Avrupa’da bulunan bazı ülkelerin, artan Rusya tehlikesine karşı NATO’ya üye olma istekleri karşısında Türkiye, daha doğrusu Cumhurbaşkanı, kesin bir dille bunları veto edeceğini dünyaya ilan etti. Hatta “Biz görevde olduğumuz sürece bu ülkeler NATO’ya giremeyecek” tarzında beyanları oldu. Elbette böyle kesin kararlar alındığına göre, devletimizin çıkarları hesap edilmiştir, diye kabul ederiz.

Madrid NATO Zirvesi toplantısına gidildiğinde söz konusu bu ülkelerle görüşüldüğü ve NATO üyelikleri için veto kararımızın kaldırıldığı haberleri geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadelerine göre bu ülkeleri hizaya getirmiş, istediklerimizi almış, vetoyu da kaldırmışız. Bundan böyle bu ülkeler bizim istediğimiz şekilde hareket etmeye söz vermişler. Hatta ellerinde bulunan şu kadar terör zanlısını da bize iade edeceklermiş. Peşinden bu ülke yetkililerinin açıklamaları geldi. Hiç de öyle bir söz vermediklerini beyan ediyorlar. Terör zanlıları konusunda da mahkemeye başvuracaklarını ve iade konusunu mahkeme kararı ile belirleyeceklerini açıkladılar. Ayrıca da Suriye’de YPG’ye silah yardımı yapmaya da devam edeceklerini ilan ettiler. Böylece masada dedikleri ve şayet varsa attıkları imzaları yalamış olduklarını ilan ettiler. Ya da masada da böyle bir söz vermeden veto kararımızı kaldırmışız.

Tarih göstermiştir ki, dış ilişkilerde “güçlü olmak” ve “kararlı tutum takınmak” çok önemlidir. Güçlü değilseniz ve kararsız bir tutum içinde olursanız bu sömürgeci ülkeler söz de verseler, imza da atsalar, asla sizin istediklerinizi yapmazlar. Bir iki örnekle açıklayalım:

48 sene önce, içinde bulunduğumuz Temmuz ayında Kıbrıs Barış Harekâtı yapılması söz konusu idi. Başta ABD olmak üzere Batılı sömürgeci ülkeler, hemen bu harekâta karşı tutum takındılar. Ama zamanın Başbakanvekili Erbakan Hocamızın kararlı tutumu ile bu harekât bütün dünyanın gözü önünde başlatıldı. Bu kararlı tutumu gören bütün bu ülkelerin tutumları derhal değişiverdi.

ABD harekâttan önce:
“Sakın çıkarmaya teşebbüs etmeyin. Altıncı filo yola çıktı. Cebelitarık’tan Akdeniz’e giriş yaptı. Size müsaade etmeyiz, gereğini yaparız. Böyle bir karar almayın sakın!”
Erbakan Hocamızın dâhiyane bir manevrası sebebi ile Türkiye’ye müdahale etmeye cesaret edemediler.

Harekât başlayınca da:
“Tabii ki bu harekât iyi oldu. Hiç olmazsa Kıbrıs adası Küba gibi bir komünist adası olmaktan kurtuldu. Adada Türk askerlerinin bulunması hür dünya için bir teminattır. Ama rica ediyoruz, daha fazla ileri gidip de tepki çekmeyin. Bu çıktığınız yerde kalın. Çünkü Yunanistan’ın kızarak tepki göstermesi, NATO’dan çıkarak Varşova Paktı’na üye olma ihtimali var. Böyle bir şeyi kimse istemez.”

İngiltere harekâttan önce:
“Sakın tek başınıza müdahaleye kalkışmayın. Biz oraya GURKA alayları gönderdik. Çıkarma yapmaya kalkışmanız halinde sizi geri denize döktürürüz.”

Harekât başlayınca, İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Başbakan Ecevit’e şu mesajı ulaştırıyordu: “Sayın Ecevit, bizim sizden ricamız şudur, askerlerinize adadaki İngiliz üslerine girmemelerini tembih edin.”

Yunanistan harekâttan önce:
“Kıbrıs’a çıkarma yapılırsa hem Ege’den hem de Trakya’dan Türkiye’ye gireriz. Üçüncü dünya savaşı çıkarırız.”

Sonra ise Ege’de ilan edilen yasak hattı geçme cesareti gösteremediler. Cunta hükümeti de devrildi.
Rusya harekâttan önce çıkarma yapılmasını onaylamadıklarını ilan etmişlerdi.
Sonra ise, “Bu sizin uluslararası anlaşmalara uygun olarak yaptığınız bir müdahaledir. Bize gelişmeler hakkında sağlıklı bilgi vermenizi rica ediyoruz. Zira ajans veya gazete haberlerini tatminkâr bulmuyoruz.”
İşte kararlı tutumun zaferi böyle oluşmuştu.

Başka bir örnek:
Yunanistan, Kıbrıs Harekâtı’na tepki olarak NATO üyeliğinden ayrılmıştı. 12 Eylül Cuntası’nın başı, zamanın Cumhurbaşkanı Kenan Evren ise başta ABD ve Batılı sömürgeci devletlerin sırtını okşamaları, boş vaatleri sebebiyle Yunanistan’ın NATO’ya tekrar dönmesine onay vermişti. Çünkü kararlı bir davranış gösterememiş ve çok önemli kozları boşu boşuna harcamış oluyordu. Tıpkı geçen haftaki Madrid’de yapılanlar gibi. Aslında şu tespitimiz yanlış olmaz:

20 yıllık AKP iktidarında NATO üyelerine karşı kararlı bir tutum gösterilemediği için netice daima ülkemizin ve İslam dünyasının aleyhine olmuştur.

Dış ilişkilerde güçlü olmak ve de kararlı tutum takınmak yararlı neticelerin alınmasına, kararsız tutumla hareket etmek ise zararlı neticelerin alınmasına sebep olur ve oluyor.
Millî Görüş gözlüğü ile baktığımız zaman bunu net olarak görmekteyiz.

KANMA

Kanma, sana uzatılan her zarfa,
Tuzak fikirlere aldanma dur, dur;
Kararsızlığı bırak bir tarafa,
Batıyı tanı, istilayı durdur!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ekrem Şama - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?