Şair Sabitesi

Eğer bir ortamda şiir üzerine değil de şairler üzerine konuşuluyor, bir adım ileri gidilip haklarında atılıp tutuluyorsa orada şiire dair bir ciddiyet ve samimiyetten bahsetmek mümkün değildir. Şiir üzerine konuşmanın adına eleştiri ya da kritik denirken, şair adına ileri geri konuşuluyorsa bunun adına edebi züğürtlük denilebilir ancak.

Bir şeylerin adını iyi koymak icap ediyor. Bir sürü gevezelik yapıp boşluğa konuşarak bir de kalkıp medeniyet müdafaası yaptığını söylemek, ne yaptığını bilmezlik değilse nedir? Ne de olsa medeniyet çok kullanışlı bir kelime. Bozdur bozdur harca. Medeniyetin temeli iyi insan inşasıdır. Şahsiyetini bile bir yere oturtamamış kişilerin medeniyet kelimesini ağzından düşürmemeleri ıstılahi anlamda bir zulümdür.
Şair sabitesi diye bir şey var mıdır? Bunun cevabını merhum İstiklal şairimiz Mehmet Akif’e bırakıyorum. Zira o, Safahat’ında şairlere dair diyeceğini demiştir:

“Ben de tarih okudum, âlemi az çok bilirim.
“Şuara” dendi mi, birdenbire oynar sinirim.
İyi gün dostu herifler, o ne yardakçı gürûh,
O ne müstekreh adamlar! Hani bakmak mekrûh.
Dalkavukluktaki idmanları sermâyeleri…
Onlar azdırdı, evet, başlıca pes-pâyeleri.
Bu sıkılmazlara, “meth et!” diye mangır sunarak,
Ne erâzil, adam olmuş, oku tarihi de bak!
Edebiyyata edepsizliği onlar soktu:
Yoksa din perdesi altında bu isyan yoktu”

Ben hikâyeci ya da denemeciler hakkında böyle öfkeli sözler hiç duymadım. Bir denemeciye gönül koyup öfkelendiğim de vaki değildir. Hikâyeciler anlattıkları hikâyenin içerisinde dinleyici ya da okuyucuları öylesine kucaklayıp kuşatırlar ki, kendi benlikleri sanki arada kaybolur.

Üstat Sezai Karakoç’un aramızdan ayrılmasıyla her zamankinden daha derin ve çok boyutlu bir yalnızlık yaşıyoruz. O, bizim olmak isteyip de bir türlü olamadığımız yanımızdı. Şair olmanın bir müspet kimlik olduğunu vurgulamıştı sıklıkla. Bilinmedik bir âlemden dünyaya gönderilmiş bir misyon adamı olduğunu söylemişti şairin. Ona göre şair, çağının tanığı ve toplumun öncüsüydü. Kendisi de hep bu mesuliyet bilinci içerisinde yaşadı ve aynı kararlılıkla son nefesini verdi.

Şairlerin dünyanın imarı ve insanın inşası noktasında tarihin akışını değiştirecek tavır ve eylemlerden uzak bir hayat yaşaması şiire yaklaşım biçimlerindeki eksik ve yanlışlarla ilgili bir durum olsa gerektir. Şairin etki alanı itibariyle şiirinden bir adım önde olması gerekirken, şiirinin fersah fersah gerisinden gelmesi, sesi ile sözü, sözü ile eylemi arasında yaşadığı kopukluk sebebiyledir. Söz ve ses çoğu yerde şairinden firar etmiştir.

Necip Fazıl’ın baskın karakteri mücadele azmi, Mehmet Akif’in söz-eylem uyum ve tutarlılığı, Sezai Karakoç’un tek başına medeniyet ülkümüzün dalgalanan bayrağı olduğunu biliyoruz. Daha nice ismi kendilerine yakışan hâkim karakterleriyle hatırlıyoruz. Acaba aynı şeyi onların takipçisi ve iz sürücüsü olduğunu ifade eden şairler için söyleyebilir miyiz? Buna evet diyebilmek çok zor. Belki lafta bir ideale yaslanmış görünen şairlerden bahsedebiliriz. Çünkü şiir şairini çoktan terk etmiş. Şair derinlerde değil satıhta dolaşıyor. Sözde şiir yazıyor, ama yaşantısı büsbütün verili dilin etkisinde, yani düzyazı.
Bir şeylerin adını tam koymuyor ve ad yerlerde sürünüyorsa, her gelen kişi o duruma bir başlık atıp ad koymaya kalkacaktır. Kendini ifade edecek argüman ve enstrümandan yoksun oldukları için birtakım isimlerin arkasına sığınarak kimlik sahibi olmaya hevesli o kadar çok turfa müneccim var ki! Bazılarının adı inadıdır, kiminin adı sabaha kadar süren tiradı.

Meydanı kaplayan kalabalıktan her bir insanı eteğinden ya da ceketinden tutup çekerek “Affedersiniz siz kimsiniz?!” diye sorsanız, bir soru işareti gibi önünüzde çözüleceğinden hiç şüpheniz olmasın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Yaşar Akgül - Ne yazık ki öyle kardeşim..Selamlar..dualarımla..

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 23 Haziran 12:50


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?