Batı ve İnsan

Değeri bakımından Batı’dan bakılınca insan sınıflara ve katmanlara ayrılır. Öncelik kendi ırklarıdır. Irk üstünlüğü sınır tanımaz bir ilkedir.

Kendileri dışında kalanlar, ne olursa olsun onlar açısından bir alt sınıftır. Hatta bir varlık olarak insan konumunda bile görülmez. Bunu anlayabilmek için kimi olaylar duruma açıklık getirir. Şu yazının yazıldığı şu anda (26.06.2022), İspanya’da ülkesine giden göçmenlerden ilk belirlemelere göre, bariyerleri aşan kırka yakın insanın polis tarafından öldürüldüğü. İspanya Başbakanı’nın göçmenleri öldüren polislerini tebrik ettiği bilgisi. Bunu biz yadırgamıyoruz. Rönesans’tan sonra Batı, insanı tanrı yerine koydu. Yani metafiziği devreden çıkardı, akıl ve bilim ile kendi insanının üstünlüğünü, tanrılaştırdı. Buna bağlı da ideolojiler üretti.

“Hümanizm”, ısrarla zaman zaman vurguluyoruz, gerek felsefî ve gerekse sosyolojik düzlemde sadece ve sadece kendi, yani Batılı insanı içindir.

Bizim kendi insanımızın küçümserlik duygusu, biraz ağır gelecek ama kölelik duygusu, Batı hayranlığı bu gibi durumları görmezlikten geliyor. Kendi insanımız derken, ruhu ve gönlüyle Batı düşüncesine gönül verenleri kastediyoruz, geneli değil. İnsanımızın öngörüsü, sezgisi bunun üstündedir.

Düşünce hayatımızda; bu, Batı körlüğü içinde bulunan bilim insanlarının Mevlâna ve Yunus’un insana bakışı ve sevgisi, merhameti bile “hümanist” bir olgu içinde değerlendirildi. Bu, hâlâ devam ediyor.
İdeolojik anlamada da Batı ruhuna kapılmış olanların temel bakışı bunun daha ötesindedir. Kendi medeniyetini ve insan değerini bile fark edememe gibi bir durum söz konusu. Bu bağlamda, göçmenlik konusu ısrarla gündemde tutulurken, Batı’dan gelen bu hastalıktan kaynaklanan ırk üstünlük duygusuyla Suriye özelinde “Arap”, Afganistan özelinde “Afganlı” ya da “Peştu” alt sınıflardır. Onların kimi zorunluluklardan ötürü ve hatta sömürgecilerin iliklerine kadar sömürdüğü insanların göçmen olması, rızık arayışları da gene “ırk” üstünlük olgusuyla ele alınıyor.

Bir yanıyla Batı insanın kendisine reva gördüğünü, kendisi de başkalarına reva görüyor.
İspanya’da öldürülen Faslılara gelince sadece ekonomik zorluklardan, ülkelerinin hâlâ sömürülüyor oluşundan yaşadıkları mağduriyetler asla konuşulmaz.

Pandemi sürecinde Fransa aşı ürettiğinde, yetkililerin bu ilâçların önce Afrikalı siyahiler üzerinde uygulanması düşüncesini dile getirmişti. Biliniyor ki, ilâçlar önce hayvanlar, yani maymunlar ve fareler üzerinde uygulanır, onlar denek olarak kullanılır. Batı ruhu kendi dışında kalanları aynı konumda görüyor.
Batı, kendi dışındakileri, hizmetlerinde bulundukları sürece aynı konumda görür. Bu genel bir anlayış.

Avrupa ülkelerinde çalışan insanlarımız bulundukları hayat koşullarında daha rahat ve daha refah içinde olduklarından hâllerinden memnundurlar. Batılı da bundan memnundur. Ne zaman ki söz sahibi olmaya, belli bir yere gelmeye ve hatta üst düzeyde bir katılımda bulunmaya geldiği andan itibaren durum değişiyor. O zaman artık tedbir alınıyor.

Giden işçilerimizin posası çıkıncaya kadar orada kullanılıyorlar. Belli bir yaşa geldiklerinde de onların bir ağırlığı olmuyor. Onların çocukları belli bir yere gelme sürecinde eğer asimile olmuyorlarsa sorunlar başlıyor. Asimile olup dönüşüyorlarsa bu da sorun olmuyor. Asıl sorun söz ve yetki sahibi, etkilerini belirginleştirmesiyle başlıyor.

Amerikan ve genel anlamda Batı emperyallerinin, ülkelerin sadece kaynaklarını değil, insan emeğini de sömürdükten sonra onlara yaşama alanı ve hakkı bırakmıyor. Sömürgeler bağlayıcı olduğundan sömürü çarkı devam ediyor. Bu ülke insanları artık bir yere sığınma gereği duyuyorlar. Batı ise bunlara asla yaşama hakkı tanımıyor. Mağdur topluluklar ülkelerinde kaldıklarında da sürünüyorlar. Batılının ise umurunda değildirler.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?