Bilmem Haklarını Helal Ederler Mi?

Mültecilerin sorunları toplumumuzun gündeminden hiç düşmedi. İnsanlarımız yurtlarından sürgün edilen bu insanları asalak olarak görüp ekmeğimize ortak oldular, ülkelerine gidip savaşsınlar diye çıkıştılar ve her fırsatta tepkilerini ortaya koydular. Irkçı faşist bir zihniyetten beslenen kişiler, mültecileri yaşadıkları ekonomik, sosyal ve kültürel sorunların sorumlusu olarak görüp dışlayıcı bir tavır içinde oldular. Bırakın sıradan insanları, ülkemin güzide şehirlerinden birinde, bir belediye başkanı dahi ırkçılığı tetikleyecek açıklamalarda bulundu, bununla da yetinmeyip, mültecilerin kullandığı elektriğin, suyun faturasını iki katına çıkararak savaşın mağdur ettiği insanlara ikinci darbeyi vurmaktan kaçınmadı. Sakallarına ak düşmüş amcalarımız, ağzı süt kokan mülteci çocukları ikinci eş olarak evlerine alıp mağdur ettiler. Mülteci çocuklar okullarda, sokaklarda hep dışlandılar ve ikinci sınıf insan muamelesi gördüler.

Sakarya’da bir cani tarafından tecavüze uğrayan ve üç yaşındaki bebeği ile birlikte katledilen İmani’yi hatırlarsınız… İmani, savaşın yıkıntıları altından kurtulup iki çocuğunun güvenliğini sağlayabilmek için ülkemize sığınmıştı fakat burada bir caninin elinde can verdi. İmani, katilin her yerde kol gezdiğine ne yazık ki son nefesinde tanık oldu… Bağcılar’da mülteci işçilerin kaldığı bir eve baskın düzenlendi ve bir mülteci işçi katledildi. İzmir’de üç mülteci genç yaşadıkları evde diri diri yakılarak hayata veda ettiler. İstanbul’un Bayrampaşa semtinde mülteci bir genç maskeli saldırganların saldırısına uğradı ve hayatını kaybetti. Adana’da 19 yaşında bir genç paniğe kapılarak kaçarken polis tarafından öldürüldü. Taksimde iki grup arasında çıkan kavgayı ayırmak için araya giren mülteci genç katledildi. Mültecilere yönelik ırkçı saldırıların ardı hiç kesilmedi ve faşistler seslerini yükselttikçe saldırıların dozu arttı.

Suriyeli halk, savaşın acı yüzüyle tanıştılar, evlerini, yakınlarını hürriyetlerini kaybettiler. Ateş kusan bombalar altında yaşadılar ve açlığa yoksulluğa çileye razı oldular ve çocuklarını koruyabilmek için ülkemize sığındılar. Bizim faşistler ise “Niye geldiniz, gidip savaşın” diye haykırdılar. Savaş görüntülerini ekranlardan izleyip ahkam kesmek kolaydır ama savaşın gerçek yükü ekranlarda göründüğünden çok daha farklıdır. Savaşı yaşamadan mültecileri anlayamazsınız, bu mümkün değil…

Güvenliğinizi tehdit edecek bir tehlike ile karşılaştığınızda ne yaparsınız? Yerinizden fırlayıp çocuklarınıza bakar ve onları koruyabilmek için bedeninizi siper edersiniz değil mi? Tanıştığım mültecilerin hemen hepsi “Çocuklarımızı korumak ve onlara güzel bir hayat sunmak için kardeş ülke Türkiye’ye geldik” dediler ve burada yaşadıkları zorluklardan bahsettiler.

Seslerini sonuna kadar yükselterek “mülteciler gitsinler” diyen faşistler tepkilerini bu insanlara değil onları mağdur eden küresel katillere göstermelidirler.
Her fırsatta mültecilere nefret kusan ırkçı zorbalar!

Kalpleri taşlaşmış, vicdanları körelmiş insan müsveddeleri! Siz bombalar altında yaşamanın, çocuklarınızın parçalarını yıkıntılar altından toplamanın ve günün her saatinde korku ile yaşamanın ne olduğunu bilir misiniz? Bunu anlayabilmek için olayın içinde olmanıza gerek yok, özünü kaybetmemiş bir vicdana sahip olmanız yeterli… Korkmayın! Endişeye kapılmayın! Mülteci çocuklar sizin sofranıza dalmayacaklar, soğuk kış gecelerinde çocuklarını nefesleri ile ısıtan mülteci babalar sizin geçim kaynaklarınıza konmayacaklar, bir tebessümü dahi esirgediğiniz mülteci anneler bencillik kokan sokaklarınızı işgal etmeyecekler. Sizin hayatınızdan hiçbir şey eksilmeyecek, ekmeğiniz, aşınız, işiniz, çevreniz bu insanlar tarafından zarara uğratılmayacak… Kalplerinden nefret sesleri yükselen faşistler! Onlar sizden bir şey beklemiyorlar yeter ki nefretinizi içinizde tutun ve incitmeyin kalplerini.

İŞTE GİDİYORLAR

Irkçı faşistler tarafından ağır baskılara maruz kalan mülteciler ülkelerine dönecekleri günü heyecanla beklediler. Savaş bittiğinde hatıraları ile bütünleşen vatanlarına dönüp hayatlarına yeni bir sayfa açmak için dua ettiler. Mültecilerin bu talepleri üzerine Esenyurt Belediye başkanı bir karar aldı ve geri dönmek isteyenlerin yol masraflarını karşılayarak destek verdi. Bu haberi sevinçle karşılayan binlerce Suriyeli yurtlarına dönmeye karar verdiler ancak savaşın yıktığı şehirlerde bu insanları nelerin beklediğini bilmiyoruz.

Ülkelerine dönmek için bir araya gelen çok sayıda Suriyeli Halep, Lazkiye, Şam, Hama ve Afrin’e gitmek üzere yola çıktılar ve giderken Türk haklına teşekkür ettiler. Ama yürekleri de aynı şeyi söylüyor muydu acaba? Zira biz her ne kadar iyilikten dem vursak da rutubet kokan evlerimizi bu insanlara yüksek fiyatlara kiraladık, ağır koşullarda çalıştırıp haklarını vermedik, onlara hayatımızda hiç bir alan açmadık, dışladık, küçümsedik. Gitsinler! Gitmeliler! Diye çıkıştık. Nefretimizi katile değil katilin mağdur ettiği mazlumlara yönelttik. Bütün bunlar zihnimde canlandı ve sesimi sonuna kadar yükseltip “HAKKINIZI HELAL EDİN” deyip vedalaşmak istedim… Ama ederler miydi acaba? Dillerinden iyilik temennileri dökülüyordu ama kalplerinde hangi yaralar ve hangi kırgınlıklar vardı? Giderken yürekleri hangi mesajı bırakıyordu bizlere? Bilmiyorum…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Ümit Bitmez - Ülkemizde yaşanan mülteci sorununa münkerden nehy adına yanlışları anlatarak vicdanlara sesleniyorsunuz. Irkçı, narsist, faşist, ahlaksız, vicdansızların yaptıkları elbette iyileri üzmektedir. Evini ücretsiz verenler, onlara yardım elini uzatan hayırda yarışanlarıda örneklendirmek ülkemizin ve insanımızın gerçek tasviri olacaktır. Yunanistan, İspanya vb Batı ülkelerinde yaşanan mültecilere yaklaşımlar bizden çok daha kötü. Mülteciler gerçekten büyük acılar, yokluklar yaşıyorlar. Merhamet ehli daha duyarlı olmalıdır. Suriye katil rejim sadece zulmetmemiş aynı zamanda eğitim olarakta çok mahrum bırakmış. Eğitimli, becerikli ve mülteciler biraz daha onurlu yaşama mücadelesi veriyorlar. Ama Irkçı faşistler iyi kötü ayırımı da yapmıyorlar. Kötülükten nehy adına vicdanlara seslenen etkileyici vurgulayıcı için teşekkürler.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 28 Haziran 06:41


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?