Reklamı Kapat

Ekonomik Uygulamalardan Hayır Gelmiyor

Başlığa ekonomiyi çıktım ama uygulanmakta olan dış politikanın da ülkeye zarar verdiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Özellikle ekonomide gelinen nokta dar ve sabit gelirlilere hayatı yaşanmaz hale getirdi. Bunu görmek için devlet büyüklerimizin çarşıya pazara inmeleri, insanlarla temas kurmaları gerekiyor. Böyle olmaz da oturdukları yerden sorunlar tespit edilmeye çalışılırsa başarılı olmaları mümkün olmaz, olmuyor. Çünkü çevreleri ülke sorunlarını tam ve doğru olarak aktarmıyorlar. Söz gelimi medyaya da yansıyan haberlerde üreticinin de tüketicinin de mutlu olmadığı belirtiliyor. Bu noktada belki akla, ülke sadece üretici ve tüketicilerden mi oluşuyor sorusu gelebilir. Hemen belirteyim ki esas olarak elbette üretici ve tüketiciden oluşan bir toplum yapısı var. Ancak, aynı anda üreticinin de tüketicinin de mutsuz olması ülkemizin ekonomik olarak geldiği noktayı gösteriyor. Çünkü özellikle tarım ürünlerinin fiyatı tarlada belirlenir ve buradan tüketicilere ulaştırılır. Ancak, eğer bir ülkede hem üretici hem de tüketici mutsuz, hayat pahalılığından şikâyetçi ise o zaman arada devreye giren bir takım eller sebebiyle üreticiden ucuza alınan ürünlerin tüketiciye çok yüksek fiyatlara ulaştırdığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Çünkü belli ki ürünlerin fiyatları arz ve talebe göre belirlenmiyor, bir takım aracı kurumların eliyle belirleniyor demektir. Böyle bir ekonomik model ise insanları mutsuz ediyor. Çünkü üretici kazanamadığı için üretimini azaltıyor ya da durduruyor, tüketicinin ise çarşı, pazar ve marketlerde sadece ürünleri seyretmekle yetinmek zorunda kalıyor.

Hemen belirteyim ki ortaya çıkan hayat pahalılığını bir takım dış etkilere bağlayarak izah etmek belki mümkün olabilir ama böyle bir izah ülkeyi yönetenlerin kendilerini sorumluluktan kurtarmak için bir takım gerekçelerin arkasına gizlendikleri gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Elbette bugün yaşanan ekonomik sıkıntılarda yaşadığımız salgının, 10 yılı aşkın bir süreden beri sınırımızın hemen ötesinde Suriye’de devam eden çatışmaları ve Rusya- Ukrayna Savaşı’nın etkisi var. Ancak, özellikle Suriye’de bir zamanlar ortak Bakanlar Kurulu toplantısı yaparken birden bire hangi gerekçelerle ya da hangi dost bildiğimiz ülkelerin iknası sonucu kendimizi çatışmanın içinde bulduğumuz sorusunun cevabının toplum ile paylaşılması gerekiyor. Çünkü Suriye’de yaşanan çatışmaların en çok ülkemize zararı oldu. Bugün 4 milyona yakın Suriyelinin ülkemizde bulunduğu resmi ağızlardan açıklanıyor. Ülkemizde mültecilerin sayısı sadece artmakla kalmıyor, aynı zamanda kalış süreleri uzuyor. Elbette bu insanlara kucak açmamız inancımızın gereğiydi ama içeride ekonomideki kötüleşme arttıkça ister istemez kendi insanımızın yaşantısı güçleşiyor, bu ise ister istemez toplumda bir takım çatışma ve sürtüşmelere sebep oluyor.
Ekonomik sıkıntılara çare olacağı ileri sürülen uygulamalar devreye sokuluyor ama işler bir türlü düzene girmediği gibi giderek daha da ağırlaşıyor. Kısacası, mevcut anlayış ile devreye sokulan uygulamaların ekonominin ayağa kalkmasını sağlamaya yetmeyeceği görülüyor. Öyle olmasaydı birbirini takip eden bir takım yeni uygulamaların devreye sokulmasına gerek kalır mıydı? Özellikle ekonomideki uygulamaların ekonominin kurallarına uymadığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu arada Haçlı anlayışı ile birlikte yürüdüğümüz sürece ödediğimiz fatura ağırlaşıyor. Artık, bir yandan Batı’yı, “300-500 mülteciyle reklam yapıyorlar” diye haklı olarak suçlarken ardından onlarla birlikteliğimizi sürdürdüğümüz takdirde işlerin düzülmeyeceğini görmek için zorlanmaya gerek olmayacaktır. Bunun da ötesinde bir yandan İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğini veto edeceğiz ama aynı NATO’daki pek çok ülkenin terör destekçisi olduklarını bile bile aynı örgüt içinde omuz omuza yürümeye devam etme arzumuzun bir çelişki oluşturduğunu sanıyorum söylemeye bile gerek yok. Kısacası gerek ekonomi, gerek dış politika uygulamalarımızın kökten değiştirilmesine ihtiyaç olduğu görülüyor. Çünkü dost bellediğimiz düşmanlardan ülkemize bir hayır gelmeyecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?