Tevhit İnancı ve Adil Siyaset

Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Tevhit inancıyla ve adil siyaset arasında koparılması mümkün olmayan bir bağ vardır. Adil siyaset için tevhit inancı gereklidir. Tevhit inancı da adil siyaset olmadan olmaz. İnsanların mümin ve Müslüman olabilmesi için “La İlahe İllallah Muhammedün Resulüllah” sözünü kalp ile tasdik, dil ile ikrar etmeleri gerekir. Bu sözle; “Allah’tan başka yaratan, yaşatan, yöneten, şeriat; hak ve adalet ölçüsü koyan başka bir ilah yoktur. Hz. Muhammed, Allah’ın emir ve yasaklarını, düzenini kullarına bildiren ve onlar için yaşayan bir örnek olarak O’nun bir elçisidir” inancının içine girilir. Bu tevhit aynı zamanda bir şahadettir. “Eşhedü En La İlahe İllallah ve Eşhedü Enne Muhammeden Abduhü ve Rasulühu”… Ben şahadet ederim ki Allah’tan başka yaratan, yaşatan, yöneten, şeriat; hak ve adalet ölçüsü koyan başka bir ilah yoktur. Yine ben şahadet ederim ki Hz. Muhammed, Allah’ın emir ve yasaklarını kullarına bildiren ve onlar için yaşayan bir örnek olarak O’nun bir kulu ve elçisidir. Tevhit ve şahadet kelimesi, mümin ve Müslüman olmanın temel şartlarındandır. Bu iki kelime; İslam’ın bir saadet nizamı, adil düzen olarak Allah tarafından gönderilmiş olduğunu kabullenmeyi, ferdi, cemiyet ve kurumsal hayatımızı O’nunla inşa etmeyi, İslam dışılığın her türlüsünü, bütün batıl ilahları, şeriat koyucuları ve zulüm düzenlerini kökten reddetmeyi zorunlu kılmaktadır. Bir kimse, tevhit ve şahadet kelimesini getirdiği halde İslam’ın, hayata ikame edilmesi gereken bir saadet düzeni olduğunu kabullenmez ise bu kimsenin Müslüman ve mümin olduğundan söz edilemez. Çünkü Rabbimiz şöyle buyurmaktadır. Ali İmran 85: “Kim İslam’dan başka yaşayacağı bir din, bir düzen, bir medeniyet ararsa, bilsin ki, Allah huzurunda kendisinden böyle bir din, böyle bir düzen asla kabul görmeyecek ve o ahirette, ebedi yurtta da zarara uğrayanlardan olacaktır.” Tevhide inanan Müslümanlar için, İslam ve Adil Düzen mecburi bir istikamettir. Müslümanlar; din ve ahlak düzenini İslam’dan almak zorunda olduğu gibi ilim düzenini, talim ve terbiyeyi, iktisadi ve ekonomik düzeni, siyasi, idari ve hukuk düzenini de İslam’dan almak zorundadır. Çünkü İslam, Allah’tandır. Allah’ın lüzumsuz işi olmaz. Eğer insanlığın İslam diye bir şeye ihtiyacı olmasaydı Allah böyle bir dini göndermezdi. İslam, tek çaredir. Ondan başka çare yoktur. O insanlığın saadeti için hem gereklidir hem de yeterlidir. Ayrıca İslam bir bütündür. İslam’ın yarısı kendisi değildir. İslam, adil siyaset demektir ve O, adaleti emreder.

SİYASET

Bir kısım Müslümanlar Batıcılık akımlarının etkisiyle İslam’ın birtakım mefhumlarını, Batılıların bu mefhumlara yükledikleri manalara göre anlama hastalığına yakalanmışlardır. Bu sebeple Müslümanlar; siyaset, cihat, adalet, ehliyet, liyakat, kısas, recim gibi birçok İslami mefhumu Batılıların tanımlamalarına göre düşündüklerinden, bu mefhumlarla aralarına mesafe koymuşlardır. Siyaset şeytan işidir, yalan dolan işidir, elimizden bir şey gelmiyor, Allah bizi siyasetten, yönetici olmaktan korusun, biz siyasete karışmıyoruz gibi yorumlarla cihat sorumluluklarından kurtulacaklarını zannedebiliyorlar. Hâlbuki İslam uleması, İslam’ın önemli mefhumlarından birisi olan “Siyaset” kavramını tanımlamışlar, bu mefhum ile Müslümanların üzerine vacip olan görevleri itikat ve fıkıh kitaplarında beyan etmişlerdir. Onlara göre siyaset: “Marufu emretmek, münkeri nehyetmek, insanları İslam’ın temel esaslarına göre terbiye ve ıslah etmek, hakkın hâkim batılın zail olması için cihat etmek, insanların dünya ve ahiret saadetlerini temin etmek maksadıyla yönetimlerine talip olmak, mükâfatlandırmak ve cezalandırmak” anlamındadır. İslam’a göre siyasetin muhtevası budur. İlahi ahkâmı yürüten ve insanlar arasında adaleti tesis eden bir liderlik ve iktidar, inananlar ve tüm insanlık için bir rahmettir. Peygamberimiz buyuruyor: “Müslümanların emriyle; yönetim ve her türden işiyle ilgilenmeyen kimse onlardan değildir.” Bu hadisi doğru anlayan bir Müslüman’ın siyasete ve idari işlere duyarsız kalması düşünülemez. İslam’da iktidar olmanın temel sorumluluğu İlahi ahkâmı yürütmektir. İktidar sahiplerinin İlahi ahkâmı yürütmemeleri halini Kur’an; kâfirlik, zalimlik ve fasıklık olarak tanımlamaktadır. Maide 44-47: “… İnsanlardan korkmayın, Benden korkun. Ayetlerimi az bir bedel karşılığında satmayın. Kim Allah’ın indirdiği Kur’an ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir… Kim Allah’ın indirdiği Kur’an ile hükmetmezse işte onlar zalimlerdir… Kim Allah›ın indirdiği Kur’an ile hükmetmezse işte onlar fasıklardır.” Bunun için Müslümanlar; adil siyasetin tarafında olurlar, zalimlerin siyasetine meyletmezler.

İKİ YOL, İKİ DÜZEN

Hak olan yol vardır. Batıl olan yol vardır. Hak ve doğru olan yol, İslam yoludur. Batıl ve eğri olan yol ise Şeytan ve şeytanlaşmış insanların, ırkçı emperyalizmin ve işbirlikçilerinin yoludur.
Adil Düzen vardır. Adil Düzen, İslam’ın düzenidir. Adil Düzen, hakkı üstün tutan düzendir. Batılın faizci kapitalist düzeni vardır. Bu düzen dünya Siyonizm’inin, Siyonist haçlıların düzenidir. Bu düzen kuvveti üstün tutan düzendir. Adil Düzen ıslah eder, faizci kapitalist düzen ifsat eder. Türkiye’de Adil Düzen değil, faizci kapitalist düzen yürütülüyor. Bu düzeni kim yürütürse yürütsün buradan hayır çıkmaz. Faizci düzeni, sağcılar ve solcular yürütürse zulüm, dindarlar yürütürse saadet getirir kanaati derin bir aldanmadan başka bir şey değildir. Gerçek acıdır. İslamsız, adil düzensiz saadet olmuyor. Müslüman hidayet, feraset, dirayet sahibidir. Müslümanların duruşu İslam’ca olmak zorundadır. Şuurlu bir Müslüman, faizci düzeni yürüten kim olursa olsun, onunla birlikte olmaz. Onu kendisinden sorumlu yönetici seçemez. Millî Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi iktidarı kurtuluş için tek çaredir. Selam hidayete tabi olanlara...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

M.alkaç - Allah'ın Selamı üzerinize olsun İnşallah. Her şeyi en güzel şekilde açıkladınîz. Kapitalizm Müslümanların dûzeni olamaz. HAK yol İslam'dır. Kapitalizm sômûrü düzenidir. Emeği sömûrerek bir kaç kişiyi zengin eder. Adil dûzen üretmeyi ve emeğin hakkını savunur. Şu anda Türkiye'de particilik yapılıyor. Siyaset yönetme sanatıdır. Bu Yahudi düzeninden kurtulmak için Saadet saflarına katılmak ve birlikte yönetmek için çok çâlişmak gerek...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 03 Temmuz 08:38


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?