Gündeme Dair

Son dönemde bir kesim Türkiye’nin geçtiğimiz yıl çekildiği İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden agresif bir şekilde gündeme taşımaya başladı. Ana muhalefet partisi başta olmak üzere birçok kurum Danıştay’a İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme ile ilgili cumhurbaşkanlığı kararının iptali için dava açtı. Açılan davalarda yüzlerce avukatla adeta gövde gösterisi yaparcasına boy gösterildi. Öncelikle şunu ifade etmekte fayda var. Türkiye, geçtiğimiz yıl sözleşmeden çekildi ancak sözleşmeye bağlı olarak çıkarılan 6284 sayılı kanun yürürlükte kalmaya devam ediyor. Yani aslında kadına şiddet konusunda İstanbul Sözleşmesi’nden resmi olarak çekilmiş olmamıza rağmen fiili olarak birçok mesele İstanbul Sözleşmesi’nde çizilen çerçeveye göre değerlendiriliyor. Zaten geçtiğimiz günlerde Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Derya Yanık da bu durumu ifade etti. Durum böyleyken bazı grupların agresif bir şekilde sözleşmeden çekilme kararının iptali için çaba göstermesi, meselenin ideolojik bir arka planı olduğunun, asıl meselelerinin sözleşme değil, sözleşmenin toplumun ifsadı ile ilgili oluşturduğu sosyolojik ve psikolojik etkiyi kaybetmemek olduğunu ortaya koymaktadır. Toplumun ihyası ve ifsadı konusunda kadın ve ailenin kritik rolü bilindiği için kendilerince kazanmış oldukları bir psikolojik mevziyi kaybetmeme telaşı ile hareket ettikleri kanaati oluşmaktadır. Bu konuda gözlerini öylesine hırs bürümüş durumda ki; bugün ana muhalefet tarafından açılan dava sonucunda sözleşmeden çekilme kararı Danıştay tarafından bozulursa, aslında temelde İstanbul Sözleşmesi’nin mantığı ile hiçbir problemi olmayan iktidarın siyasi açıdan ne kadar prim kazanacağını bile göremeyecek haldeler. Bu konuda son olarak şu konuya değinmekte fayda var. Bilindiği gibi İstanbul Sözleşmesi taraftarları propagandalarını “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” iddiası ile yürütüyor. Bu slogan sözleşme taraftarlarının ortaya koyduğu bir hipotez olarak ifade edilebilir ve hipotezler verilerle desteklenirse anlam ifade eder. Ancak gerek Türkiye’de gerekse sözleşmenin geçerli olduğu diğer birçok ülkede ortaya konulan veriler İstanbul Sözleşmesi yaşatır hipotezini destekler nitelikte değildir. Tam aksine birçok ülkede sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra kadına şiddet konusundaki tablonun daha da kötüye gittiği görülmektedir. Yani söz konusu hipotez, veriler tarafından desteklenmeyen ideolojik bir slogandan başka bir anlam ifade etmemektedir. Kaldı ki sosyal bir problemin çözümü için inançları, değerleri, kültürleri, sosyal yapıları farklı çok sayıda toplum için tek bir metnin çözüm olmasını beklemek akıl ve mantığa uygun değildir. Yapılması gereken, inancımız, değerlerimiz, sosyal gereksinimlerimiz çerçevesinde şiddeti önlemeye yönelik sorunu çözecek düzenlemelerin yapılmasıdır. Tabii niyet sorun çözmekse…
***
Kamu finansman açığının kapatılması konusunda arayışta olan ekonomi yönetimi devlet iç borçlanma senetlerinin bir türü olarak “Gelire Endeksli Senet (GES)” olarak ifade edilen bir borçlanma senedi ihraç edileceğini açıkladı. GES, ilk olarak yine mevcut hükümet döneminde 2009 yılında piyasaya çıkarılan kamu iktisadi teşekküllerinin Hazine’ye aktardığı hasılatlara dayalı bir borçlanma senedidir. Piyasada söz konusu senetlerle ilgili fetva verecek çok sayıda hoca vardır ancak, asgari getiri oranı garantisi içerdiği için GES alımını İslami açıdan uygun görmek mümkün değildir. Diğer yandan ilk etapta ihraç edilen GES’lerin Devlet Hava Meydanları İşletmeleri ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nün Hazine’ye aktardığı hasılatlara endeksli olacağı açıklandı. Resmi enflasyon oranının %73 olduğu bir ortamda insanların son altı ayda Hazine’ye 5,2 milyar TL hasılat aktardığı ifade edilen iki kurumun hasılatına endeksli borç senedi almak için döviz bozdurmalarını beklemek çok da mantıklı değildir. Dolayısıyla GES ihracının beklentileri karşılaması olası görünmemektedir. Bununla birlikte bu adım ekonomi yönetiminin atacak kurşunlarının tükendiğinin ve ne yapmaları gerektiğine ilişkin pusulasının olmadığının da göstergesi niteliğindedir…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammed Maruf - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?