İşlek Zihinler

Milletlerin ve toplumların devinimli hâlleri eylemlerinde kendini gösterir. Durağanlıklar da bir toplumda nelerin ne ve nasıl olduğunu belli eder.
Milletlerin, toplumların ya da devletlerin oluş ve yükselişleri olduğu gibi düşüşleri de oluyor. Düşüşlerin birçok nedeni var. Hayatın sıradanlaşması, kanıksanması, insanın kendini yeterince yineleyememesi gibi. Yenilenmeler iç dünyada olup bitmiyorsa, hayat ve yaşama tarzları değiştirilmedikçe aynı hâl üzere kalınır. Bu da insanda tıkanmalara neden olur.

Bir milletin kendini yenilemesinin birçok yolu var.
Batı düşüncesinde ve toplumlarında ideolojik değişimler bunun başlıca nedeni. Bir yerde tıkanınca bir başkasına geçiş yapılıyor. Bu da sonu olmayan bir yol ve yöntem. Batı, bunu fazlasıyla denedi. İdeolojiden ideolojiye geçti. Her geçiş bir süreliğine geçici bir canlanma gibi göründüyse de sonuçta tıkandı.
İdeolojiler dönemi bitti. Para ve sermaye, yani kapitalizm insanlığı oyalayacağı yeni oyunlar buluyor. Bunlar da oyalanma alanı oluyor genelde.

Başta futbol olmak üzere yeni oyalanma alanıdır ve epeyce de etkilidir. Futbol oyunu bir dindir artık. Tapınılan ve ritüelleri, boşalma alanları olan bir din. Spor oyunlarının yapıldığı mekânlara “mabet” denilmesi boşuna değil. Bir hafta boyunca iyice şişen, patlamaya hazır olan genç ve enerjik kitlenin boşlama alanları ve zamanlarıdır spor arenaları. Bu patlamaların ölçüsü ve sınırı yok. Bir futbol maçı öncesinde spor severler alkol alıyor, iyice kafayı tütsülüyor sonra da mabedine gidiyor, oradan sınırsız bir boşalım yaşıyor.

Tüketim boşalımı, hırsı, tutkusu. Bu da moda üzerinden gerçekleştirilen dinî bir ritüeldir. Bunun da sınırı yoktur. Bir yanıyla insanlar hem bağımlı hâle getiriliyor hem de tüketimin sınırsız bir aracı olunuyor. Gardıropların dolup taşması, istiflenmesinde de sınır yoktur. Uçsuz bucaksız bir savruluş. Bu tutkuya kapılanlar insan üzerindeki oyunun farkında bile değildirler. Güzel ve alımlı görünme tutkusunun gençlik ve yaş ile sınırlı, geçici olması o kadar da önemli değil. İnsan bedeni zamanla buruşuyor ve pörsüyor. O zaman da bir bunalım süreci başlıyor.

Kitleler bu coşkulu zamanlarda talepleri karşılayamayınca, güç yetiremeyince aileler arasında çatışmalar başlıyor.
Sapkınlıkların da artık bir ideoloji olduğu gerçeği göz ardı edilemiyor. Bunun yoğun mücadelesi ve savaşı veriliyor. Kitleler buna hem kanıksatılıyor hem de alıştırılıyor. Bu da Batı ruhunun bir diğer ideolojisi.
Bu örneklerden yola çıkarak şu söylenebilir. Toplumların tıkanma ve donma dönemleri var. Daralan kapıları aralamak, tıkanıklıkları gidermek için kendi ruhlarına uygun yol ve yöntemlerle yollarına devam etmek.

Bu yoğun değişimlerin ve dalgalanmaların önünde durulması oldukça güç görünüyor. Kapitalizm özlü bu oluşlar, güçlü desteklerle karşı oluşları bertaraf ediyor, etkisiz kılıyor.

İnsanlığın bir çıkışa gereksinimi var ve zorunludur. Kendi geleceği için. Bu uçurumların, doyumsuzlukların da bir gün kendilerinin başına belâ olacağı gerçeği görmezlikten ve bilinmezlikten gelinemez.
İnsanlığın bir tek çıkış yolu var kendi medeniyetinin ruhunda, yenilenmesi, umut oluşturması ile olabilir. Müslümanlar her hâl ve durumda kendilerini yenileyebiliyorlar, böyle bir özellikleri var.

Kendine özgü aşk, sevgi ve merhamet dilini, insana değer verir özelliklerini edinmesi, yenilemesi zorunlu. İnsanlığın en büyük gereksinimi. Doğal olarak bu ruha uygun yaşama biçimi. İnsanın acılarını ruhunda iyice duyacağı bir bilinç ile. İnsanın, kurdun ve kuşun, her türlü canlının hakkını gözetmesi, hak ve adalet tartısına özen göstermesi. Bu terazi soyuttur. Hayatın bütün anları ve alanları için geçerlidir. Hayatın işlek, hareketli ve canlı oluşu insana güç kazandırır. Umut ve heyecan verir. Donukluklar ancak bu ruhla giderilebilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Mehmet Uzun - Sezai Karakoç'un "Günlük Yazılar 2"yi okuyorum. Yıl 1969-1970. Sorunlar aynı, çözümler aynı.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 17 Haziran 13:50


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?