Sosyo-Ekonomik Trendler, Eğilimler, Beklentiler

İnsan nesneleşmiştir. Her olayın bir parçası olsa da bilincin dışındadır. Ancak doğudan batıya, kuzeyden güneye tüm insanlık aslında yaşadığı güçlükleri aşma eğilimindedir. “Nesneleşme”den çıkmak istemekte, fıtratı gereği özne konumuna yükselmeyi beklemektedir. Ancak bu isteği ayaklandıracak bir etki arayışındadır. İnsanlık adına bu “istenilir etki”yi kim üretecek?!.

Acil bir yenilenme

Dünyada son kırk yılda yaşanan tekno-ekonomik gelişmeler, “Asya-Pasifik’in yükselişi ve küreselleşmenin yeni bir evresine geçilmesi” nedeniyle uluslararası sistemin yeniden tasarlanmasını gerektiren “kurucu bir an”da yaşıyoruz. Dünyanın eski düzeni, kurum ve kuralları acil bir yenilenmeye ihtiyaç duyuyor. Ve insanlığın bugünkü koşullarından kurtularak müreffeh bir hayat yaşaması için yeni bir yol haritası arayışı var.

Bu kurucu anda meselenin iyi anlaşılması ve anlatılması gerekiyor. İstenen değişimin boyutlarını ortaya koyacak bir hazırlık ve değerlendirme yapılmalıdır. Bunun için sorunun gerçek bir sorun olduğunu gösteren “kanıtlara erişilmeli” ve tespit içeren bir “veri seti” temel alınmalıdır. Sorunu yaşayan birey ve gruplarla görüşülerek hem sorunun hem de ona yönelik çözümün doğru teşhisi sağlanmalıdır.
Hayatın anlam kazanması

Sorunun analizinin iyi yapılabilmesi için trendlere, eğilimlere ve beklentilere yer veren araştırmalar incelenmelidir. Çözüme yönelik olarak akılcı, toplumsal aklı ve enerjiyi harekete geçirebilen, farklı kesimlerin katkı yapabileceği, “piyasa gerçekleriyle ve dünya pratiğiyle uyumlu bir politika seti” üzerinde uzlaşılmalıdır. Hayatın yeniden anlam kazanması ve bu değerli konumun iyi yönetilmesi planlanmalıdır. Bu noktada sosyal çözümlerde önemli roller oynayacak, oynaması kendisinden beklenenlerin soracağı sorular üretilmelidir.

Bu sorular: Yaşanan sorun ne boyutta, giderilmesi için nasıl bir değişiklik gerekiyor, nasıl bir kaynağa ve kimlere ihtiyaç var? İçinde bulunulan sosyal, ekonomik, kültürel ve politik koşullar bu sorunun çözümünde ne kadar etkili? Sorunun temelsiz bir varsayıma ya da tahmine dayanmaması, genel geçer ifadelerle ortaya konmaması, abartıdan uzak olması ve gerçek boyutlarıyla görülebilmesi için bu sorular belirli araştırma teknikleri ve araçları kullanılarak bilimsel yöntemlerle cevaplanmalıdır.

İmkânlar ve fırsatlar

Acil bir yenilenme ve hayatın anlam kazanmasını sağlayacak bu hazırlıklar, insanın kendi gücü ve yapabilirliğini analiz etmeye başladığında sonuç verir. İstenilir etkiyi üretecek eylemlerin sonuçları ölçüldüğünde hangi eylemin işe yaradığı görülür. Böylece maddi imkânları, yerel, bölgesel, ulusal ölçekteki fırsatları, karar vericileri ikna etme potansiyelini, içinde bulunduğu ağları gücü ve yapabilirliği ölçüsünde değerlendirir. Ve insanlar yeni imkân ve fırsatlar buldukça soruları çeşitlenir.

Soru kalitesi artar: Elimdeki bütçeyle bu sorunu çözmek için gerekli faaliyetleri yerine getirebilir miyim? Sorunu çözmek için hangi yetenek-araçları kullanacağımı biliyor muyum? Amacıma ulaşmak için kilit kişi ve kurumlara nasıl ulaşabilirim? Konuyla ilgili karar alıcıları etkilemek adına güçlü ve zayıf yanların farkında mıyım? Fayda maliyet analizi yaparak her türlü kaynağı daha etkin kullanabilir miyim? Ve cevaplanan her soru aslında yeni bir iş birliği ve paydaş sayısını artırır.

Sonuçlardan “istenilir etki”ye

Trendleri, eğilimleri ve beklentileri iyi analiz ederek, önce yaklaşım geliştirmeli, sonra harekete geçilmeli ve nihayet etki üretilmelidir. Bunun için “temsiliyet” aşamasından “icra” ve “rehberlik” aşamalarına geçecek sivil inisiyatifler gerekmektedir. Sosyal etki üretmeyi planlayan her inisiyatif, her etkinliğini program/proje/kampanya olarak şekillendirebilmelidir. Böylelikle hedeflenen sosyal etki, “tasarım ve izleme” olarak modellere dönüşecektir.

Böylece girdiler “aksiyonlar”a dönüşür ve bu aksiyonların “çıktı”ları işaret olur. İzleme süreçleri, hedeflenen amacına ulaşıp ulaşılmadığı bilgisine ışık tutar. Kısa vadeli sonuçlarla arzu edilen hedeflere ne derece ulaşıldığı görülür. Bu gelişmeler insanlarda belirli bir algı, tutum, davranış değişimi oluşturur. Sosyal etki tasarımı ile “hareket”, sosyal etki izleme ile de “değişim” yönlendirilmiş olur.

Günümüzde insanın modernleşme ve özgürleşme özlemi, “yenilenme ve hayatın anlam kazanması” olarak konumlandırılmalıdır. Ülkemizin, dünyanın düzeni şekillenirken kendi “görüş”lerini bu yeni yapının harcına yerleştirmelidir. Türkiye bu kurucu anda alınan kararlara, izlenen çizgiye sadece tepki veren değil, yeni yapılanmaya insanın özne olması adına aktif katkıda bulunan ülke olmalıdır. Çünkü “uluslararası düzeydeki karar alma süreçlerine katılım”; yaşanan sorunların doğru hedefler, politikalar benimsenerek ve bütünleştiren söylemler geliştirerek aşılabileceğini insanlığa müjdeleyenlerin hakkıdır!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Veli - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?